Ne günlere kaldık... Anayasa'nın emrinin yerine getirildiğine dair haberlere seviniyoruz.
Bu hafta meslektaşım Kadir Öztürk'ün AİHM kararlarının uygulandığına dair "X"de iki ayrı paylaşımını gördüm, "çok iyi haber" diye sevindim.
Öztürk'ün paylaşımından görüyoruz ki iki ayrı kesinleşmiş mahkumiyette iki farklı yer mahkemesi AİHM kararını uygulamış.
Mahkemeler, "yeniden yargılama" taleplerini kabul ederek sonuçta "AİHM tarafından saptanan ihlalleri" ortadan kaldırmış, beraat ve tahliye kararları vermiş.
AİHM kararlarının uygulanmaya başlaması iyi güzel de halihazırda kesinleşmiş ve uygulanmayan AİHM kararları ne olacak
Demirtaş neden içeride Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman niye içerde Ya umut hakkı
Niye bazıları uygulanıyor, bazıları uygulanmıyor
Öte yandan AİHM cephesinde de bir şeyler oluyor. AİHM'in sadece son üç kararında hakkında "ihlal kararları verdiği" başvurucu sayısı 893.
Bu kararlar son zamanlarda peş peşe gelmeye başladı. Acaba Ankara "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik çıkartacağı çerçeve yasasını, "cömertçe" uyacağı AİHM Kararlarıyla mı dengelemek istiyor
Bir şeyler pişiyor ama ne
AİHM ilk önce Büyük Daire'de Yüksel Yalçınkaya kararı ile başladı ve arka arkaya Yalçınkaya kararının daha da ötesine geçerek birleştirdiği yüzlerce başvuruda yeni kararlar verdi; Demirhan ve diğerleri, Yasak ve diğerleri, Çallı ve diğerleri, Kılıçaslan ve diğerleri, Dönmez ve diğerleri gibi...
AİHM ayrıca birleştirdiği pek çok başvuru için Türkiye Hükümetinden savunma istemeye de devam ediyor, bu demek ki yeni kararlar yolda.
Sıra KHK ihraçları için yapılan başvurularla Akın Öztürk başvurusunda birleşen dosyalara geliyor herhalde.
Topluca bakıldığında bu kararlar ile AİHM, 15 Temmuz yargılamalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin" ve "adil yargılanma hakkının" yüzlerce defa ihlal edildiğini saptayarak hüküm altına almış oldu.
AİHM'in arka arkaya verdiği kararlar detaylı incelendiğinde ortak kabul şöyle: "ByLock kullanımı iddiası, örgüt üyeliği suçunun tüm maddi ve manevi unsurlarını otomatik olarak ispatlayan kesin bir delil sayılamaz. Her bir sanık yönünden sanığın örgütün amacını bildiği ve bu amaca hizmet ettiği süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve hiyerarşik bağlılık unsurları üzerinden bireyselleştirilmiş somut deliller ile ispatlanmalıdır."
Evet, "somut delille" ispatlanmalı. Somut delil yoksa masumiyet vardır zira.
Galiba bu yargılamaların en temel sorunlarından biri "somut delil" meselesi. Ayrıca bu, cezaevlerinden yağan mektupların da ortak yakınması...
Mektuplardan biri üzerinden bu ağır yakınmalara "somut delil ile ispatı bırakın, lehe somut delili yok sayma"ya örnek vermek istiyorum.
Mektubun sahibi Buğra Baldan. Kendi anlatımına göre Buğra Buldan

14