Bu festivalde VIP yok müzik var eğlence var vefa var

Geçtiğimiz hafta gördüğüm en güzel görüntü ne lüks bir konser ne de milyon dolarlık bir sahne şovuna aitti.

Hatta bu, çok uzun zamandır gördüğüm en güzel eğlenceydi ve bir köy meydanında yapıldı.

Dünyanın en önemli elektronik müzik festivallerinde çalan, Ibiza'da, Los Angeles'de fırtınalar estiren Türk DJ Mahmut Orhan, "ses masasını" bu kez ana toprağı, Balıkesir'in Kürse köyüne kurdu.

Eğlencenin adı bile şahane; dünyanın en büyük ve en ünlü açık hava
müzik festivali Coachella'ya atıfla "Köychella."

Bir yanda DJ masasının başında bastonuyla dans eden amcalar...

Elden ele dolaşan yaprak sarma tabağı...

Pistte koşuşturan çocuklar...

Kendini müziğin ritmine kaptıran şalvarlı, yemenili teyzeler...

Diğer yanda milyonlarca insanın dinlediği dünyaca ünlü bir DJ.

Arada VIP alan yok. Protokol yok. Bileklik yok. Sadece müzik var.

Ne yalan söyleyeyim, birçok "büyük" festivalden daha samimi.

Haberin Devamı

Zaten işin güzel yanı da bu: Kimse orada "dünyaca ünlü bir yıldız" izlemiyor.

Mahallenin çocuğu eve dönmüş. Olay bu!

İtiraf edelim; son yıllarda başarı hikâyelerinin çoğu biraz tek yönlü ilerliyor. İnsanlar büyüyor, ünlü oluyor, şehir ya da ülke değiştiriyor ve çoğu zaman da başladıkları yere dönmüyor.

Mahmut Orhan tersini yaptı.

Ve bu yüzden de bu yaptığı çok sevildi.

Çünkü başarı güzeldir ama insanın geldiği yeri unutmaması daha güzeldir.

Türkiye'nin biraz da böyle haberlere ihtiyacı var. Bir köy meydanını şenliğe dönüştüren fikirlere, insanları aynı ritimde buluşturan işlere...

Biraz daha fazla vefaya.

Biraz daha fazla aynı meydanda buluşabilmeye...

40 BİN LİRALIK 'DAYI' PABUCU MODASI

Moda dünyası sonunda bizim topraklara teslim oldu.

Önce Ayşe teyzenin çiçekli pazenleri Paris Moda Haftası'na çıktı.

Sonra 25 kuruşluk naylon market poşeti lüks çanta oldu.

Şimdi sıra "dayı" pabuçlarında.

Köyde dayıların kahveye giderken, üstüne bastığı o kahverengi pabuçlar, bugün dünya markalarının vitrininde 40 bin liraya satılıyor.

Biz yıllarca, "Böyle de dışarı çıkılmaz ki ama" diye söylendik durduk, dünya "Limited Edition" diye sıraya girmiş durumda.

Haberin Devamı

Dedem ya da dayım görse, modaya yön verdiklerini değil de ayakkabıcının yanlış etiket bastığını düşünürdü muhtemelen.

Vallahi böyle giderse bir sonraki koleksiyonda emekli yeleği, bel fıtığı kemeri, plastik banyo terliği, hatta annemin misafir gelince çıkardığı koltuk örtülerini falan görebiliriz bence.

Benim bu durumdan anladığım şu:

"Meğer biz fakir değilmişiz be! Sadece modanın 20 yıl ilerisindeymişiz."


KİMSE BİR ŞEYMA SUBAŞI DEĞİL

Benzetme için kusura bakmayın ama daha iyi bilinen bir örnek aklıma gelmedi.

Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz olarak talep edilmesine imkân tanıyan düzenlemeyi iptal etti. Kararın gerekçesi henüz açıklanmadı. Hukuki boyutu önümüzdeki günlerde uzun uzun tartışılacaktır.

Haberin Devamı

Ancak nafaka tartışmalarında kamuoyunun önüne hep aynı örnekler çıkarıldı. Şeyma Subaşı, Ahu Yağtu, Tuğba Coşkun gibi yüksek nafaka alan ünlüler... İstisnai kararlar...

Oysa Türkiye'nin gerçeği başka.

Bugün birçok dosyada ödenen nafaka miktarı 1500- 3000 TL arasında. Ki kimsenin de bu rakamlarla zenginleştiği yok. Üstelik boşanılan taraf kimi zaman öfke kimi zaman intikam duygusuyla bu tutarları bile ödememek için türlü yollar arıyor.

Dolayısıyla nafaka bir ayrıcalık değil; boşanma sonrası hayata yeniden tutunmaya çalışan kadınlar için önemli bir güvence