Eski baharlar

Zorlukla geçen kış günlerinin ardından gelen mis kokulu bahar günlerinin, insana mutluluk veren esintilerini ararım hep. İnsanı bunaltan sıcaklar yoktur o günlerde. Tomurcuklanan, çiçek açan ağaçlarıyla, erguvanlarla mutlu olurdum. Tüm mevsimlerimiz doğasına has kendi özelliklerini yaşatırdı bizlere. Son yıllarda ise baharın esintili günlerinden uzak şekilde birden güneşin yakıcı etkisini görüyoruz. Sanki yaz aylarının ortasında gibi hissediyoruz kendimizi...

Televizyonlarda haberleri izlerken nehir haline dönüşmüş şehrin caddelerinde sürüklenen araba görüntüleri içimizi sızlatıyor. Büyük bir hızla akan sulara kapılıp sürüklenen insanların bir yerlere tutunma çabası içinde çaresizliklerini izliyoruz. Suyla dolan alt geçitlerde mahsur kalan araçları ve insanları görüyoruz.

Haberin Devamı

Bahar aylarında alışık olduğumuz, öğleden sonraları veya ikindi vakitlerinde görülen kısa süreli ve şiddetli "kırkikindi" yağmurlarının yıkıcı sel baskınlarını yaşıyoruz.

ISINAN DÜNYA

Yaşanan bu doğal afetlerin nedenini "tıkanan alt yapılar ve yetersiz mazgallara" bağladığımız ölçüde, Biricik Dünyamızı tehdit eden "Küresel İklim Değişiklikleriyle" de ilişkilendirmeliyiz. Yaşanılan afetlere bu açıdan bakarsak, korkularımızı ve olası zararlarımızı önlemek için "hem bireysel, hem de kurumsal düzeyde" hızlı ve etkili önlemler almanın kaçınılmaz olduğunu görürüz.

Küresel iklim krizlerinin tetiklediği aşırı hava olaylarının etkilerini alt yapıları güçlü olan pek çok gelişmiş ülkede de yaşandığını biliyoruz. Daha yakın zamanlarda, Çin'de, Almanya'da, ABD (Dallas, Teksas, California gibi eyaletlerde), İspanya'da yaşanılan, yüzlerce kişinin can, mal kayıplarına yol açan büyük sel felaketleri ve su baskınlarını TV ekranlarında endişe içinde seyrediyoruz.

Havanın olumsuz koşullarını yaşadığımız günlerde sürekli "hava durumu" hakkında bilgi alarak bazı önlemler almaya çalışıyoruz. Özellikle aracımız ile sokağa çıkarken aniden bastıracak bir sağanak içinde kalma riskini içimizde duyuyoruz.

Şehirlerarası bir seyahatimde uzun, inişli çıkışlı rampalarla dolu bir yolda ilerlerken, havanın yağmur yüklü kara bulutlarla kaplandığını görünce, yüksek bir yerde aracımı park ettim ve aşırı şiddetle yağan yağmur geçene kadar orada beklemiştim.

Haberin Devamı

Yaşanılan tüm bu olaylar, tüm insanlık olarak hepimizin sorunudur. Özellikle, 1800 lü yıllardan sonra artan makineleşmeye paralel olarak

Petrol ve Doğal gaz gibi "Fosil Yakıt" adı verilen yakıtların kullanımının artmasıyla birlikte bütün iklim değişikliklerinin nedeni olan "Sera Gazı" etkisi giderek arttı. Sanayileşme ile birlikte salınımı artan Karbondioksit, Metan, Florlu Gazların dünyayı tıpkı bir sera örtüsü gibi sararak, yeryüzünden yansıyan Güneş Işınlarını atmosferde tutmasıyla gezegenimizin sıcaklığı artmaya başladı. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Örgütleri, binlerce bilim adamı ve hükümet yetkilileri çok ciddi çalışmalar yaparak, uluslararası anlaşmalar ortaya koymuşlardır. Bu çalışmalarda, yaşanabilir bir dünya ikliminde "Küresel sıcaklık artışının" maksimum 1,5 derece sınırını koymuşlardır.

Haberin Devamı

EL NİNO

Konunun ehemmiyetini vurgulamak için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri "Antonio Guterres" yakın zamanda yaptığı açıklamada; "El Nino kapımıza dayandı" diyerek, ülkelerde aşırı sıcaklıklara karşı tüm dünyayı uyararak, sıcaklıkların önümüzdeki aylarda rekor kırabileceğine dikkat çekti.

"El Nino" adı verilen atmosferik olay, Pasifik Okyanusunda deniz sıcaklıklarının normalden fazla ısınmasıyla oluşur. Tüm dünyadaki hava ve iklim sistemlerini alt üst eden bu doğal iklim döngüsüyle beraber küresel sıcaklıklar rekor seviyelere çıkarak; kuraklık, şiddetli fırtınalar ve dengesiz şiddetli yağışlarla birlikte sel felaketlerine yol açar.