Adalet Bakanı şu sıralar önemli şeyler söylüyor.
"Yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelirken, birinci olarak hukuki güvenlik istiyor," dedi geçenlerde.
Bu saptama doğru. Doğruluğunu da yaşayarak gördük. AKP'nin ilk döneminde, reformlar yaptığı sıralarda, pusula "Kopenhag kriterleri" iken gelen yabancı sermaye, tüm cumhuriyet tarihinde gelenden çok daha fazla idi.
"Hukuki güvenlik" konusunda size çarpıcı örnek vereyim.
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin kredi notunu ilk ne zaman indirdi biliyor musunuz Mart 2018'de.
Gerekçe neydi peki, ne olmuştu o tarihte
Şimdilerde çok sık rastladığımız Anayasa Mahkemesi kararını yok sayma ilk kez 11 Ocak 2018'de yaşandı.
Anayasa Mahkemesi, Mehmet Altan'ı tutuklamasını üç ayrı hakkın ihlali kabul etmiş ve ihlalin sonuçlarının giderilmesine karar vermişti.
Ama 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin kararına uymayı reddetti. Suçluları yargılaması gereken mahkemenin kendisi çok ağır bir anayasa suçu işledi.
Kredi dereceleme kuruluşu da Anayasanın hâkimler eli ile yok sayılmasını, Mehmet Altan kararına atfen not kırma gerekçesi yaptı.
Hâkimlerimizin talimatlar ile hukuku boğmalarının bedellerini yaşaya yaşaya bugünlere geldik.
Bu nedenle eğer Adalet Bakanı ciddiyse ve yabancı yatırımcı için olsa da "hukuk güvenliği" diyorsa, hukuka güven yönünden çok tartışılan ve yabancı yatırımcıların da dahil olduğu uluslararası çevrelerin kadrajında olanlardan sadece üç tanesine dikkatini çekmek isterim.
Dilerse buradan buyursun yürüsün, yol alsın.
Birincisi ülkenin ana muhalefet partisi CHP'nin mutlak butlan davası.
Aylardır neredeyse tartışılmadığı gün yok gibi.
Günlerce kararın ne zaman çıkacağını "bilenlerin" verdikleri tarihleri duyduk, karar gelmedi. Hatta bir üyenin karşı çıktığı, ikna edilmeye çalışıldığı bile söylendi.
Sonra gene bir gazeteci "çok eminim" diyerek kararın yazıldığını hatta UYAP'a yüklendiğini söyledi.
Karar gene gelmeyince "istinaf dairesi devletin âli menfaatini düşünerek açıklamayı geciktirmiş olabilir" yorumu geldi. Hadi buyurun...
Yetmedi MHP Genel Başkanı "CHP'nin parçalanmasına müsaade edilmemeli" buyurdu.
Ortada bu kadar tartışma varken "karar bekletilmiyor aksine inceleme devam ediyor" demek ya da karar gerçekten yazılmış ise açıklamak gerekmiyor mu
Hani hukuk güvenliği, nerede
Hukuk güvenliği olmadığını, kararı "siyasetin" verdiğini hep birlikte anons ediyorlar.
Adalet Bakanının önemsediği o yabancı yatırımcılar da inanın ki hukuk güvenliğine dair bu arsız aldırmazlığı not alıyordur.
Gelelim ikinci bir davaya:
Akbelen... Esra Işık... Ne yaptı Esra
Köylerindeki zeytinlerin ve tarım arazilerinin maden sahası yapılmasına karşı çıktı: "Biz sayıdan ibaret değiliz. Bizim burada hayatlarımız var. Sizin '100, 200, 500 tane' diye yazdığınız zeytin ağaçlarına biz ömür verdik ömür" dedi.

4