Bazen bir market dolabındaki sütleri yere boca ederken, bazen bir kasabın vitrinine- mezarlıktaki bir tanıdığı ziyaret eder gibi- çiçek bırakırken, bazen bir müze bazen de ellerinde pankartlarla meydanlarda çıkıyorlar karşımıza. Çok sık olmasa da Türkiye'de de vegan aktivistlerin 'sıra dışı' eylemlerine şahit oluyoruz. Onlardan biri sosyal medyada çok konuşuldu. Olay şu; Galata Köprüsü üstünde, sabahın kör karanlığından akşama kadar balık tutan ve geçimini bununla sağlayan 65 yaşındaki Ahmet Gökçebay'ın, içinde 2,5 kilo istavrit olan kovasını, vegan genç bir kadın "Hayvanları yemeyin" çağrısı ile denize döktü. Ardından, "Nedir bu veganlık", "Kim verdi onlara bu hakkı" minvalinde tartışmalar başladı. Ben de sordum.
SERT VEGAN EYLEMLER DÜNYADA DA TARTIŞMA KONUSU: 'NE HAKLA'
Tüm sosyal medyanın konuştuğu olayı kayda alan, ATV Haber Muhabiri Altay Altuğ. Hava durumu ile alakalı canlı yayına gittiği Galata Köprüsü'nde kameramanı ile şahit olmuşlar yaşananlara.
Altuğ, balık dolu kovayı denize döken genç kadına soruyor: "Doğru bir yaklaşım mı bu" Adını bilmediğimiz aktivist ise "Gayet doğru. O, balıkların hayatına müdahale ediyordu" yanıtını veriyor ve ekliyor: "Hayvanları yemeyin. Alternatif üretin."
Balıkçı Ahmet Gökçebay ise saatlerce soğukta beklediği ve büyük emek verdiğini söyleyerek soruyor: "Balıklarımı ne hakla denize atarsın" Aslında dünyada sert eylemler sebebiyle aynı soruyu tartışıyor: "Ne hakla"
Haberin Devamıİklim aktivistleri Paris, Louvre Müzesi'ndeki Mona Lisa tablosuna, "Sanat mı yoksa sağlıklı yaşam hakkı mı" diyerek çorba fırlatmıştı.
İngiltere Kralı 3. Charles›ın Londra'da Philip Mould Galerisi'nde sergilenen ilk resmi portresi de "Peynir yeme! Hayvanlara yapılan zulme bak" yazılı bir çıkartma ile saldırıya uğradı.
Bu kadar agresif olmasa da Türkiye'de de benzer eylemler oluyor. İzmir'de 2 vegan genç, bir zincir marketin kasap reyonu önünde, "Vegan ol! Yaşamdan yana ol" pankartı açmıştı.
İstanbul, Galatasaray Meydanı'nda hayvanların yaşam hakkını savunmak isteyen bir kadın, markette etin konduğu karton tabaklara benzeyen bir kap içinde, 'ölüm' pozu vermişti.
HAYVANLAR META DEĞİLDİR, HİSSETME VE ACI ÇEKME KAPASİTELERİ VAR
"Peki nedir veganlık, ne istiyorlar, eylemlerinin motivasyonu ne" soruları ile Vegan Derneği Kurucu Başkanı Ebru Arıman'ı aradım: "Veganlık her şeyden önce etik bir duruş, hayvanları ve insanları toplumun eşit unsurları olarak gören, özgürlük ve sosyal adaletin yalnızca insan türünü değil, doğadaki tüm bireyleri kapsaması gerektiğini savunan bir anlayış" diyor, şöyle devam ediyor:
Haberin Devamı"Veganlık, hayvanların insan egemenliğinde her şekilde kullanımı, sömürüsünü, özgürlüğünün kısıtlanması, acı çektirilmesi, haklarının elinden alınması ve mal gibi muamele görmesini reddeder. Vejetaryenlikten farklı olarak, hayvanları öldürüp yemenin dışında, onları sömürü malzemesi yapacak her türlü davranıştan kaçınmaktır. Hayvanların beden parçaları- salgılarından elde edilen ürünleri tüketmemenin yanı sıra test malzemesi olarak kullanılmalarına karşı çıkmak, hayvanlı gösterilere gitmemek, hayvanların 'malzeme' edildiği hiçbir ürünü satın almamak/kullanmamak gibi örnekler verebilirim."
ADALET DUYGUSU TEMELDİR
"Bunun temelinde ise geniş bir adalet duygusu ve empati olgusu var. Onlar da mutlak saygı duyulması gereken ahlaki önem ve öznel varoluşa sahiptirler. İnsanlar gibi işkence görmeme, tecrit edilmeme, hapsedilmeme, deneye tabi tutulmama, zorla ailesinden koparılmama, sömürülmeme ve öldürülmeme hakkına sahip münferit varlıklardır."
Haberin Devamı"Fakat bugüne dek, 'ilkel bilinç' seviyesinde sınıflandırılan inek, koyun, balık gibi birçok hayvan, öldürülmesi normal canlılar olarak görüldüler.

2