Her yıl check-up yaptırıyorsunuz. Kan tahlilleriniz normal, EKG temiz, kalbinizin ultrasonunda da bir sorun görünmüyor. Doktorunuz "Her şey yolunda" diyor. Siz de gönül rahatlığıyla hayatınıza devam ediyorsunuz. Peki ya kalp damarlarınızda sessiz sedasız büyüyen bir plak varsa Ya hiçbir şikâyetiniz olmadığı hâlde damar sertliği başlamışsa Daha da önemlisi, yaptırdığınız o check-up aslında sizi kalp krizinden koruyacak riski hiç araştırmamışsa Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Melih Us ile son yıllarda peş peşe yaşanan ani kalp krizlerini ve yeni gelişmeleri konuştuk. "Check-up'ta, 'turp gibi' çıktığı halde kalp krizi geçiren hastalarım var" diyor ve ekliyor: "İnsanlara yanlış güven vermek, hiç check-up yaptırmamaktan bile daha yanıltıcı olabilir."
CHECK-UP'TA 'TURP GİBİ' ÇIKMAK KALP HASTALIĞINIZ OLMADIĞINI GÖSTERMEZ
Aklımda, sahnede hayatını kaybeden Metin Arolat ve Volkan Konak var röportaj öncesi. Tam da şarkılarını söylerken
bir anda yere yığılmaları hepimizi derinden sarsmıştı. Ki ikisi de iddialara göre vefat etmeden bir süre önce check-up yaptırmış ve "turp gibi!" çıkmışlardı.
Prof. Dr. Us, son söylenmesi gerekeni başta söylüyor:
"Türkiye'de yapılan check-up'ların önemli bir bölümüne ben 'psikolojik check-up' diyorum. Hastaya sağlıklı olduğu hissini veriyor ama gerçek hastalığı göstermeyebiliyor."
Bu önemli. Çünkü ben de her yıl check-up yaptıranlardanım. Sonuçlar normal çıktığında, pek çoğumuz gibi kendimi güvende hissediyorum.
Haberin DevamıOysa Prof. Dr. Us'a göre sorun tam da burada:
"Birçok hastam senin gibi. Ama kalp sağlığı açısından gerçekten gerekli tetkikler yapılmış mı Hastanın riskleri değerlendirilmiş mi Çoğu zaman hayır. Hastane para kazanıyor. Sigorta şirketi görevini yaptığını düşünüyor. Hasta da check-up yaptırdığı için kendini sağlıklı sanıyor."
Yakın zamanda karşılaştığı bir hastadan da örnek veriyor:
"Her yıl düzenli check-up yaptırmış. Ama biz değerlendirdiğimizde karın bölgesindeki damarında yaklaşık yüzde 60 darlık ve kalp damarına müdahale gerektiren hastalık saptadık."
HERKESE 'AYNI' DEĞİL KİŞİYE ÖZEL DEĞERLENDİRME
- Peki bu hastalıklar önceki kontrollerde neden görülmemiş
Yanıt, uygulanan tetkiklerin kapsamıyla ilgili:
"Basit kan tahlilleri, basit bir EKG, EKO, alt batın çekimleri, akciğer grafisi vs. yapılıyor genelde. Kalp normal kasılırsa 'Sorun yok' deniyor. Oysa kalp damarlarının içindeki bütün plakları görmeden net konuşulmaz!"
Elbette her check-up programının bütün hastalıkları tespit etmesi mümkün değil. Ayrıca daha fazla test yapılması her zaman daha iyi sağlık hizmeti anlamına da gelmiyor. Prof. Dr. Us da aynı fikirde:
Haberin Devamı"Bu sebeple önemli olan herkese aynı değil, kişiye özel değerlendirmedir. Hastanın yaşı, ailesindeki hastalıkları, kullandığı ilaçlar, şikâyetleri, risk faktörleri dikkate alınmalı. Bazen BT, bazen MR, bazen başka bir inceleme gerekebilir. Yoksa hastayı dinlemeden, aile öyküsünü bilmeden 'standart' bir paketle herkesi değerlendiremezsiniz."
35'İNDE HERKES BİR KEZ SANAL ANJİYO YAPTIRMALI
- Peki hiçbir şikâyeti olmayan, ailesinde kalp hastalığı bulunmayan biri ne yapmalı
"Ben kendi pratiğimde aile öyküsü olmayan kişilere 35 yaşında bir kez BT koroner anjiyografi öneriyorum. Eğer plak yoksa 5 yıl sonra yeniden değerlendirilebilir. Ailesinde kalp hastalığı olanlarda ise 30 yaşı itibariyle değerlendirme yapılmasını öneriyorum" diyor.
Haberin Devamı"Çok erken değil mi" soruma ise yanıtı şu:
"Hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, mümkün olan en erken dönemde risk belirlenmeli. Damar sertliği başlamış mı Yağ plağı var mı Bunları bilmek önemli. Çünkü hastalığı erken dönemde tespit edersek ilaçlarla ilerlemesini yavaşlatabilir, bazı hastalarda stent veya bypass ihtiyacını bile önleyebiliriz."
EFOR TESTİ ZAMAN KAYBI
- Efor testi

19