Elbette İstanbul'un eskiden de bir Cumhuriyet Başsavcılığı vardı. Ama son zamanlarda olduğu gibi sıklıkla ismini duymazdık.
İstanbul Başsavcılığı çalışmıyor muydu
Tabi ki çalışıyordu.
Peki şimdi neden İstanbul Başsavcılığı ile yatar kalkar olduk
Cevabı basit.
Arka arkaya, hızlı hem de çok hızlı başlatılan soruşturmalar, gözaltı uygulamaları, tutuklama talepleri geldi "Suç" olduğu iddia eylem nerede yapılırsa yapılsın devreye İstanbul Başsavcılığı giriyor.
Son günlerde bana en çok sorulardan biri şu:
"Nedir, ne oluyor İstanbul Başsavcılığı, Türkiye Başsavcılığı mı oldu
İstanbul Başsavcılığı'nın değişik yerlerde işlendiği iddia olunan suçlar için soruşturma açma yetkisi var mı Varsa hangi durumlarda var"
Başsavcılığın, bir suç iddiası gördüğünde soruşturma başlatmak şüphesiz en birinci görevidir.
Ancak bu görevin icrasını belirleyen bir usul var, bu usulün bir de yasası var.
Önce son duyduğumuz CHP Milletvekili Cemal Enginyurt hakkında İstanbul Başsavcılığı'nın açtığı soruşturmaya bu yasa çerçevesinden bakalım.
Cemal Enginyurt'un kürsü dokunulmazlığı olduğu, soruşturma açılamayacağı ayrı bir konu.
Ceza Muhakemesi Kanunu 1619 diyor ki "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir."
Yasa çok açık, bir milletvekili hakkında İstanbul Başsavcılığı hangi suç iddiası olursa olsun soruşturma açamaz Bu kadar net.
Açılan soruşturmayla burada yasa açıkça çiğneniyor.
İstanbul Başsavcılığı tarafından başlatılan bir başka soruşturma ile devam edelim.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'dan söz ediyorum. Önce Antalya'da yaptığı mitingde yaptığı konuşma ve sonra Kayseri'de geçen yıl gelişen olaylar nedeniyle İstanbul Başsavcılığı soruşturma başlattı ve gözaltı kararı alındı.
Ceza Muhakemesi Kanununa göre genel kural; Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresinde işlenen suçları soruşturur. Çünkü Cumhuriyet savcısı, yer bakımından yetkili mahkeme önünde dava açmak zorundadır.
Ama yasanın yetkiyi belirleyen 12. maddesinin 3. ve 5. fıkralarında bir farklı durum var ki anlaşılan İstanbul Başsavcılığı buradan hareket ediyor.
Bu nedenle bu noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Eğer suç iddiası basılı bir eserin, keza benzer şekilde "görsel ve işitsel" yayınların içeriğinde geçiyor ise "yayım merkezi"nin bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili mahkeme kabul ediliyor.
Basılı ya da görsel ve işitsel yayın yapan kuruluşların merkezlerinin çoğunlukla İstanbul'da bulunduğu gerçeğine göre ülke geneli, İstanbul Başsavcılığı'nın menzilinde oluyor.

120