"Nasıl bilirdiniz" sorusuna hiç bu kadar çok "kötü" yanıt verildiğini ne gördüm ne de duymuştum uzun zamandır. 90'lara damga vuran isimlerden yapımcı Erol Köse'nin beklenmedik vefatının ardından, ona "hakkını helal etmeyenler" en az edenler kadar fazlaydı.
İbrahim Tatlıses, Mustafa Sandal gibi isimler taziye mesajı yayınlarken, Rober Hatemo, Yeşim Salkım, Seda Sayan gibi birçok ünlü isim ise sert konuştu. Kimi mesleki, kimi maddi- manevi uğradığı haksızlıklardan dem vurdu. Bu da haliyle "E, hani ölünün arkasından konuşulmazdı" dedirtti. Ölenin kendini savunamayacak olması sebebiyle ve hayatta kalanları incitmemek adına bir şey demezdim herhalde. Ama şunu da düşünmeden edemiyorum: "O kadar haksızlık ya bana yapılsaydı." Peki İslam ne diyor Hakkımızı helal etmemek ya da ölenin arkasından "kötü" söz etmek günah mı
ESKİ DEFTERLERİ AÇMAK NE AHLAKİ NE DE DİNİ AÇIDAN UYGUN
Haberin DevamıAnadolu'da ölenin arkasından "kötü" konuşanlar için bir söz var. Ben de anneannemden duydum: "Şeytan bile elini yıkadı." Şeytanın görevi aciz ve günahkâr olanı doğru yoldan saptırmaktır. Ancak kişi, bu dünyadan göçüp gittiyse, artık şeytan bile onunla uğraşmaz anlamına geliyor bu söz. Ahlaki olarak doğru buluyorum bu motivasyonu. Ama ya göçüp, giden çok kötüydüyse
ÜSLUP ÖNEMLİ
İlahiyatçı, yazar Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nu aradım.
Cevabı şu: "Peygamber Efendimiz'in bu konudaki ifadesi şu: 'Ölülerinizi hayır ile yad ediniz.' Ölenin arkasından onu olmadığı şekilde övmek de eksiğini, gediğini konuşmak da dinimizce hiçbir zaman hoş karşılanmamıştır. Gassallar dahi gördükleri anormallikleri, cenaze evini rahatsız edecek detayları konuşmazlar. Gerek yok ki! Ölmüş gitmiş artık. Ancak mağdur ve mazlum olanların; mesela ortada bir borç varsa, usul dahilinde serzenişte bulunmaya hakları vardır. Cenazede de bu yüzden helallik alınır. Ama bu serzeniş, cenaze sahiplerini rencide edecek, insanları galeyana getirecek üslup ve tavırda olmamalıdır. Ortada borç ya da alacak-verecek meselesi gibi bir durum varsa, bunu sadece vefat edenin ailesi ile paylaşmak yerinde olur. Bu ve benzeri serzenişleri kamuoyunda yüksek sesle dile getirmek, medya yolu ile ağır eleştirilerde bulunmak, eski defterleri açmak, ahlaki olduğu kadar, kardeşlik hukuku ve dinimiz açısından da uygun değildir."
Haberin DevamıBORÇ ÖDENMEDEN CENAZE KAPATILMAZDI
Bir de uyarısı var Prof. Dr. Hatipoğlu'nun: "Eğer maddi bir borç varsa, kişinin daha yaşarken bunları kayıt altına alması ve geride kalanlara mal-mülk miras bırakmadan, bu borçların ödenmesi yönünde bilgi ve vasiyet vermesi kul hakkına girmemek için önemlidir. Medine'nin ilk dönemlerinde Peygamber Efendimiz, ölünün ardından muhakkak 'alacaklı olan var mı' diye sorar, varsa ailesine yoksa cemaate o kişinin borcunu ödettirir, öyle cenaze namazını kıldırırdı."
YAŞARKEN KUL HAKKINA GİRMEYİN
Arkamızdan "kötü" konuşulmasını istemiyorsak yaşarken hal, hareketlerimize dikkat edeceğiz öyleyse. "Tam olarak" diyor Prof. Dr. Hatipoğlu, ekliyor: "Günün sonunda insanız. Elbette hatalarımız olmuştur, olacaktır. Ancak yaşarken kul hakkına girmemek, Allah'ın huzuruna boynumuzda borçla gitmemek, bunun içinde kimsenin kalbini kırmamak, 'Ah!' almamak gerekir. Unutulmasın ki sadece helalleşmekle de defter kapanmaz.
Haberin DevamıYüce Allah'ın adaletinin hiçbir şeyi ıskalamayacağını bilip, ona göre yaşamalı. Kalbi incinmiş olansa; erdem göstererek, o kişiyi tüm hatalarına rağmen affedebilir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde diyor ki: 'Bir Müslüman'ın üzerinden bir sıkıntıyı kaldıranın Allah da ahirette bir sıkıntısını kaldırır.' Gani davranmak iyidir. Zira gün gelir defter kapanır, iş ahirete kalır. Orada da kimin, nasıl hesap vereceğini Allah bilir."
Nihat Hatipoğlu
AFFEDEMEMEK RUHSAL DEĞİL BİYOLOJİK DE BİR YÜK KENDİNİZE BUNU YAPMAYIN

7