Tek suçlu çocuklar mı ya silahı veren aileler

HENÜZ 5 yaşında.

Bir ay önce, ikizi ve bir arkadaşıyla misafir gittikleri evin havuzunda oynuyordu.

Sırtından vuruldu...

Şehrin göbeğinde, bir sitenin içinde.

Mermi akciğerini parçaladı. 16 gün yoğun bakımda kaldı.

Önceki gün o mermi, yaklaşık 3 saat süren riskli bir ameliyatla çıkarıldı.

Doktoru, "Bir milim sağa, sola ya da ileri gitse ana damarlara veya kalbe girebilirdi" dedi.

Bir mucize yani.

Neyse ki ameliyat başarılı geçti. Karan'ın sağlık durumu iyi.

Peki kim yaptı bunu ona

17 yaşında bir "çocuk".

Yani karşımızda yine silahla yolu kesişmiş bir "çocuk" var.

Dolayısıyla şu sorunun cevabı acilen bulunmalı: "Çocuklarımıza ne oluyor"

Mattia Ahmet Minguzzi cinayetinden sonra ve birkaç ay önce 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin polis babasına ait silahlarla okul basmasının ardından da aynı şeyleri tartıştık aslında.

Haberin Devamı

Sosyal medyada silahla poz vermeyi "güç" zannedenleri...

Şiddetin, racon kesmenin sıradanlaşmasını...

Mafya filmlerini, dizilerini...

Fakat meseleyi yalnızca dizi, film ya da sosyal medyaya bağlamak kolaycılık olur.

Okulu, arkadaş çevresini, toplumsal değişimi, çocuk psikolojisini de konuşmalıyız.

Bir önemli gerçek de aileler.

Bu nedenle Meclis gündemindeki "Minguzzi düzenlemesi" önemli.

Teklif, 15-18 yaş arası kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlarda cezaların artırılmasını öngörürken, bakım, eğitim, gözetim yükümlülüğünü ihlal eden ebeveynlerin de ceza alması gündemde.

Destekliyorum.

Çünkü bir çocuk eline silah almışsa nedenini sadece ona soramayız.

O silahı kim aldı

Eline kim verdi

Kim ulaşabileceği yerde bıraktı

Aile çocuğun yaratabileceği tehlikenin farkında mıydı

Neden engellemedi gibi sorular da sormak gerekir.

Zira silahı tutan el çocuk olabilir.

Ama o silahı o ele kadar getiren yolun taşlarını çoğu zaman yetişkinler döşüyor.

Dolayısıyla bugün Karan'ı bir milimlik bir mucize kurtarmış olabilir.

Ancak bizler başka çocukların hayatını bir mucizeye bırakmamalıyız.

Karan Altınsoy

DAHA BÜYÜK BİR SAHNEYİ HAK ETMİYOR MU SİZCE

Haberin Devamı

ÖNCEKİ gece Mert Demir'in Harbiye konserine Kibariye konuk oldu.

Ve...

Olan oldu.

O ses!

Nağmesi, yorumu, doğaçlaması... Başka kimseye benzemiyor.

Birkaç dakika içinde muhteşem performanslarından birine imza attı.

Mert Demir ile düetini izlerken şunu düşündüm:

Biz Kibariye'nin kıymetini gerçekten biliyor muyuz

Geçen yıl Grammy ödüllü Buika ile konserler verdi. Müthişti.

Bu yıl mayıs ayında "Ederlezi" konserleri kapsamında Roma Flight Senfoni Orkestrası eşliğinde Babazula ve Kobra Murat ile aynı sahneyi paylaştı; gümbür gümbür esti.

Peki ama neden Kibariye'yi kendi repertuvarının başrolde olduğu büyük bir senfonik konser ya da prestijli büyük işlerde daha sık görmüyoruz

Haberin Devamı

Yanlış anlaşılmasın beraber sahne aldığı her sanatçı birbirinden kıymetli ve özel.

Ama...

"Kim Bilir", "Lafı mı olur", "Anlayamazsın", "Sil Baştan", "Gidemem"...

Bir düşünsenize bu şarkıları dev bir orkestrayla!

Biz Kibariye'yi çok sevdik ama yeterince ciddiye almadık mı acaba

Kahkahası, kendine has konuşma tarzı ile "Kiboş" diyerek onunla kurduğumuz bu aşırı samimiyet, sanatçı Kibariye'nin büyüklüğünün önüne geçmiş olabilir mi dersiniz

Bence evet.

O zaman "Kiboş