Kosinüsü bilmem ama... Seda bacımın Z kuşağı formülü tuttu

Üniversiteyi bitireli epey oldu.

Oğlumun üniversite sınavına girmesine de daha en az beş yıl var.

Anlayacağınız, YKS'ye hazırlık dünyasıyla hayli mesafeliyim şu ara.

Dolayısıyla ÜçDörtBeş All star'ı birkaç ay sonra hatırlar mıyım, emin değilim.

Fakat...

Reklamını unutmayacağım kesin!

Hani şu okul üniforması, kravatı, simli tokalarıyla kütüphaneye dalıp gençlerle YKS'ye hazırlanan Seda Sayan'ın reklamı.

Kendine has yüksek enerjisi ile öyle bir "Günaydın!" diyerek giriyor ki kütüphaneye, daha ilk saniyede reklamı ele geçiriyor.

Yıllar içinde ikonikleşen söylemleri, atarları, giderleri kelime oyunlarıyla ustaca reklama yerleştirilmiş.

Örneğin yapay zekâ fizikten eksiği olduğunu söyleyince anında sinirleniyor:

"Ne eksiği kız, taş gibiyim!"

Mondros Mütarekesi'ni çalışırken İtilaf Devletleri'ne racon kesiyor:

"Kimsin sen"

Komik.

Haberin Devamı

Akılda kalıcı.

Ve çok zekice.

Aslında hedef kitlesi17-18 yaşında gençler olan bir yayın için 63 yaşındaki Sayan, ilk bakışta yanlış bir seçim gibi duruyor.

Kabul, "taş gibi."

Ama arada hatırı sayılır bir kuşak farkı var.

Reklamı izleyince ise tam aksine "olabilecek en doğru casting" diyorsunuz.

Demek ki gençlere ulaşmanın yolu her zaman genç birini değil, gençlerin sahiplendiği doğru kişiyi bulmaktan geçiyor.

Peki ama bir zamanların Kadırgalı Aysel'i, gazinoların aranan sesi, "Sabahların Sultanı", evlenmek isteyenlerin "Seda Abla"sı...

Ne ara Z kuşağının "Seda Bacı"sı oldu

Düşünsenize...

Kasetten Spotify'a, televizyondan TikTok'a, gazino sahnelerinden YouTube'a uzanan bir kariyer.

Arada sadece 40 yıl değil, birkaç popüler kültür devrimi var.

Peki Seda Sayan tüm bu mesafeyi nasıl kapattı

Bence sırrı kendisiyle kurduğu ilişkide.

İşini ciddiye alıyor ama kendisini o kadar değil.

Kendisiyle dalga geçilmesinden korkmuyor; hatta kendisiyle dalga geçebilecek kadar özgüvenli.

Yıllar önce söylediği bir söz bugün yeniden önüne düştüğünde "Kaldırın onu!" demiyor.
Sahipleniyor.

Yaşını saklamadan, geçmişini inkâr etmeden, genç taklidi yapmadan...

Sadece "kendisi" olarak.

KAFA TV'deki "Bacıların Bacısı" bunun en iyi örneği. Aşkları, ayrılıkları, ilişkileri kendi filtresinden geçiriyor.

Haberin Devamı

Bir de tabii "Safiş" var.

Safiye Soyman'la yıllardır süren o filtresiz arkadaşlık... Birbirlerine laf sokuyor, gülüyor, kendileriyle de dalga geçiyorlar.

Bir zamanlar eleştirildiği, hatta kültürel olarak hor görüldüğü yanlarından da kaçmıyor.

Aksine tüm bunları zaman içinde kendi markasının parçası yapmış durumda.

Yani bugün gençlerin eğlenceli bulduğu "Seda Bacı" aslında dünün Seda Sayan'ından başka biri değil.

Dolayısıyla kariyerini yeniden inşa etmiyor.

Daha zorunu yapıyor bacım: Eski kariyerine yeni seyirciler buluyor.

Kosinüs teoremini öğrenmiş midir, emin değilim.

Ama kendi değerini katlama hesabında matematiği gerçekten kuvvetli.

Büyük bir alkış!

Haberin Devamı


İSTANBUL'U DİNLİYORUM 'GÖZLERİM AÇIK'

İstanbul'da başını kaldırmaya vakit yok ki!

Trafik.

Korna.

Kalabalık.

Koşuyoruz.

Sürekli.

Geçen gün sadece bir saniyeliğine başımı kaldırdım.

Ve aman Allah'ım, o da ne

Gökyüzü leylek dolu!

Yüzlercesi...

Kanat çırpmadan, İstanbul'un üzerinde süzülüyorlar.

İnanılmaz bir görüntü.

Hemen ardından Boğaz'dan bir haber geldi.

Orkinoslar!

Hem de 2,5-3 metreyi bulan dev orkinoslar Galata Köprüsü'nün altındalar.

Bir zamanlar Boğaz'dan sürüler halinde geçerlermiş. Sonra kirlilik, yapılaşma, deniz trafiği derken gözden kaybolmuşlar.