Yaşam mücadelesi içinde yaptığımız mesleki çalışmalarımızı gözden geçirdiğimizde, birçoğumuzun sürekli olarak ayni işleri rutin olarak sürdürdüğümüzü görürüz. Tüm dikkatlerimizi ayni ya da benzer görevlere uzun süre odaklandığımızda, yapılan iş her ne olursa olsun sıkılmak kaçınılmaz oluyor. Rutin süren yaşamımıza küçük de olsa farklı dokunuşlar getirebilmek, bizi alışık olduğumuz zaman kesitlerinden uzaklaştırabiliyor. Yeni hobiler edinmek, çalışma ortamında ufak tefek yeni düzenlemeler yapmak bir sonraki gün için yeni enerjiler verebiliyor bizlere. Yeni yerler keşfetmek için seyahat etmek, yeni insanlar tanımak için bizim hobimiz olabilecek kurslara gitmek monotonluktan ve can sıkıntısından kurtulmamıza yardımcı olabiliyor.
Haberin DevamıHerkesin yeknesak olarak sürdürdüğü en yakın arkadaşının telefon ve sosyal medya olduğu günümüzde, ben de kontrollü bir şekilde bu çarkın içine katıldım. Yatma saatine yakın zamanlarda bazı geceler telefonumda dünyayı gezen "You Tuber'ların" videolarını izliyorum.
BİR YUDUM SU
Afrika ülkelerinin birinde yapılan gezide, suyun ve gıdanın erişemediği bölge ve çocukların içler acısı hallerini gördüm. Çıplak ayaklar, bir damla suya bile muhtaç insanlar, tozun toprağın içinde hayata tutunmak için çabalıyorlardı. İklimlerdeki şok değişimler, bölgesel çatışmalar, zayıf alt yapı gibi sorunların birleşmesiyle artan açlık ve su krizinin boyutları giderek ürkütücü seviyelere geliyor. O bölgeye ulaşabilen "sosyal yardım ekipleri" ellerinden geldiğince bu sefalet içindeki yaşama hayat vermeye çalışıyorlardı. Dünyada bu şekilde temiz suya ulaşamayan bölgelerde susuzluk nedeniyle sağlık sorunları yaşayan çok fazla çocuk var. Aşırı sıcaklıklar ve düzensiz yağan yağmurlardan dolayı kuruyan su kaynakları sebebiyle insanlar kısıtlı suya ulaşmak için saatlerce yürümek zorunda kalabiliyorlar. Bu şekilde hijyenden uzak kirli su tüketimi kolera, ishal ve tifo gibi hastalıklara yol açarak çocuk ölümlerini arttırıyor. "Türk Kızılay'ı" gibi yardım kuruluşları derin su kuyuları benzeri çalışmalarla kalıcı su kaynağı projelerini yürüterek çözüm yolunda adımlar atıyorlar.
Haberin DevamıBu tür çözüm yolunda yapılan her türlü çalışma; bölgesel anlaşmazlıkların yarattığı çatışmalar ve savaşlar nedeni ile aksayabiliyor. Terkedilen tarım arazileri, kapanabilen lojistik destek yolları insani yardımların engellenmesine neden olabilmektedir. Buna en güzel örneklerden biri Rusya-Ukrayna savaşında yaşanmıştı. Bu iki devletin dünya buğday üretiminin önde gelen üreticileri ve ihracatçıları olması, buğday krizini sadece bu iki ülke arasında yaşanan bir sorun olmaktan çıkartıp, küresel gıda güvenliği sorunu haline gelmesine neden olmuştu. Ukrayna'nın en verimli ve en fazla buğday üretilen bölgelerini etkileyen bu çatışmalar buğday lojistiğini aksatmıştır. Bu krizli günlerde, Türkiye'nin önemli girişimleriyle Birleşmiş Milletler nezdinde açılan "tahıl yolu" vasıtasıyla Ukrayna Limanlarından buğday tedariki sağlanabilmiştir.
Savaş ve çatışmaların olduğu her yerde gıda ve su krizlerinin olması kaçınılmazdır. Suya ve gıdaya ulaşımın başlı başına bir sorun olduğu Sudan, Somali, Nijerya gibi bazı Afrika ülkelerinde meydana gelen bölgesel çatışmalar iyi niyetli yardım kuruluşlarını bile engelleyebilmektedir. Etnik ve dini nedenlerle başlayan anlaşmazlıkların yanında, toprak ve su kaynaklarının paylaşılamaması nedeniyle de istenmeyen çatışmalar meydana gelmektedir. Afrika'da, sahra altı denilen bölgede bulunan birçok ülkenin kıta altı su rezervleri bulunmasına rağmen, bölgesel çatışmalar yüzünden gerekli finansmanlar da sağlanamamaktadır. Bu tür çatışmalar ve gece baskınları yüzünden sağlanamayan güvenlik nedeniyle; tarım arazileri terk edilebiliyor, lojistik destek yolları kapanıyor ve insani yardımlar gerekli yerlere ulaşamıyor. Ayrıca, Ortadoğu ve Avrupa'daki küresel çatışmalar yüzünden gübre, tohum, nakliye ve enerji maliyetleri artarak, gıda ithalatına bağımlı olan bölge ülkelerini ekonomik olarak da zor duruma sokuyor.

2