Türkiye'de kadın olmak zor... Ama hem kadın hem anne hem sporcu hem de öğrenci olmak daha da zor. Her biri başlı başına bir mücadele alanıyken, bu dört kimliği de büyük bir başarı ve kararlılıkla taşıyan iki milli sporcumuzla tanıştırmak isterim sizi. Çin'de Dünya Üniversite Yaz Oyunları'nda 10 bin metre kadınlar kategorisinde ikinci olan Yayla Kılıç Gönen ve üçüncü olan Fatma Karasu. Annelik, öğrencilik ve profesyonel sporculuğu aynı anda sürdüren iki milli atlet, kız çocuklarına da ilham oluyor. Gönen ve Karasu ile İbrahim Çeçen Vakfı tarafından düzenlenen spor ödülleri gecesinde bir araya geldik. Yalnızca sportif başarılarının değil; sabrın, dayanıklılığın, planlamanın ve kadın dayanışmasının hikâyesini anlattılar.
EVLATLARIMIZ EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞIMIZ
Fatma Karasu. 30 yaşında. 16 yıldır atletizmle uğraşıyor. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi adına katıldığı uluslararası yarışlarda önemli dereceleri var. Bir kız çocuk annesi ve de öğrenci aynı zamanda. Antrenörlük okuyor. Ağrı, Patnoslu. Karasu, "İlkokul dördüncü sınıfta okuldaki bir yarışmaya, önlük ve terlikle katılmıştım. İkinci olunca beni Ağrı'ya çağırdılar, bu sefer birinci oldum. Ailem ilk başta karşı çıktı. Ama hocalarım ve benim de ısrarımla spor hayatım başlamış oldu" diyor.
Yayla Kılıç Gönen 29 yaşında. O da Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi antrenörlük bölümü öğrencisi ve bir erkek çocuğu annesi. Iğdır'da doğmuş, İstanbul'da büyümüş. Okumak ve kariyerini daha ileri taşımak için Ağrı'ya göçmüş: "Burada bir akrabam ya da yakınım yok. Çocuk bakımı, ev düzeni ve antrenman saatlerini eşimle planlıyoruz. Çoğu zaman da zorlanıyorum. Hem sporcu hem kadın hem anne olmak bu coğrafyada ön yargılardan dolayı hiç de kolay değil" diyerek, bu düzenin arkasında büyük emek ve zaman zaman ağır bir duygusal yük olduğuna da dikkat çekiyor.
Ortak sorum şu: "Peki bu kadar çok karpuzu tek kolla nasıl taşıyorsunuz"
PES ETTİĞİMİZ ZAMANLAR DA OLDU
F.K: "Anne olduktan sonra gerçekten çok değiştim. Daha sabırlı olmayı, daha güçlü olmayı öğrendim. Ki kendimi güçsüz hissettiğim anlarda 'Bir evladım var, onun için daha güçlü olmalıyım' diyorum.
Bir yarışa gittiğimde mesela, kendimden çok çocuğum için koşuyorum. O benim en büyük motivasyon kaynağım."
Y.K.G: "Çoğu kişi, 'Çocuğunu kime bırakıyorsun, daha çok küçük! Nasıl koşuyorsun' gibisine önyargı ile yaklaşıyor. Pes ettiğim de oluyor, oturup ağladığım zamanlar da... Ama oğluma bakıp daha güçlü olmam gerektiğini düşünüyorum. 'Annem ne kadar güçlüymüş' demesi için. Sadece ona da değil; kız çocuklarına da rol model olmak, 'Sen de yapabilirsin' demek için..."
KIZ ÇOCUKLARINI DESTEKLEYİN EĞİTİM VE SPORDAN UZAK KALMASINLAR
Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da önyargılar sebebiyle kız çocuklarının eğitim ve spordan uzak kaldığına dikkat çeken iki sporcunun da ailelere açık bir çağrısı var:
F.K: "Kadınların şu dünyada yapamayacağı iş yok! Yeter ki şans verilsin. Doğru destekle çok büyük başarılara ulaşabiliriz. Dolayısıyla çağrım şu; kız çocuklarını önemseyin, eğitimden geri kalmasınlar, spora yönlendirilsinler. Biz dünya dereceleri elde ettik, onlar da başarabilirler."
Y.K.G: "İlk başladığımda ailem değil ama çevre baskısıyla karşılaştım. Koşarken askılı ve şort giyiyoruz ya. Biraz yadırgandı. Ama ben bunlara pek kulak asmadım.

4