Şimdi sus...

Kırk yıllık bir savaşı bitiren bir yasa geçti Meclis'te. Artık insanlar ölmeyecek, dağa çıkmayacak, bombalar patlamayacak. Bir toplum için muhteşem bir gelişme. Halkın sevinçle, coşkuyla, danslar edip, şarkılar söyleyerek bunu kutlaması gerekir. Ama öyle olmuyor... Aksine o sevinci zehirleyen bir kuşku hâkim. Niye Çünkü her şey, bütün gelişmeler artık bir askeri karargahtaki emirler gibi bildiriliyor topluma. "Şimdi savaş", "şimdi barış", "şimdi beni destekle", "şimdi sevin", "şimdi şükret", "şimdi mutlu ol" ve tabii bütün emirlerden sonra gelen o kaçınılmaz emir: "Şimdi sus." Bu çok sevindirici olması gereken yasayı iktidar milletvekilleri "okumadan" imzalamak zorunda bırakıldılar... Muhalefete zaten hiçbir bilgi verilmedi. "Niye bütün toplumu kucaklayacak bir zemin oluşturulmuyor, niye barışırken hukuksuzluğu sürdürüyoruz" sorularını sormak "barış karşıtlığı" kapsamına sokuldu. "Savaş da olur, barış da olur, hepsi de hukuksuz olur" sloganı tüm hayatı kapsadı. Ne olacaksa hukuksuz olacaktı... Hukuk istemek yasaktı ve "terör yandaşı, barış karşıtı" olmak gibi bir şeydi. Zaten o yüzden de "barış yasasından" sonra "şimdi sus" emri geldi. Nasıl mı susacağız Bu sefer valilerle susacağız. "Valiler sürecin sahadaki koordinatörü olacak" haberi bize nasıl susacağımızı anlatıyor: "Valiler, kendi illerinde sürecin en üst düzey mülki koordinatörü olarak görev yapacak. 81 ilin valisi ile emniyet ve jandarma yöneticilerinden, özellikle sosyal medya ve sahada ortaya çıkabilecek gerilimlere karşı dikkatli olunması istenecek. Kamu düzeni ve asayiş konusunda ise güvenlik birimlerinin 'sıfır tolerans' ilkesiyle hareket etmesi planlanıyor." "Sosyal medyada ortaya çıkabilecek gerilimler" çok hoş bir tarif... "Gerilim" yasak... Gerilim nasıl çıkıyor peki İktidarın görüşlerine ve hukuksuzluğa karşı durursan "gerilim" oluyor. Susarsan "gerilim" olmuyor. Aslında muhalefet hukukun her zaman siyasetin önünde olduğuna gönülden inansa bu süreç farklı ilerleyebilir, barış hukukla birlikte gelebilirdi... En azından hukuka doğru bir hareket sağlanabilirdi. Nasıl mı 1- Mevcut sürece katılmak için Siyasal İktidarı anayasayı uygulamaya davet ederek. Örneğin AYM ve AİHM Kararlarını uygulamadıkça sürece katılmayacağını ön şart koşarak... 2-İkinci imkân ise "Çerçeve Yasa" saklanarak ortaya çıktığında doğdu. Terör Komisyon Raporu'ndaki PKK'nın silah bırakma sürecini resmeden 6.madde ile demokratikleşmeyi çerçeveleyen 7. Maddenin bir arada uygulanmasını şart koşarak, uyarılarının kaale alınmaması halinde de oylamadan çekileceklerini söyleyerek. Ama muhalefetin de içinde bulunduğu siyaset kurumu için "siyaset hukuktan önce geldiğinden" hiç birisi yapılmadı ve siyasal iktidar kurduğu oyunda fevkalade başarılı oldu. Hukuksuz bir barışı kabul ettirdiler... Hukuksuzluk tartışılmadı... Sanki hayatın doğal bir parçasıymış gibi geçiştirildi. Siyasal iktidar açısından arzulanan nedir Aslında galiba sorunun en güzel cevabını salı günkü gazetemiz Karar'ın manşeti veriyordu: