Ülkemizin ev sahipliği yapacağı, iklim krizine karşı küresel iş birliğinin en önemli buluşmalarından biri olan COP31 için şimdiden çok heyecanlıyım. İklim diplomasisinde güçlenen bir ülkenin hikayesini adım adım izliyoruz, peki ya bundan sonra ne gibi adımlar atılacak İşte bu sorunun cevabını bulmak için Sıfır Atık Forumu açılış oturumundayım...
Sıfır Atık Hareketi kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası ölçekte ulaştığı etki, tüm dünyaya örnek oldu. Ve bugün aslında forumda bu başarıyı kutluyoruz...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın sıfır atık konusunda üstlendiği öncü rol artık Türkiye sınırlarını aşan küresel bir harekete dönüştü. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 30 Mart'ı 'Uluslararası Sıfır Atık Günü' ilan etmesi de bu vizyonun uluslararası ölçekte gördüğü kabulün en somut göstergelerinden biri.
MEVLANA'DAN MESAJ
Forumda yaptığı konuşmasında sık sık "Herkes için daha adil bir dünya" vurgusu yapan Emine Hanım, çevre krizlerinin aslında bir vicdan meselesi olduğunun altını çizdi. Bu noktada Afrika kökenli Ubuntu felsefesine yaptığı gönderme dikkat çekiciydi. "Ben, çünkü biz varız" anlayışını temel alan bu yaklaşım, insanlığın ortak kaderine işaret ediyor.
Sahnede, paylaşmanın değerini anlatan Mevlana'nın o unutulmaz sözünü de hatırlattı Emine Erdoğan: "Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından hiçbir şey kaybetmez."
KÜRESEL BİR ZORUNLULUK
Belki de sıfır atık hareketinin özü tam olarak burada saklı. Bilgi paylaşıldıkça çoğalıyor, farkındalık yayıldıkça büyüyor ve küçük adımlar birleşerek küresel dönüşümlere kapı aralıyor. Birleşmiş Milletler kürsüsünden tüm dünyaya seslenen Emine Erdoğan, bu kez aynı güçlü mesajları İstanbul'dan verdi. Tam 183 ülkeden gelen misafirlerin ağırlandığı bu buluşma, yalnızca bir zirve değil, aynı zamanda ortak bir gelecek tasavvurunun da ilanı niteliğindeydi. Bu nedenle bu organizasyonu tarihi bir buluşma olarak görmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" mesajının somut tezahürü olduğunu düşündüğünü de söyledi Emine Hanım. Çünkü artık dünyanın sorunları da çözümleri de birkaç ülkenin tekelinde değil. Daha adil, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek ancak ortak akıl ve sorumlulukla mümkün.
Emine Erdoğan, konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadelede sıfır atığın kritik rolüne dikkat çekti. "Sıfır atık, iklim değişikliğiyle mücadelede tüm yolları birleştiren bir köprüdür" diyen Erdoğan, dünyanın karşı karşıya olduğu israf sorununa çarpıcı verilerle dikkat çekti.
Her yıl dünyada yaklaşık 5 milyon yemek tabağına denk gelen gıda çöpe gidiyor. Üretim için harcanan su, enerji ve emek de bu israfla birlikte yok oluyor. Emine Erdoğan, sürdürülebilir bir gelecek için kaynakların bilinçli kullanılması gerektiğini vurgulayarak, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. İsrafla mücadelenin artık bir tercih değil, küresel bir zorunluluk haline geldiğini belirten Erdoğan, sıfır atık hareketinin dünyanın ortak geleceği için güçlü bir çözüm modeli sunduğunu ifade etti.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise "Mesele yalnızca iklim değişikliğiyle mücadele etmek değildir, insanlığın tüketim alışkanlıklarını yeniden sorgulamasını sağlamaktır" dedi.
FORUMUN BAŞARISI NE
Bir zamanlar yalnızca atık yönetimi başlığı altında değerlendirilen mesele, bugün iklim değişikliği, şehircilik, gıda güvenliği, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer alıyor. Türkiye'nin yıllar önce başlattığı Sıfır Atık Hareketi'nin bugün uluslararası platformlarda örnek gösterilmesi tesadüf değil. Forumun en dikkat çekici tarafı yalnızca konuşmacıları ya da katılımcıları değil; ortaya koyduğu yaklaşım. Çünkü burada klasik konferans mantığı yok. Amaç, birkaç gün boyunca kürsülerden konuşmak değil; şehirleri, ülkeleri, yatırımcıları, akademiyi ve sivil toplumu aynı masada buluşturup uygulanabilir sonuçlar üretmek. Özellikle 'Antalya'ya Giden Yol Bildirgesi' fikri dikkat çekiyor. COP31 öncesinde sıfır atığın ayrı bir başlık olarak güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu, çevre politikalarının kenarında duran bir konunun artık merkez sahaya davet edildiğini gösteriyor.

13