Size güzellik borcumuz mu var

Ne istiyorlar bu çiftten

Bu kadından

Anlamıyorum.

Mehmet Günsür ile eşi Katerina Mongio, Altın Portakal'a birlikte katıldı. Ardından Mongio'nun saçı, başı, yüzü, hatta boyu bile tartışılmaya başlandı.

"Annesine benziyor."

"Hiç yakışmıyorlar."

Yirmi yıllık bir birliktelik, üç çocuk, birlikte kurulmuş bir hayat...

Bir ilişkinin içinde, dışarıdan bakarak göremeyeceğimiz koca bir dünya vardır.

Birlikte gülünecek şeyler, birbirinin ne demek istediğini yarım cümleden anlamalar, zor günlerde tutulan eller... Bir insanı bir başkasının gözünde eşsiz kılan onca şey.

Ama o da ne

Bütün bir ilişki birkaç saniyelik bir görüntüye indirgenmiş.

Haberin Devamı

Altında nefretini, kendi çirkinliğini kusan kusana.

Ben şahsen Mongio'yu güzel buldum.

Uzun boylu, zarif, kendine has bir havası var.

Fakat güzel bulmasaydım ne değişecekti

Bir kadına hakaret edilmesine itiraz için önce güzelliğini mi ispatlamamız gerekiyor

Fotoğraflarını yan yana dizip "Bakın, burada ne kadar hoş" diye delil mi toplayacağız

Kimin kime güzellik borcu var

Üstelik hakkında bu kadar rahat hüküm verilen kadının bir adı, mesleği, ürettikleri var.

O bir yönetmen. Üstelik ödüllü...

Mehmet Günsür'ün başrolünde olduğu internet dizisi Kanaga'nın hikâyesinde de imzası var. Yani mesleği ve anlatacak hikâyeleri olan bir kadın.

Fakat ünlü bir erkeğin yanında görününce bütün bunlar siliniyor.

Geriye sadece yüzü kalıyor.

Bir de o yüzün, yanındaki erkeğe yakışıp yakışmadığı...

Gerçi mesleği ya da ödülü olmasaydı bir şey fark eder miydi

Bir kadını hakaretten korumak için bunca "ama"ya ihtiyaç duyulması bile çok saçma.

Özellikle de kadınların birbirlerine bu gözle bakabilmesi ayrıca üzücü.

Oysa hiçbirimiz başkalarının güzellik kriterlerine uymak zorunda değiliz.

Genç görünmek, fit olmak zorunda da değiliz.

Estetik yaptırdığımızda da yaptırmadığımızda da aynı saygıyı hak ediyoruz.

Sorumun cevabına döneyim: Kadınların kimseye güzellik borcu yok.

Haberin Devamı

Kendi yüzleriyle, kendi hayatlarında rahat etmeye hakları var sadece.
HAYATA YENİK BAŞLAMAK DEDİĞİN...
İnsan hiç şüphesiz kendi adıyla anılmak ister.

Hele de babasıRutkay Aziz ise...

Her yaptığının onunla kıyaslanması, emeğinin "Babası sayesinde" diye geçiştirilmesi kolay olmasa gerek.

Dolayısıyla Doğa Rutkay'ın itirazını anlıyorum.

Üstelik kendini çoktan kanıtlamış, iyi bir oyuncu.

Ama "Ünlü bir insanın çocuğu olduğun zaman soyadından dolayı hayata 1-0 yenik başlıyorsun"yorumunu duyunca, orada biraz durdum.

Hayata 1-0 yenik başlamak...

Bir çocuğun okula gidebilmek için çalışması, yeteneği olduğu halde eğitim alamaması, kapısını çalabileceği, ona mentor olabilecek tek bir kişinin dahi bulunmaması...

Haberin Devamı

Bu sözün içine ne çok hayat sığıyor.

Elbette tanınmış bir babanın çocuğu olmak bütün yolları dümdüz yapmaz.

Beklentisi var, baskısı var. Ama sanatın konuşulduğu bir evde büyümenin, o dünyayı tanıyarak yola çıkmanın da şüphesiz bir karşılığı var.

Keşke "Kendimi kabul ettirmekte zorlandım" deseydi.

O zaman hissettiği yükü daha iyi anlayabilirdik.

Sevgili Doğa Rutkay'a şunu söylemek isterim:

Kendi ışığını yakmak için fazlaca uğraşmış olabilirsin.

Ama ışığa yakın doğmak da az şey değil.
ŞİDDETİN CESARETİ NE SOKAK NE EV DİNLİYOR

Şiddete uğramak için artık biriyle tartışmanız gerekmiyor.