Leoparın sırtında bir insan ve 11 bin yıllık bir sır

Robotlarla ameliyat yapıyoruz.


Yapay zekâya düşünmeyi öğretiyoruz.

Genlerle oynuyoruz.

Mars'a gitmeye hazırlanıyoruz.

Kendimizi insanlık tarihinin en ileri noktasında görüyoruz.

Peki gerçekten öyle miyiz

Bu soruyu bana 11 bin yıllık bir heykel sordurdu.

Şanlıurfa Karahantepe'de bulundu.

70 santimetre boyunda.

Bir insan, leoparın sırtında oturuyor.

Korkusuzca.

Sanki ata biner gibi.

Haberi görünce durdum.

Çünkü...

Ben bu leoparı tanıyorum!

Bir süre önce Karahantepe'ye gitmiş, ardından Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde beni mıknatıs gibi kendine çeken başka bir heykelin fotoğrafını çekmiştim.

Yine insan.

Yine leopar.

Ama bu kez tam tersi.

Leopar insanın sırtında.

Hem de ölü bir av değil.

Canlı.

Ağzı açık.

Haberin Devamı

Dişleri ortada.

Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, o heykeli anlatırken 11 bin yıl önce insanın hayvanla ve doğayla ilişkisinin bugünkünden "çok farklı" olduğunu söylemişti.

Şimdi toprağın altından ikinci sahne çıktı.

Birinde insan leoparı taşıyor.

Diğerinde leopar insanı.

Ne anlatıyorlar

Bir güç mücadelesini mi

Doğayla kurulan ilişkiyi mi

Bir inancı mı

Bir efsaneyi mi

Bilmiyoruz.

İnsanı asıl heyecanlandıran da bu.

Çünkü Taş Tepeler kazıldıkça "ilkel" dediğimiz insanların tonlarca taşı taşıyıp diktiğini, üç boyutlu heykeller yaptığını, hayvanlarla sembolik bir dünya kurduğunu görüyoruz.

Hem de 11-12 bin yıl önce.

Piramitlerden de Stonehenge'den de binlerce yıl önce.

İşte insanın zihni tam burada ister istemez başka yerlere gidiyor.

Atlantis'e...

Kayıp uygarlıklara...

Tufanlardan önce var olduğu anlatılan medeniyetlere...

Elbette bunları doğrulayan bilimsel bir kanıt yok.

Ama Taş Tepeler'in ortaya koyduğu çok önemli bir gerçek var:

Geçmişte yaşayan insan, sandığımız kadar "ilkel" değildi.

Şu an teknolojide onlardan ileride olduğumuz kesin.

Peki ya doğayı anlamakta

Hayvanla, gökyüzüyle, birbirimizle kurduğumuz ilişkide

Bugün dünyayı paylaşmak yerine savaşan, tüketen, yok eden bizler gerçekten daha mı ileriyiz

Yoksa ilerlerken bazı şeyleri unuttuk mu

Haberin Devamı

İşte bu yüzden Taş Tepeler'in tamamı çok daha fazla konuşacak.

Sadece yeni bir turizm destinasyonu olduğu için değil.

İnsanlık tarihine ilişkin bildiklerimizi ve bir de şimdiki halimize bize yeniden sorgulattığı için.

Çünkü 11 bin yıl sonra toprağın altından çıkan o taşlar bize hala aynı şeyi fısıldıyor:

"Sizden çok önce de buradaydık."

Belki de insanın en büyük yanılgısı, kendisini hikâyenin başlangıcı sanmasıdır.
ALNIMA ÇATAL YAPIŞTI AMA...
SAKİN OLUN! DÜNYANIN MANYETİĞİ BOZULMADI
Kaşıklar göğüste.

Çatallar kolda.

Bıçaklar omuzda.

Ve düşmüyorlar!

Son birkaç gündür sosyal medyayı bu videolar sardı.

İnsanlar mutfaktan ne bulursa alıp vücutlarına yapıştırıyor.

Haberin Devamı

Oyuncu Pelin Akil de denemiş.

Bir kaşık koyuyor.

Duruyor.

Bir tane daha.

O da duruyor.

Şaşkın:

"Aklımı kaybedeceğim!"

Sonra hepimizin aklından geçeni soruyor:

"Peki nasıl mümkün olabiliyor bu Gerçekten dünyanın manyetiği mi bozuldu"

"Kuantumcular", "frekansçılar" falan...

Öyle olduğu iddiasında çünkü.