Ayşe hemşire cinayeti önlenemez miydi… Cansız bedeni yol kenarında valiz içinde bulundu
ERKEK şiddetinin son kurbanı, cansız bedeni yol kenarında bir valiz içinde bulunan 22 yaşındaki hemşire Ayşe Tokyaz'dı. Uyuşturucu kullanmak, gasp ve ölüme sebebiyet gibi suçlardan sabıkalı, eski polis Cemil Koç tarafından hunharca koparıldı hayattan. Bu korkunç cinayet sonrası ikizi Esra, Ayşe'yi kurtarmak için defalarca kolluk kuvvetlerine başvurduğunu ancak saatlerce bekletildiği ve ciddiye alınmadığını söyledi. Üstüne üstlük Esra'nın iddiasına göre ifadesi katil zanlısına polis arkadaşları tarafından ulaştırılmış vetehditalmıştı. Bir kadın olarak, elimi vicdanıma koyarak, şunu sormak isterim: "Eğer kolluk kuvvetleri görevini yapsaydı bu cinayet önlenemez miydi Ayşe şu an aramızda olamaz mıydı"
İSTEDİĞİNİZ KADAR KANUN YAPIN UYGULANMADIKTAN SONRA ANLAMI YOK
"Kadınların başvurdukları kurum ya da kolluk kuvvetleri tarafından korunduğunu düşünmüyorum. Daha ziyade 'yük' gibi görülüyor, baştan savılıyoruz" cevabını veriyor Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Sema Yurtbilir. Müvekkillerinin başına gelenlerden örnekler vererek, şöyle detaylandırıyor bu söylediğini.
GÖREV İHMALLERİ YOĞUN
"Eşinden şiddet görmüş, 'Bundan bir şey çıkmaz. Ceza dosyası açılmaz', bir başkası ise 'Bizi boşuna uğraştırma, zaten karşı tarafta senden şikâyetçi olur, iş uzar' denilerek evlerine gönderildi. Mağdur kadınlar, kolluğa başvurduklarında genellikle caydırılmaya çalışılıyor. Başka bir örnek vereyim. Kadın daha karakolda, polis, eşini arıyor, 'Karın burada' diye bilgi veriyor. Adam teşekkür ediyor, polis ise başvuruyu işleme almayıp, 'Hadi barışın' diyerek yolluyor. Yani bu tarafları sulh etmek midir Polisin görevi 'uzlaştırmak' mıdır O polis o kadını ne kadar büyük bir riske attığının nasıl farkında olmaz Maalesef bu 'uzlaştırma' meselesi hem kollukta hem kamu kurumlarında yeni 'trend.' Sebebi ise aileye bir kutsallık atfedilmesi ve politikaların da bu çerçeveye oturmuş olması. Dolayısıyla Arzu hemşire cinayeti de pek çok kadın cinayeti de gayet de önlenebilirdi. Ancak cinayetleri önlemeye yönelik söylemler ve politikalar üretmiyoruz. Yanı sıra İstanbul Sözleşmesi'nden bir gecede çekilmiş olmak, nafaka/vasiyet uygulamalarının değişmesi, katillere verilen indirimlerle 'cezasızlık' algısının oluşması erkekleri cesaretlendirmekte, kamu ve kollukta da görev ihmallerine yol açmakta."
Haberin Devamı
ZİHNİYETDEĞİŞMEDEN OLMAZ
-"Ayşe hemşirenin ikizi Esra, şikâyet için polisler tarafından bekletildiği, azarlandığı, 'yalancı' muamelesi gördüğünü anlatmış. Yetmemiş gibi kızın ifadesi erkek dayanışması ile karşı tarafla da paylaşılmış. Bahsettiğim kolluk ve kamudaki gevşeme bu işte. Oysa 6284 sayılı yasaya göre anında müdahale edilmeliydi. Bir kez daha gördük ki kadınlar şiddet karşısında yapayalnız. Hayatından endişe ettiğim bir müvekkil için 2 haftadır elektronik kelepçe bekliyoruz. İstediğiniz kadar kanun yapın, uygulanmadıktan sonra bir anlamı yok! Zihniyet değişmeden olmaz bu iş."
Haberin DevamıSADECE KATİLLER DEĞİL GÖREVİNİ İHMAL EDENLER DE CEZA ALMALI
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü, Avukat Selin Nakıpoğlu, Ayşe'nin öldürülmeden önce katil zanlısı tarafından tehdit ve şiddete maruz kaldığı, kız kardeşi Esra'nın ise polisten yardım istediği ama hiçbir önlem alınmadığına vurgu yaparak, diyor ki: "Üstelik katil zanlısı, Esra'ya 'Senin ifadelerini satır satır okuyorum, kardeşini bulamayacaksın' da demiş, tehditler savurmuş. Bu ne cüret Bu ne yasa tanımazlık Eski polis olduğu için ifadelere böylesine kolay ulaşabilmesi akıl alır durum değil. Bu, organize şekilde, suçluyu kayırmaktır. Yahu, biz kime güveneceğiz Bunda parmağı olan tüm polis memurları acilen açığa alınmalı, yargılanmalıdır. 'Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz' derken tam da bunu kastediyoruz. Erkek şiddeti ile mücadelenin devlet politikası olarak görülmemesi, bunun sonucunda da kolluk kuvvetlerinin görevlerini ihmali sonucu bir kadın daha canından oldu."

2