Evdeki hesap çarşıya uymadı.
Kağıt üstünde öngörülen ile sahada yaşanan arasındaki ayrım giderek derinleşiyor gibi görünüyor.
Ve bu ilk defa olmuyor.
Tarihteki örneklerine baktığımızda Vietnam Savaşı, Kosova Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı.
Her biri sırasıyla 'sınırlı konuşlanma', 'kısa askeri hava akını' ve 'hızlı bir savaş' olarak öngörülmüştü en başta.
Her biri de beklenenden çok fazla büyüdü, genişledi, yayıldı; hangi sıfatı kullanırsanız kullanın sonuçta halk deyişiyle 'evdeki hesap çarşıya uymadı'.
İran'da rejim değişikliği ifadelerinin havada uçtuğu günlerden bölge genelinde genişleyen misilleme döngüleri, Hürmüz Boğazı ve hatta Bab-el Memdeb Boğazı'na kadar geldi dayandı süreç.
Alınan tedbirler ise askeri olmaktan ekonomik olmaya doğru evriliyor küresel ekonomide yaratacağı olası 'şoklara' karşı tedbir üstüne tedbir yayınlanıyor.
Hem de sürecin başat aktörlerinin müdahil olmadığı şekilde.
Buna pansuman diyen de var; asıl yara başka diyen de.
Ancak aşikar olan bir şey varsa o da pek çok alanda ilk 15 günde yaratılan büyük zarardır.
Buna rağmen 'tırmanma etkisi' sonuçlarını kullanılan mühimmatın mültarı ve boyutunda kendini bir kez daha gösteriyor.
İran tarafında bomba tonajında artırıma gidiliyor.
Amerika tarafında ise AGM-158 JASSM seyir füzeleri yüklü olduğu B-52H 'ağır bombardıman uçağı' İran'a doğru ilerliyor deniyor.
Velhasıl kimse durmuyor; hatta vites, pardon, bomba yükseltiyor.
Çünkü araştırmalar şunu söylüyor:
"Savaşın en tehlikeli aşaması nadiren başlangıcıdır.

4