İstanbul'da bugün üzerinden otomobillerin geçtiği, iki yanında apartmanların, rezidansların yükseldiği pek çok cadde, bir zamanlar dere yatağıydı. Beşiktaş'taki Ihlamurdere, Şişli'deki Fulya Deresi, Fatih'teki Vatan Caddesi'nin altından geçen tarihi Bayrampaşa Deresi... Kimilerinin üzeri kapatıldı, kimileri de beton kanallara alındı. İsimleri ise yalnızca sokak tabelalarında kaldı. Bazı derelerse- felaketin yaşandığı Ayazağa'daki Cendere mesela- açık yatağında akmaya devam ediyor. Ancak derenin geçtiği vadide geçmişte sanayi tesislerinin bulunduğu alanlar, zamanla konut, ofis ve alışveriş merkezi projeleriyle dönüştü. Peki, üzeri kapatılan derelere ne oldu Ne kadarı doğal yapısını kaybetti Bu felaketin suçlusu kim
İSTANBUL'UN 108 DERESİ KAYIP
İstanbul, Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (İSKİ) 2023 verilerine göre, İstanbul genelinde 2 bin 772 dere var. Kentteki dere ve dere kollarının toplam uzunluğu ise yaklaşık 3 bin 919 km.
Bu derelerin kaçının üzerinin kapatıldığı, kaçının yatağının değiştirilerek yapılaşmaya açıldığı konusunda güncel ve kapsamlı bir sayı ise yok.
DETAYLI ARAŞTIRMA 20 YIL ÖNCE yapıldı
Fakat bu konuda yapılmış önemli bilimsel çalışmalardan biri peyzaj mimarı Dr. Hülya Dinç'e ait: İstanbul Derelerinin Fiziki Değişimi ve Arazi Kullanım İlişkisi başlıklı doktora tezi.
Dr. Dinç'in 2007 tarihli haritaları temel alarak gerçekleştirdiği araştırmada, İstanbul'un içme suyu havzaları dışında kalan bölgelerinde 168 ana dere ve kolları bulunmakta.
Haberin Devamı168 ana derenin yüzde 64'ü, yani 108'i, doğal yapısını müdahaleler sonucu kaybetti. Kaynağından döküldüğü yere kadar doğal özelliğini koruyabilen dere sayısı ise sadece 60. 168 derenin yaklaşık yüzde
80'i yerleşim alanları, yalnızca 33'ü ise yerleşim alanları dışında.
Yine aynı araştırmaya göre, Haliç'e dökülen derelerin yüzde 31'i kentsel alan içinde ve doğal yapıları değişmiş -beton kanallara alınmış ya da kapatılmış- durumda.
İSİMLERİ TABELADA KALAN DERELER
Melis Oğuz'un Mekân ve İnsan programında araştırmanın sonuçlarını anlatan Dr. Dinç, derelerin önemli bir kısmının, konut, sanayi ve ulaşım alanlarında fiziksel değişime uğradığının altını çiziyor ve diyor ki:
"1950'den itibaren hızlanan kentleşme süreciyle önce derelerin denize döküldüğü ağızlar, ardından vadiler ve yan kollar yapılaşmadan etkilendi. 1980'li yıllarda yerleşimlerin tepelerden vadi tabanlarına doğru yayılmasıyla bu baskı daha da arttı. Artık Boğaziçi'nde, Marmara'da birçok dereyi göremeyiz. Yol ya da konutların altındalar. Bugün Bebek Deresi, Arnavutköy Deresi, Kuzguncuk Deresi'ni görebiliyor muyuz Görmüyoruz. Yolun altındalar."
Haberin DevamıBirkaç örnekte ben ekleyeyim: Bir zamanlar Fatih'te akan Bayrampaşa Deresi'nin bulunduğu vadiden bugün Vatan Caddesi geçiyor. Beşiktaş'ta Ihlamur Deresi, Şişli'de Fulya Deresi, Taksim Dolapdere ve Ortaköy Dereboyu isimleri sadece sokak tabelalarında yaşıyor.
ÜZERİ KAPATILSA DA İŞLEVLERİNİ YİTİRMEZ
Dr. Dinç, bir derenin kapatılmasının onun doğal işlevini ortadan kaldırmadığına da dikkat çekiyor:
"Bu dereler için 'kayboldular' diyemem. Kaybolmayan ve yaşayan dere sistemleri derim. Çünkü önemli bir yağışta muhakkak kendilerini gösterirler."
100 METREDEN10 METREYEDÜŞÜRÜLDÜ
Dr. Dinç'in dikkat çektiği bir konu da dere yataklarını koruyan mevzuattaki değişiklikler.
Haberin DevamıİSKİ'nin geçmişte uyguladığı 100 metrelik dere koruma bandı, 2013'te 10 metrelik işletme bandına dönüştürüldü. Yani derenin yanı başı imara açıldı.
"Oysa her derenin kendine özgü havza büyüklüğü, eğimi, jeolojik yapısı ve taşkın özelliği var" diyor Dr. Dinç; sabit mesafeler yerine her dereye özel koruma alanları belirlenmesi gerektiğini savunuyor ve ekliyor: "Kentleşme kararları dere sistemlerinin bütünlüğü dikkate alınmadan verilemez."

3