Dijital onay bağımlısı diyen araştırma - FUNDA KARAYEL

Eğer profesyonel anlamda spor yapmıyor, sosyal medyayı işinin bir parçası olarak kullanmıyor ama buna rağmen spor salonundan neredeyse her gün fotoğraf veya video paylaşıyorsanız bu sizin onaylanma ihtiyacına aç olduğunuzu gösteriyor. Ben demiyorum Londra'daki Brunel Üniversitesinde yapılan bir araştırma söylüyor bunları. Spor rutinlerini sık sık paylaşan kişilerin yalnızca sağlıklı yaşam motivasyonu ile hareket etmediğini söylüyor. O postlar bazen ilerleme takibinden çok, görünmez bir alkış isteği barındırıyor. Beğeniler, emojiler, efsanesin yorumları...

Kısacası dijital onay. Yani mesele sadece bugün de spora gittim demek değil. Daha çok, 'Bunu gördünüz mü' demek. Herkese kolayca 'narsist' etiketi yapıştırıyoruz ama kavram aslında daha spesifik. Araştırmalara göre narsisistik eğilimler şunları içeriyor: Abartılı bir özgüven ve kendini merkezde görme, sürekli beğenilme ve takdir edilme ihtiyacı, empati eksikliği, başarı, güç ve kusursuz görünüm fantezileri. Bu özelliklere sahip kişiler için sosyal medya, ideal vitrin. Ama araştırma diyor ki her spor paylaşımı narsisizm değil. İşin ilginç tarafı burada başlıyor. Araştırma sadece narsisizmi işaret etmiyor. Düşük özgüven de fitness paylaşımlarını tetikleyebiliyor. Bu kişiler için spor postu bir övünme değil, bir tutunma biçimi. Aradıkları şey alkıştan çok, onay. 'Harikasın' değil, yalnız değilsin. Aradaki fark ince ama önemli:

Biri "Bak ne kadar iyiyim" derken, diğeri "Ben de iyileşebilir miyim" diye soruyor. O zaman asıl soru şu: Sorun spor paylaşmak mı Hayır. Sorun neden paylaştığımız. Bana göre hiçbir sorun yok keşfet bu fotoğraflarla dolup taşıyor. Kimin algoritması bu, bunu da bilmiyorum ama fitness içeriği motive edici olabilir, güçlendirici olabilir, hatta öğretici olabilir. Ama niyet bulanıklaştığında, spor kişisel bir yolculuk olmaktan çıkıp sahne performansına dönüşüyor.


CÜBBE VE INFLUENCERLIK BİR ARADA OLABİLİR Mİ
Bir avukat düşünün. Boşanma davaları üzerine konuşuyor, hukuken neyin aykırı olabileceğini anlatıyor, araya mini bir kombin, bir topuklu, bir bugün bunları giydim sıkıştırıyor. İçerik bilgi mi Evet. Etkileşim mi Elbette. Meslek etiği mi Orası biraz flu. Sonuç Soruşturma. Buraya kadar hikaye tanıdık. Yeni olan şey şu: Kimse artık bilgi üretmiyor, herkes performans sergiliyor. Hukuk, moda eşliğinde anlatılan bir reels formatına dönüşmüş durumda. Cübbe bir kostüm, mahkeme koridoru fon, dava dosyası aksesuar. Hukuk TikTok'a adapte olurken TikTok'un hukuka uyum sağladığını söylemek zor. Ama merak ettiğim şu: Avukat denetleniyor da, psikologlar neden hala serbest bölge. Bugün sosyal medyada ilişki uzmanı, travma şifacısı, bilinçaltı koçu etiketiyle dolaşan kaç kişinin gerçekten ne yaptığı belli değil. Danışan hikayeleri anlatılıyor tabii isim yok, detay bol. "Bir danışanım vardı" diye başlayan cümleler, mahremiyetle flört ediyor. Tanı koyar gibi konuşmalar, Instagram story'si kıvamında terapi seansları, narsistseniz şöyle, toksikseniz böyle diye paketlenmiş insan halleri...