OYUNCU Duygu Sarışın ile Cambridge Üniversitesi Fizik Bölümü Cavendish Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Mete Atatüre'nin evlilik hazırlığı yaptığı haberi bu haftanın en çok okunan haberlerinden biri oldu.
Son derece mutlu ama aslında bir o kadar da sıradan bir haber; iki insan âşık olmuş ve hayatlarını birleştirmeye karar vermiş.
Fakat bu mutlu habere gelen bazı yorumlar meseleyi bambaşka bir yere taşımış durumda:
"Şok oldum. Erkekler gerçekten okuduğumuz okula falan hiç bakmıyor sanırım ya."
"Adam dünyaca ünlü Kuantum fizikçisi ama abi..."
"O değil de... İkisi ne alaka!"
Pardon!
İnsanlar aynı üniversiteden mezun oldukları, diplomalarının üzerinde benzer bölümler yazdığı ya da CV'lerinin uzunluğu birbirine denk düştüğü için evlenmiyor.
Birbirlerini sevdikleri, anlaştıkları, iyi vakit geçirdikleri, hayata aynı pencereden bakabildikleri için birlikte oluyorlar.
Aslında bu lakırdıların altında çok eski ve bana göre hayli rahatsız edici bir bakış açısı yatıyor:
Haberin Devamı"Birbirlerine denkler mi" bakış açısı.
Bu arada çok sevgili Duygu Sarışın, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü mezunu. İzmir Devlet Tiyatrosu'na emek vermiş, yıllardır oyunculuk yapan bir kadın.
Oyunculuğu "profesörlüğün karşısında hafif kalan" bir meslek gibi görmek de ayrı bir tuhaflık.
Kaldı ki İzmirli bir gazeteci olarak şunu da yazmalıyım: Sevgili babası Ahmet Sarışın, İzmir'in efsane belediye başkanlarındandır.
Yani ortada eğitimsizlik ya da "birbirine denk olamama" gibi bir durum zaten yok.
Ama olsaydı ne değişirdi
Asıl soru bu.
Toplum olarak, başarılı bir erkeğin yanındaki kadının yeterliliğini ölçmeye pek bir meraklıyız maalesef.
Üstelik çoğu zaman bu sınavı kadınlar birbirine yapıyor.
Kadın kadının yurdu değil, kurdu gibi davranıyor.
Bence asıl şaşırmamız gereken bu.
Bir kadın sevdiğinin yanında durmak için ne diploması ne CV'si ne de kariyerini kimseye ispatlamak zorunda.
Çünkü aşk bir iş görüşmesi, evlilik de liyakat sınavı değil.
İki insan birbirini seçmişse bize düşen, "Mutlu olsunlar" demek.
Gerisi gerçekten kimseyi ilgilendirmiyor.
EVİ PIRIL PIRIL PİKNİK YAPTIĞI YER ÇÖPLÜK
Haberin DevamıBAZEN gerçekten anlamakta zorlanıyorum.
Ev temizliği konusunda son derece titiz bir toplumuz.
Ayakkabıyla eve girmeyiz.
Misafir gelmeden evi baştan aşağı temizleriz; halılar silinir, perdeler yıkanır.
Sosyal medyada saatlerce evini foşur foşur temizleyenlerin videoları bile milyonlar izlenir.
Fakat bazılarımız evin kapısından çıktıktan sonra bambaşka birine dönüşüyor.
Yürüyüş yapmak için gittiği sahil kenarını çekirdek kabuğu ile dolduruyor.
Piknik yaptığı ormanda çöp poşetini ağacın dibinde bırakıp gidiyor.
Denize girdiği kumsalda ya pet şişesini bırakıyor ya da sigara izmaritini...
Mangal yapılan yeşil alanlarda kömür, plastik tabak, peçete atıklarından dağlar oluşmuş durumda.
Haberin DevamıGeçtiğimiz günlerde Belgrad Ormanı'

13