Bekir Ağırdır'ın "CHP'de yaşananlardan topluma: Mutlak butlan araştırmasında veriler ne söylüyor" başlıklı son yazısı, görüntünün ardındakilerini anlatıyor.
Örneğin toplumda yüzde 46.7'lik bir kesim mutlak butlanı duymakla birlikte içeriğine hakim olmadığını ifade ediyormuş.
Kararı detayıyla bildiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 36.3'te kalmış.
Ama ortadaki keskin konuşmalara bakarsanız sanki herkes her şeyi uzman düzeyinde biliyormuş gibi bir görüntü var.
Yazıyı okurken şu bölümün altını çizdim:
"Toplumun önemli bir bölümü yaşananları normal bulmuyor. Ama aynı zamanda muhalefetin mevcut performansından da tam anlamıyla tatmin olmuş görünmüyor.
Örneğin yargıya duyulan güven azalırken, CHP'nin ekonomi, adalet ve liyakat gibi alanlarda çözüm üretebilme kapasitesine duyulan güven de aşınıyor.
Bu nedenle toplum aynı anda iki kanaati taşıyor gibi görünüyor: 'Yaşananlar normal değil', ama aynı zamanda 'henüz güven veren bir alternatif de oluşmuş değil.'
Bu nedenle ortaya paradoksal bir durum çıkıyor. Toplum iktidardan uzaklaşıyor, ama aynı hızla muhalefete yaklaşmıyor.
Buradan sonra mesele yalnızca CHP açısından değil, Türkiye siyaseti açısından da anlam kazanıyor. Çünkü insanlar artık yalnızca siyasi aktörlere değil, siyasetin sorun çözme kapasitesine ilişkin de kuşku duymaya başlıyor. Araştırmada ortaya çıkan baskın duygu da öfke değil, endişe ve umutsuzluk.
İnsanlar artık yalnızca 'Kim yönetsin' sorusunun değil, 'Gerçekten bir şey değişebilir mi' sorusunun da cevabını arıyor."
Bekir Ağırdır'ın analizi tam bir sistem krizine işaret ediyor.
Ben de cevabı aranan soruyu kendime sordum: "Gerçekten bir şey değişebilir mi"
Bu soru beni aldı üç yıl önce Selahattin Demirtaş'a Edirne Cezaevi'ndeki ziyaretime götürdü.
O ziyarette ricam üzerine Selahattin Demirtaş, Karar için bir makale kaleme almıştı.
"Değişim dalgasının üstündeki muhalefet ne yapacak" başlığıyla yayınladığım mektubun bir bölümü sanki bugünleri tartışıyor:
"Bu değişim dalgası, değişim isteği o kadar büyük ve acil ki toplum, muhalefetin yaptığı tüm hataları tolere edebiliyor, muhalefetin eksiğini sineye çekebiliyor. 'Erdoğan gitsin, sonrasında her şey bir şekilde düzelir' şeklinde yaygın bir görüş var."
Demirtaş üç yıl önce bugün de yaşadığımız durumu tanımlamamış mı Tüm hataları sineye çekmek yerine keşke siyasetin demokratikleşmesi talebi öne çıksaydı...
Demirtaş devam ediyor:
"Ama iktidar değişimi, tek başına toplumdaki değişim isteğini karşılamaya yetmez.
Bu dalga asıl, seçim sonrasında yeni iktidarı zorlayacak ve daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi talebi hep büyüyecek.

15