"Bir validen katili koruyan bir zanlı" yaratan sistem...

Gülistan Doku cinayetinde tutuklanan vali, devlet içindeki "uçlar zinciri"nin sembolü mi, yoksa seçici adalet gösterisinin kurbanı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Gülistan Doku cinayetindeki gelişmeleri selamlarken, bunun gerçek bir adalet arayışı mı yoksa siyasi bir hamle mi olduğunu sorguluyor. Adalet Bakanı'nın itiraf ettiği devlet içindeki "uçlar zinciri" hala varlığını sürdürüyorsa, tek bir dosyanın açılması sistemin kirliliklerini temizleyemeyeceğini iddia ediyor. Peki, Demirtaş, Kavala ve diğer tutukluların durumu bu "seçici adalet" söylemini nasıl açıklar?

Gülistan Doku soruşturmasındaki baş döndüren gelişmeleri izliyoruz...

Adalet yerini bulacakmış gibi görünüyor.

Ancak özellikle 15 Temmuz sonrası yargısal olarak öyle korkunç işler yapıldı ki, yargı ve hukuk öyle kirletildi ki adaletin kendisi bile kuşkulu hale geldi.

Onun için sormadan edemiyoruz, gerçekten adalet mi aranıyor...Yoksa bize bir adalet tiyatrosu mu izletiyorlar

Geçen hafta da yazmıştım, "bir itiraf da Adalet Bakanı'ndan gelmişti".

Neydi o itiraf

Bir takım "uçlar" varmış...

Nerede imiş o "uçlar"

Bu kadar güçlü olduklarına göre demek ki devlet içine çöreklenmişler.

Kendisi siyaseten çok tartışmalı bir konumda olan adalet bakanının itiraf ettiği o "uçlar" devletin içinde varlığını sürdürürken bu ülkede hiçbir şeyden emin olmak mümkün değil.

Bu siyasi iktidarın atadığı ve anlaşıldığı kadarıyla birtakım eller tarafından "fevkalade" korunan bir valinin başrolde olduğu bir cinayet işlenmiş.

Genç bir kadın öldürülmüş. Cinayetin üstü göz göre göre kapatılmış. Altı yıl bu cinayete ses çıkarılmamış.

Şimdi birdenbire devlet çoktan beri bildiği bilgileri ortaya sererek şüphelileri yargıya sevk edip tutukluyor.

Gelişme, adalet adına sevindirici ama ülkeyi saran kirlilik tek bir olayla temizlenecek gibi değil. Onun için herkes olayları izlerken soruyor:

Yaşananlar nedir

-Bu bir yüzleşme mi

-Bu bir safralardan kurtulma mı

-Klikler arası bir çatışma mı

-Yoksa zamanlaması çok iyi ayarlanmış bir siyasi hamle mi

Ortada tutuklanan dönemin bir valisi var...

Bu vali aynı zamanda o dönemin "kayyum" belediye başkanı da...

Bu vali cinayet işlendiğinde görevi olmadığı halde savcılık soruşturmasının sahibi gibi davranmış. Soruşturma ondan soruluyor.

Bu cesaret, bu güven nereden geliyor valiye

Nasıl böyle cüretkâr davranabilmiş

"Uçlar" zincirinden değil mi

Bu "zincir" çözülecek mi

Asıl soru bu işte.

Valinin üstü kim İçişleri Bakanlığı.

Vali idari yapı olarak İçişleri Bakanlığına bağlıdır ama... Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, o meşhur 703 sayılı KHK ile bir değişiklik yapıldı. Artık bir vali aynı zamanda ilde Cumhurbaşkanının da temsilcisidir.

Emniyet valinin emrinde, hastane valinin emrinde...

Ya Başsavcılık...

Başsavcılık nerede

Bir adli olayda patron savcılık makamıdır.

Emniyet Müdürlüğü kolluk sıfatı ile savcı ile birlikte hareket eder. Çünkü adli soruşturma aşamasında emniyetin bağlılığı değişir. Bu süreçte polisin amiri Cumhuriyet Savcısıdır.

Ama anlaşılan bu cinayet işlendiğinde Emniyet savcının değil valinin emrinde olmayı tercih etmiş.

O dönemde savcılık ne yapmış Aldırmamış, izlemiş.

Savcılık kime bağlı Adalet Bakanına ve elbette Adalet bakanının başkanı olduğu HSK'ya...

Bakanın söylediği devlet içindeki "uçlar zinciri" bu yapılar içinde de yer etmiş olabilir mi

Peki bu "uçlar" bir tek Gülistan Doku cinayetinde mi iş birliği yapmış

Rojin Kabaiş... Rabia Naz... Nadira Kadirova... Yeldana Kahrıman.