24 yıllık hasret bitti... Şimdi sahne bizim

DÜNYA Kupası bugün Meksika-Güney Afrika mücadelesi ile başlıyor.

Ama dürüst olalım...

Yıllar sonra kimse ilk maçın skorunu hatırlamayacak.

Herkes bir fotoğrafı hatırlayacak...

Bir gol sevincinin görüntüsünü...

Bir futbolcunun centilmenliğini...

Bir otobüsü...
Bir takımın rozetini...
Bir konvoyu...

Daha ilk düdük çalmadı ama turnuvanın hikâyeleri çoktan sahaya çıktı bile.

Mesela Curaçao.

Nüfusu İstanbul'un
birçok ilçesinden daha küçük bir ada ülkesi.

Takım otobüslerini gördünüz mü Viral oldular.

Bir yanda milyar dolarlık futbol ekonomisi; son model, klimalı, lüks, deri koltuklu otobüslerle maçlara giden "elit" futbolcular, diğer yanda 1980 model, Amerikan tarzı, penceresiz, mavi renk bir okulotobüsü tercih eden mütevazı bir ada takımı.

Haberin Devamı

Dünya Kupası'nın en güzel tarafı bu işte: Aynı sahaya hem devleri hem hayal kuranları çıkarabilmesi.

İran'ın hikâyesi ise çok daha ağır.

ABD ordusu savaşın daha ilk günlerinde bir kız okuluna saldırmış, 168 çocuk hayatını kaybetmişti.

İşte İran kafilesi, bu saldırıda hayatını kaybeden kız çocuklarını anmak için yakalarına taktıkları "168" rozeti ile indi Meksika'ya.

Anlayacağınız sadece kramponlarını değil, ülkelerinin acısını da beraberlerinde getirmişlerdi.

Ve Norveç...

Sanırım turnuvanın en eğlenceli girişini onlar yaptı.

30 yıl sonra Dünya Kupası'na sıradan bir takım fotoğrafı ile değil "Vikingler" olarak döndüler.

Fotoğrafa yeterince uzun bakınca Haaland'ın kuzey denizlerinden yeni dönmüş bir savaşçı olduğunu düşünüyor insan.

Kupanın bir başka güzelliği de bu işte: Bir ülke sahaya sadece futbolunu getirmiyor; tarihini, hafızasını ve kültürünü de getiriyor.

Ve gelelim bize...

Haberin Devamı

O nasıl bir uğurlamaydı öyle...

Havalimanına gidenyol boyunca Türk bayraklarıyla süslenmiş onlarcaaraç konvoy yaptı. Ama Türkiye'de futbolu bilen herkes o konvoy görüntüsünde başka bir şey daha gördü: Sabır ve azim.


Çünkü Türkiye, Dünya Kupası'nı 24 yıldır uzaktan izliyordu. Öyle ki 2002'de bronz madalya kazanan takımın maçlarını babasının omzunda izleyen çocuklar bugün kendi çocuklarını
okula götürüyor.
Aradan geçen yıllar boyunca her elemede umutlandık ama olmadı! Ta ki bu yıla kadar.

İşte bu yüzden o konvoy sadece görsel bir şölen değildi.

O konvoyda biraz hasret vardı.

Biraz inat vardı.

Biraz da yıllardır ertelenen bir randevunun heyecanı...

Şimdi o dev stadyumların ışıkları yanacak, ilk düdük çalacak ve top yuvarlanacak.

Haberin Devamı

Sahadaki her forma acısını, inancını, umudunu... Kendi hikâyesini de arkasında taşıyacak.

Ve "biz" iyi ki de döndük; kendi hikâyemizi yeniden yazmaya ve bu hikâyeyi bu kez zaferle mühürlemeye...

DEVİR DEĞİŞTİ E TABİİ ÇELİK DE

YILLAR önce "Gel yârim ol, sevdalım ol, dertlerimin dermanı ol" diye sesleniyordu hercaisine.

Aradan yıllar geçti. Bugün dertlere derman olan, şarkıyı söyleyenin ta kendisi.

Evet, şarkıcı Çelik'ten bahsediyorum.

Yıllardır konser gelirleriyle veresiye defterlerindeki borçları kapatıyor, ihtiyaç sahiplerine destek oluyor, ramazan ayında gıda kolisi dağıtıyor, Kurban Bayramı'nda et...