Faciadan hukuken kim sorumlu

Girne'den Mersin Taşucu'na gitmek üzere 259 yolcu ve 8 mürettebatla yola çıkan FiloJet'in gemisi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra su alıp alabora oldu. 8 kişinin hayatını kaybettiği, 18 kişinin kaybolduğu facianın ardından yanıtı aranan çok kritik sorular var. Gemi neden battı Denize açılmaya elverişli miydi Denizin fırtına sonrası durumu yeterince dikkate alındı mı Gemi su almaya başladığı anda neden tahliye başlamadı Yolcuların mürettebatı önceden uyardığı iddiaları doğru mu Ve en önemlisi: Bütün bunlardan hukuken kim sorumlu Giden canların, yaşanan korkunun hesabını kim ödeyecek Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı öğretim üyesi, deniz hukukçusu Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ile masaya yatırdık.

BİLİNMESİNE RAĞMEN GÖZE ALINAN RİSKLER AĞIR İHMALDİR
Geminin neden su aldığı, teknik açıdan sefere elverişli olup olmadığı, tahliye prosedürlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı elbette soruşturmayla ortaya çıkacak.

"Fakat" diyor Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, "Yolcuların dile getirdiği iddialar teknik incelemelerle de doğrulanırsa dosya 'basit' bir deniz kazası olmaktan çıkabilir."

Doç. Dr. Emete Gözügüzelli'ye göre ceza soruşturmasının kilit noktalarından biri de bu: Facianın meydana gelmesinden önce risklerin öngörülebilir olup olmadığı. Şöyle detaylandırıyor:

ŞİRKET YÖNETİMİNE KADAR UZANABİLİR

"Bu facia sonrası ortaya çıkan tabloya 'Denizden dalga geldi, çok büyüktü. Benim elimde olan bir şey değildi' diye bakılamaz. Özen yükümlülüğünün ihmali ve bir pervasızlık var gibi.

Haberin Devamı

Denizde yaşanan bir faciada soruşturmanın seyrini belirleyecek önemli unsurların başında meteorolojik uyarılar, geminin denize elverişliliği ve tahliyenin nasıl gerçekleştirildiği gelmektedir. Yani davanın muhatabı yalnızca kaptan olmayabilir; dava gemi donatanının, işletmeci ve sigorta şirketine kadar uzanabilir.

Zira öngörülebilir bir durum söz konusuysa ve hava şartları ortadaysa kaptanın, donatanın ve şirketin fırtınalı havada denize çıkmanın ölümcül risk oluşturacağını öngörmesi beklenir. Bu riskin bilinmesine rağmen göze alınması ağır ihmaldir.

Yanı sıra geminin teknik durumu konusunda şirketin önceden bilgi sahibi olup olmadığının da mutlaka araştırılması gerekmektedir. Eğer şirket, gemi yapısının o dalga boyuna dayanamayacağını gösteren teknik raporları gizlemişse, mürettebatın ehliyetlerinde usulsüzlük varsa ya da bakımlar eksik yapılmışsa cezai sorumluluk şirket yönetimive yönetim kuruluna kadar sirayet edebilir."
SON SÖZ KAPTANINDI

Doç. Dr. Gözügüzelli, kaptanın sorumluluğuna da ayrı bir parantez açıyor: "Kaptanın 'Şirket beni yola çıkmaya zorladı' demesi de onu cezai sorumluluktan kurtaramaz. Denizcilik hukuku ilkelerine göre kaptanın emre itaatsizlik hakkı ve canı koruma ödevi vardır."
TAHLİYEDEKİ İHMALLER DE MERCEK ALTINA ALINIYOR

Soruşturmada incelenmesi gereken bir diğer önemli başlık, geminin su almaya başlamasının ardından yaşananlar.

Haberin Devamı

Uluslararası denizcilik kuralları kapsamında kriz anında tahliyeyi yönetmenin kaptanın asli sorumlulukları arasında bulunduğunu belirten Doç. Dr. Gözügüzelli, "'Mayday' çağrısının ne zaman yapıldığı, geminin ne zaman su almaya başladığı ve ivedilikle ne yapıldığı, can yeleklerinin yeterli olup olmadığı, dağıtılıp dağıtılmadığı, kullanılıp kullanılmadığı, yaşlı ve çocuklara öncelik verilip verilmediği... Hepsi tek tek ceza ve tazminat hukuku açısından kıymetlidir" diyor.

KAPTANIN ASLİ GÖREVİ TAHLİYEYİ YÖNETMEKTİ

Kaptanın mürettebatı ile tahliyeyi gerçekleştirmesinin aslive yasal sorumluluğuolduğunu da hatırlatarak, şöyle devam ediyor: