Art Basel, Orta Doğu'daki ilk edisyonu için Doha'da ve ben de bir süredir kalbimi hızlandıran bir beklentiyle oradayım. Daha kapıdan girer girmez hissediyorsun: Bu bir fuar değil sadece. Bu, düşüncenin, politikanın, estetiğin ve kültürel hafızanın aynı anda konuştuğu büyük bir sahne. Art Basel Katar yedi ayrı mekâna yayılıyor. Msheireb'in kalbinde, M7 ve Doha Design District çevresinde dolaşırken bir avludan diğerine geçiyorsun, sanki bir şehir içinde başka bir şehirde geziyorsun. Sanat direktörü Wael Shawky'nin dokunuşu çok net hissediliyor.
Ticaret geri planda, anlatı önde. Her galeri tek sanatçıyla gelmiş. Her sunum bir dünya. Banklara oturuyorsun, duruyorsun, bakıyorsun, düşünüyorsun. Burada Miami Beach'e göre hız yok ama eserlere çok ciddi bir ilgi var. Bir galeride David Beckham diğer galeride Angelina Jolie var. Jolie, üzerinde sade bir elbise ve elinde Art Basel çantasıyla fuarı gezerken her eserin önünde durup tek tek dikkatle inceliyor. Yıldızlar var evet, ama asıl yıldız burada fikir. Atmosfer hafif, mekânlar ferah, yerleşim müze gibi. Stand yok neredeyse, sınır yok.
Katar'ın ortasında dünya düşünmeye gelmiş gibi. Angelina Jolie, ödüllü Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy ile birlikte, Pakistanlı sanatçı Aizah Ahmed'in 'Footnotes' adlı mekâna özgü sanat enstalasyonunun yer aldığı standını ziyaret ediyor. Ardından bir Türk galeriyi ziyaret edip Türk eserleri hakkında bilgi aldı.
ATAMAN DA VAR!
Kutluğ Ataman'ın bulunduğu mekâna geçtiğimde ise atmosfer değişiyor. Daha içe dönük, daha psikolojik, daha sessiz ama çok güçlü. Ataman'ın işi seni bağırarak değil, fısıldayarak yakalıyor. Bakarken kendine bakıyorsun. Kimlik, aidiyet, hafıza... Hepsi tek tek önüne seriliyor ama didaktik değil, çok insani. Kutluğ Ataman'ın dünyasında politika var ama slogan yok. Hikâye var, ama dramatik bir kurgu değil; gerçek hayatın içinden süzülmüş bir ağırlık var. Onun işiyle baş başa kaldığında zaman yavaşlıyor. İnsan kendi iç sesini daha net duymaya başlıyor.
Nil Yalter de dikkat çekici işlerle Art Basel Katar da. Yalter, Ataman... İkisi de burada ama ikisi de başka bir yerden konuşuyor. Fuarın genelinde hissedilen şey şu: Bu edisyon bir başlangıç. Bölgeyle kurulan yeni bir diyalog. Daha küçük ama daha derin. Daha az gürültü, daha çok anlam. Doha'da sanat var, ama vitrin gibi değil. Düşünce gibi. Yavaş yavaş içine işleyen bir yoğunluk gibi. Art Basel Katar bana şunu hissettirdi: Bazen en büyük heyecan, kalabalığın değil, anlamın çoğaldığı yerde olur.

7