'Kırılgan Ateş Kes'
Ateşkes ve savaş döngüsü 'döngü' kalmış: 167 masum çocuk öldü, taraflar zafer ilan etti, ancak kaybedenlerin trajedisi hiçe sayıldı—bu gerçekten bir çatışma mı, yoksa tarafların zafer narratifi için insan bedeli mi?
Yazar, Haziran 2025'ten itibaren yaşanan savaş-ateşkes döngüsünün bitmeyen bir senfoni haline geldiğini ve tarafların kendi zaferlerini ilan ederken sivillerin ve özellikle 167 çocuğun ölümünün göz ardı edildiğini eleştiriyor. İddiasını, her ateşkes döneminde tekrar çatışmanın başlaması ve 'müzakere'nin hiçbir somut sonuç vermemesiyle destekliyor. Yazının kalbinde ise şu soru yatıyor: savaşın gerçek kaybedenleri sivilken, taraflar nasıl birer birer zafer ilan edebiliyor—bu döngüyü kıran ne olabilir?
Yine bir son tarih.
"Salı, saat: 08:00 PM, Doğu Saati"
Ve yine bir uzatma.
Bir tür biz bu anı yaşamıştık hissi.
Bir tür deja vu.
Bu mevzu sürdükçe 'bu anı biz daha önce de yaşamıştık' hissi hiç bitmeyecek sanırım.
Çünkü yine bir 'ateş kes' geldi.
Neye mi
Uzadıkça uzayan 'müzakere' - 'savaş' döngüsüne.
2025 Haziran ayında başlamıştı.
İlk 'savaş' 12 gün sürmüş, hatta nam-ı o sebeptendir ki '12 Gün Savaşı' olarak kalmıştı.
Her ne kadar taraflar birbirlerini meşru olarak tanımlamasalar da.
Sonra 27 Şubat 2026'ya kadar 'ateş kes' denmişti ki 28 Şubat yani bahar gelmeden hemen önce cemreler yeni düşmüştü, müzakerelerde imza için kalemlerin siparişi bile verilmiş, imzaların atılacağı salon dahi kiralanmışken kıvrak bir manevra ile 'müzakere'den 'savaş'a dönülmüştü.
'40'ı çıktı' derler ya.
Hah, işte 'savaş' durumuna dönüşte bir 'ateş kes' ve 'müzakere' dönüşü yine geldi.
Bitmeyen senfoni bir nevi.
Döngü.
Bitti mi
Hiç biter mi
Nereye kadar süreceği muamma.
Öyle ki, bu sefer 'kırılgan' olan 'ateş kes' neyi içeriyor, içermiyor o konuda bile uzlaşı yok.

5