KADİR İnanır sevenleri için ne sadece Selvi Boylum Al Yazmalım'ın İlyas'ıydı ne de Tatar Ramazan.
77 yıllık ömrüne onlarca film, mücadele, dostluk, iyilik sığdırmış; tanıdığına tanımadığına el uzatan, memleket meselelerinde sözünü sakınmayan ne söylediğini ne yaptığını bilen "akil" bir insandı.
Şimdi rahmetlinin arkasından konuşulana bakın:
Miras.
Yeğeni Levent İnanır vasiyetine itiraz edecekmiş.
Elbette edebilir. Hukuk bunun için var.
Ama gerekçesine bakalım:
"Dayımın irade sorunu vardı."
Ağır tedaviler gördüğünü, ilaçlar kullandığını anlatıyor:
"Bize bırakın kol saatini, bir kravat dahi bırakmamış."
Ne diyorsun sen be adam
Bir insanın hastalığını, tedavisini, kullandığı ilaçları; öldükten sonra, sırf sana miras bırakmadı diye onun iradesini tartışmaya açmanın neresi kabul edilebilir
Haberin DevamıÜstelik sözünü ettiğin kişi Kadir İnanır.
Yıllardır soyadını taşıdığın kişi.
Maalesef hikâye burada da bitmiyor.
Eski eşi Neslihan Acar, kızı Öykü'nün eğitim masraflarını yıllarca Kadir İnanır'ın karşıladığını, kızının onu "dedesi" bildiğini anlatıp, "Başkası mirastan alınacak payı düşünebilir ama biz bu mirası utançla reddediyoruz" diyerek Levent İnanır'ı eleştirince, bu kez 14 yıl öncesinden bir fotoğraf ortaya çıkıyor.
Neslihan Acar'ın yüzü yara bere içinde.
Anlatımına göre fotoğraf, Levent İnanır'dan şiddet gördüğü gün
çekilmiş. İddiaya göre Levent İnanır, o fotoğrafı Acar'ın 77 yaşındaki
annesine gönderip şu notu düşmüş: "Sosyal medyada yazı yazarken bu resmi de
altına koysun, göreyim ben de yüreklerini."
Bu apaçık tehdittir.
Çünkü gönderilen herhangi bir fotoğraf değil; bir kadının şiddet gördüğünü söylediği
güne ait fotoğraftır.
Üstelik 14 yıl sonra, tam da Kadir İnanır'ı savunduğu için annesine gönderilmiştir.
Mesajın "gizli" anlamı şudur:
"Bir daha konuşursan, sana bir zamanlar ne olduğunu hatırla."
Fakat bravo Neslihan Acar'a. Susmuyor: "Her fikrim, yorumum irademdir!" diyor.
İşte bütün hikâye de bu kelimede düğümleniyor:
İrade.
Bir tarafta ölmüş bir insanın iradesi miras uğruna tartışmaya açılıyor.
Haberin DevamıDiğer tarafta yaşayan
bir kadının iradesi,
14 yıl önceki fotoğrafla susturulmaya çalışılıyor.
Ey Levent İnanır...
Ya da gerçek adınla, Levent Arıca.
Miras diye peşine düştüğün adamdan sana aslında çoktan bir şey kalmış:
Soyadı.
Keşke biraz da o soyadının ağırlığı kalsaymış.
PEKİ YA SEYİRCİYE SAYGI NE OLACAK
İKİ konser, iki sanatçı, iki farklı seyirci...
Ve iki sahnede de aynı kelime: Saygı.
Önce Bülent Ersoy.
Kuşadası'ndaki konserine bir buçuk saat geç çıktı. Seyircilerden biri, "Saat kaç oldu Seyirciye saygı" diye seslenince Ersoy, gecikmenin rahatsızlığından kaynaklandığını söyledi.
Buraya kadar anlaşılır.
Fakat seyircinin hakkını araması Ersoy'u öfkelendirmişti bir kere:
Haberin Devamı"Siz saygıdan ne anlarsınız"
"Defol git."
Yetmedi.
Küfretti.
Üstelik ertesi gün de geri adım atmadı. Seyircinin yaptığına "terbiyesizlik", verdiği cevaba "haddini bilmeyene had bildirmek" dedi.
Gelelim Oğuzhan Koç'a...
Hafta sonu Edirne'de sahnedeydi. Önünden elinde sigarayla bir seyirci geçti. O an şarkıyı kesti:
"Söndür bakayım onu. Bak bakayım buraya."
Kalabalığın ortasında sigara içmek, insanları dumana maruz bırakmak yanlış. Bir sanatçının
buna tepki göstermesi de gayet normal.
Ama mesele bu değildi:

4