Son yıllarda arka arkaya yaşanılan savaşlar ve jeopolitik gelişmeler enerji güvenliği ve dönüşümü konusunu yeniden stratejik öncelik haline getirirken, orman yangınları, kuraklık, aşırı hava olayları, su stresi gibi nedenlerle iklim krizi de "alarm" vermekte. Böylesi önemli konuların gündemde olduğu bir süreçte Türkiye, 9-20 Kasım tarihleri arasında, Antalya'da 196 ülkeden, 80 lider ve 100 bine yakın katılımcıya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlık edecek. Bu, şüphesiz yalnızca diplomatik bir sorumluluk değil, aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir turizm ve iş birlikleri açısından da stratejik bir fırsat! Detaylara beraber bakalım.
KARARLAR LAFTA KALMASIN RADİKAL ŞEKİLDE UYGULANSIN İSTİYORUZ
Brezilya'daki bir önceki zirveye, uzak bir coğrafya olmasından kaynaklı, katılım nispeten sınırlı (50 binler civarı) kalmıştı. Ancak dünya medyasının gözü kulağı oradaydı. 4 bine yakın medya çalışanı 10 günlük zirveyi adım adım takip etti. Bu da demek oluyor ki dünyanın gözü kulağı COP31'in ev sahibi ve başkanı Türkiye'de olacak. Ki bu yıl COP31'e 100 bine yakın bir katılım bekleniyor.
İKLİM DİPLOMASİSİNİNMERKEZİ
Türkiye'nin COP31 önceliklerinin açıklandığı İstanbul'daki ortak toplantının açılış konuşmasını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yaptı. Kuraklığın küresel ölçekteki yıllık maliyetinin 307 milyar dolar seviyesinde olduğu ve yaklaşık 4 milyar insanın da yılın en az bir ayı ciddi su kıtlığı yaşadığını söyledi. Verilere göre...
Haberin DevamıDünya genelinde 2024-2025 yılları arası, yangınlarda kaybettiğimiz ormanlık alan 3.7 milyon kilometre kare olurken, 1970'ten bu yana, sahip olduğumuz sulak alanların yüzde 35'i de "buhar oldu." Küresel enerji talebi ise 2023'te, son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık 2 katı artarak, yüzde 2.2'ye çıktı. Mevcut politikaların devam etmesi halinde, özellikle elektrik talebinin ise önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 50'ye kadar çıkacağı yani bugünkü talebin neredeyse 2 katı artacağı öngörülmekte.
UYGULANABİLİRÇÖZÜMLER
Tablo buyken, dünyanın iklim ve enerji noktasında "sıfır" noktasına hızla yaklaştığının altını çizdi Bakan Kurum. Geçmiş konferanslarda alınan kararların icraata dönüşmediğine de özel bir vurgu yaptı: "Sürekli yeni kararlar alınıyor. Ama uygulama açığı çok fazla. Dolayısıyla karar almak pek önemli değil, aslolan alınan kararların uygulamaya koyulması. Bu nedenle Antalya'daki toplantıda niyet beyanından çok uygulamaları öne çıkartmak istiyoruz. Bu yüzden de bu toplantıya 'uygulama konferansı' diyoruz. Alınan kararlar lafta kalmasın radikal şekilde sahada da uygulansın istiyoruz. Dünya uygulanabilir çözümler de görmek istiyor" dedi.
Haberin DevamıEŞBAŞKANLIK YOK TÜRKİYE BAŞKAN VE EV SAHİBİ
Bakan Kurum, COP31'in alışılageldik "tek başkanlı" modelden farklı olarak, Avustralya ile nasıl yürütüleceğine de açıklık getirdi: "Eş-başkanlık gibi bir durum yok. COP31'in başkanı ve ev sahibi Türkiye. Eylem gündemini de yine COP Başkanlığı belirleyecek. Anlaşmamız gereğince 'müzakereler başkanı' ise Avustralya. Ama müzakere konuları ile alakalı her türlü istişareyi COP31 Başkanlığıyla, Türkiye ile yapmak durumunda. Yani Avustralya, COP Başkanlığı'nın onay vermediği hiçbir kararı alamaz. Ki aramızda böyle bir sorun da yok. Müzakereler Başkanı Chris Bowen ile uyum içindeyiz."
ÖNEMLİ OLAN ÜLKELERİN ÇOĞUNLUĞUNUN ANLAŞMAYA VARMASI VE EYLEME GEÇMESİ
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ise konuşmasına, Antalya'daki COP31'in başarılı olması için IEA'nın elinden gelen her şeyi yapacağı taahhüttü ile başladı. İngilizce sorulara, "Her zaman Türkçe konuşma fırsatım olmuyor" diyerek,

6