'Kan' bağı değil 'Can' bağı

BİZLER, aileyi çoğu zaman kan bağıyla tanımlarız.

Oysa hayat başka bağlar da kurar.

Kan bağından bile yakın bağlar bazen. Mesela; usta, öğretmen, dost, komşu...

Çünkü aile bağları sadece doğurmakla kurulmaz.

Bazen bir insanın yeteneğini doğurarak...

Cesaretini büyüterek...

Yolunu açarak...

Her konuda birbirinin yanında durarak da kurulur "aile" bağları.

Anlayacağınız aile olmak için illa aynı genleri paylaşmaya ihtiyacımız yok bence.

Bana tüm bunları düşündürtense bir mahkeme kararı oldu.

77 yaşındaki sanatçı Mehmet Güreli, 9 yaşından beri tanıdığı oyuncu ve yazar Görkem Yeltan'ı "resmen" evlat edindi.

Bir insan 40'larında bir kadını onca yıl sonra neden evlat edinir ki

Mahkeme kararının ardından dönüp "baba- kızın" eski röportajlarını yeniden okudum.

Haberin Devamı

Aslında yıllardır bir "aile" olduklarını anlatmışlar. Ama bizim aileden anladığımız kelimelerle değil.

Mehmet Güreli, Görkem Yeltan'dan ne zaman söz etse, birlikte üretmekten bahsetmiş.

Yaptıkları şarkıları...

Filmleri...

Kitapları...

Aynı masanın etrafında geçen yılları anlatmış.

Hatta şöyle diyor bir röportajında: "Bizim yaptığımız şey aslında birbirimize eşlik etmek."

Sanırım evlat edinme kararını anlamak için bundan daha güçlü bir cümle yok.

Çünkü babalık, öğüt vermek değildir her zaman.

Birinin yanında yürümektir.

Onun yeteneğine inanmak...

Ürettiğine omuz vermek...

Önünü açmak...

İhtiyaç duyduğunda orada olmak...

Son yıllarda sağlık sorunları yaşadığında hastanede yanında olan kişinin de Görkem Yeltan olması işte bu yüzden tesadüf değil.

Görkem Yeltan ise Güreli'den "ustam", "hocam", "arkadaşım", "dostum" diye bahsetmiş hep.

Onun ağzından çıkan bir sözü bazen şiire, bazen şarkı sözüne, bazen bir masala dönüştürmüş.

Bazen o oturmuş yönetmen koltuğuna bazen onun filminde bir oyuncu olmuş. Roller değişmiş ama yolculukları devam etmiş. Sağlıkta da hastalıkta da...

Onları bir arada tutan şey, hiçbir zaman "soyadı" olmadığı için de mahkeme kararı 40 yıl sonra gelmiş.

Bu pencereden bakınca, aile kavramını yeniden tarif etme zamanımızın geldiğini düşünüyorum ben.

Haberin Devamı

Çünkü bazı insanlar sizi sadece dünyaya getirir.

Bazıları ise hayata.

Aradaki fark küçücük görünür.

Ama insanın bütün ömrünü değiştirir.


YAPAY ZEKÂYA SORDUM: KATİL MİSİN

Tekirdağ'da 70 yaşındaki teyzesi Binnaz Eriş'i altınları için öldürüp, delilleri yok etmek amacıyla evini ateşe veren İnci Çalışkan hakkında hazırlanan iddianameyi okurken kanım dondu resmen.

Katil zanlısının, cinayet öncesi yapay zekâ uygulamaları üzerinden "İz bırakmadan adam öldürme yolları", "Karna bıçak çabuk öldürür mü", "Kafa tasından vursam daha çabuk ölür mü", "Ceset nasıl yok edilir", "Acı çeker mi", "Adli tıp ders notları" ile altın piyasası ve bayıltıcı iğnelerle ilgili aramalar yaptığı tespit edildi.

Haberin Devamı

Haliyle "Yapay zekâdan cinayet dersi" manşeti ile çıktı haber.

Peki öyle mi gerçekten

"Yapay zekâ" bir katil mi

Popüler yapay zekâ uygulamaları; ChatGPT ve Gemini'ye sordum. Cevaplar benzer:

"Ne bıçağı tuttuğumu ne kapıyı çaldığımı ne o eve girdiğimi ne de kibriti çaktığımı hatırlıyorum. Tek suçum, bana yöneltilen sorulara cevap vermemek mi"

E, haklı.

Bir mutfak bıçağı ekmek de keser, insan da öldürür.