Kelimenin tam anlamı ile önüm, arkam, sağım, solum 'padel'. Hâlâ adını duymayan var mı bu sporun bilemiyorum. Kısaca özetleyecek olursam çiftler halinde oynanan, tenise benzeyen bir spor. Bir ara dizi filmlerin de etkisiyle sabahın ilk ışıklarında soluğu Haliç'te, kürekte alan özellikle beyaz yakalılar ile gençlerin yeni favorisi. İlgi öylesine yoğun ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ücretsiz açtığı kortlarda rezervasyon sistemi ve saatlik 800 lira ücrete geçilmesine rağmen boş yer bulmak hayli zor. Peki nereden çıktı bu padel Neden bu kadar sevildi bir anda Sordum.
BİR TESADÜFLE DOĞDU DÜNYAYI SARDI
Sadece Türkiye değil, dünya çapında da çılgınlık derecesine hızla yayılan padelin hikâyesi aslında oldukça ilginç bir tesadüfle başladı.
1969'da Meksikalı işinsanı ve tenis tutkunu Enrique Corcuera, evinin bahçesine tenis kortu yaptırmak istedi. Ancak bahçesi standart ölçülerde bir tenis kortu için yeterli değildi. Dolayısıyla tenis kortunun yarısı büyüklüğünde bir kort yaptırdı. Topların dışarı kaçmasını engellemek içinse kortun etrafına duvarlar ördürdü.
AVRUPA'YA BİRPRENS TAŞIDI
Padelin doğuşu tam da bu duvarlar sayesinde oldu. Oyunun, topun duvardan sekmesi ile daha eğlenceli hale geldiğini fark eden Corcuera, kendi icat ettiği bu spora, oturup bir de kurallar yazdı. Yani padel, "olimpik bir spor yaratalım" fikri ile değil, tesadüf eseri doğan bir spor.
Başlangıçta yalnızca aile ve arkadaş çevresi içinde oynanan padelin dünyaya açılmasındaki en etkili isim, İspanyol aristokrat Prens Alfonso de Hohenlohe oldu. Corcuera'nın Acapulco'daki evinde bu oyunu deneyen prens, İspanya'ya döndüğünde hemen padel kortu yaptırdı. Böylece önce İspanya, ardından da Arjantin'e yayıldı.
DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN SPORU
Uluslararası Padel Federasyonu verilerine göre, bugün 140'tan fazla ülkede, 30 milyondan fazla kişi oynuyor. Küçük saha ölçüsü, 4 kişi ile oynanması, kısa zamanda öğrenilebilmesi, duvarların oyuna dahil edilmesi, bu sporun hızla yayılmasının başlıca nedenlerinden.
BELEDİYELERDE SAATİ 800 LİRA
Türkiye'de ise önceleri İzmir, Antalya ve Bodrum gibi turistik beldelerdeki lüks oteller ve spor tesisleri içinde kısıtlı kalan ve "tatil sporu" olarak algılanan padel, Türkiye Tenis Federasyonu çatısı altına girmesi ve spor kulüpleri ile özel yatırımlar sayesinde son birkaç yıldır İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyükşehirlerde de hızla yayılmakta. Hem düzenlenen turnuva hem de amatör oyuncu sayısı her geçen yıl artmakta. Öyle ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ücretsiz kullanım ile açtığı padel kortlarına ilgi çok yoğun. Kullanım süresi 1 saat ile sınırlandırılıp, kiralama ücreti gündüz 800 gece 1000 lira olmasına rağmen yine de boş kort bulmak için günler önceden rezervasyon yapmak şart.
SOSYAL MEDYADA PADEL RÜZGÂRI
Türkiye Padel Milli Takımı oyuncusu ve İsta Padel eğitmenlerinden Oray Çezik de Türkiye'de özellikle son birkaç yıldır padele olan ilginin çok büyük bir hızla büyüdüğünü söylüyor:
"Bizim asıl branşımız tenis. Yıllardır Avrupa, Asya ve Ortadoğu'daki turnuvalara gidiyoruz. Gittiğimiz kulüplerdeki tüm padel kortlarının tamamının dolu olduğunu ve bu spora inanılmaz bir ilgi gösterildiğini gördük. 4 yıl kadar önce 'Biz de deneyelim' dedik ve İstanbul Tenis Akademisi'ndeki 9 tenis kortundan birini padel kortu yaptık. İnanılmaz bir ilgi oldu. Böylesini biz de beklemiyorduk. 1 ay gibi kısa bir zamanda tek kort yetmemeye başladı. Kort sayısını önce 3, sonra 6, birkaç ay içinde de 9'a çıkardık. 9 kapalı kortumuzun yanına şimdi 3 açık kort daha ekliyoruz."
İNANILMAZ ZEVKLİ VE

10