Neden mutsuzuz

Mutluluk varılacak bir hedef değil, yaşanacak bir süreçtir"... Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson'ın mutluluk tanımı bu.

2026 Mutluluk Raporu açıklandı, mutluluk tarifi oradan aklıma geldi.

Rapor'un bazı değişmezleri var; örneğin Finlandiya dokuzuncu kez birinci. Afganistan ise sayamadığım kadar sonuncu.147 ülkenin en mutsuz, hep mutsuz insanları.

Ya biz... 94. sıradan listede yerimizi almışız.

Bir üst sıramızdaki Mozambik bizden daha mutlu bir ülke... Savaştaki Rusya bile 79. sırada.

Döndüm, raporun kriterlerine baktım.

Sonra inanın kendi kendime mırıldandım "bize 94. sırayı iyi vermişler."

Gelin birlikte bakalım:

Ekonomik faktörler, sosyal destek, yolsuzluk ve adalet algısı, gençlerdeki mutluluk düşüşü, sağlıklı yaşam beklentisi, özgürlük hissi...

Bu kriterlere bakarak içimizi ferahlatacak bir yorum yapmamız, "94. sıra ile bize haksızlık yapılmış" dememiz mümkün mü

Örneğin, ekonomik faktörler... Halimiz perişan. Bir enflasyon yangını ki bir türlü sönmüyor. Gelir adaleti eşitsizliğinde ise makası kapatmak mümkün değil. Merkez Bankası rezervlerimiz savaşta olan ABD'den bile daha hızlı eriyor.

Sosyal destek mi Emekliler asgari ücretin altında yaşam savaşı veriyor. Asgari ücretliler de yoksulluk sınırının kat be kat altında kalmış iken bir sosyal destek var mı Ara ki bulasın...

Yolsuzluk ve adalet algısında ise devlet ve iş dünyasındaki yolsuzluk algısının yüksek olması mutluluk skorunu aşağı çekiyormuş.

Yolsuzlukların üzerine gidecek ne bağımsız devlet kurumlarımız ne de yargılamasını yapacak bağımsız ve tarafsız yargı kurumumuz kaldı.

Yolsuzluk algısı bizde %77.9. Finlandiya'da ise %21.

Ülkedeki siyaset kurumunun karşılıklı suçlamalarında ortak suçlama paydası: Yolsuzluk. Böylesi bir başka dönem oldu mu Ben pek hatırlamıyorum.

Gençlerdeki mutluluk düşüşüne ise raporda özel bir yer ayrılmış. Raporda özellikle sosyal medya kullanımının gençlerin ruh sağlığına zarar verdiği ve bu durumun genel mutluluk ortalamasını düşürdüğü vurgusu var.

Ancak Türkiye'de gençler açısından maalesef sosyal medya kullanımından çok daha yakıcı ve hazin başka gerçekler bulunuyor.

TÜİK bilgilerine göre her dört genç evladımızdan biri ne eğitimde ne istihdamda.

Ve gene TÜİK verilerine göre bu sayı ne kadar biliyor musunuz 6 milyon 519 bin.

Pek çok gencimiz artık okumayı anlamsız buluyor, ya ekonomik sebeplerle ya niteliksiz eğitim sebebiyle üniversite hayatına son veriyor.

Bu da borç, yalnızlık ve psikolojik yıpranmayı beraberinde getiriyor.

Öyle ya da böyle 6 milyon 519 bin kayıp gelecek, kayıp nesil.

Özgürlük hissi mi

Kriter ne

Kriter, "Kişilerin hayatlarıyla ilgili seçim yapma özgürlüğüne duydukları güven."