Yaşananlar masal olsaydı, sonunda uyanırdık…

Fehmi Koru
19.08.2025
2

Ülke gündemi giderek masallarda yaşanan olaylara benziyor.

Dün, son olaylar üzerinde düşünürken, günümüzde yaşananların ne kadar da çocukken okuduğum bir romanı andırdığını fark ettim.

'Alice Harikalar Diyarında' romanına...

Okumayıp yalnızca Türkçe yayımındaki ismine bakanlar, bu fantastik romanı, baş kahramanı olan küçük kızın -Alice'in- başından geçen eğlenceli bir masal sanabilirler.

Yazarı Lewis Carroll'un 1865 yılında Kraliçe Victoria dönemi İngiltere'sinde yayınlattığı, bütün dünya dillerine -174 dile- çevrilmiş olan romanı, o dönemin değerlerini sorgulaması yanında, fazla belli etmeden o dönem İngiliz sistemine dönük eleştirel siyasi mesajlar da taşımaktadır.

Romanda Alice, bir tavşanın peşinden girdiği bir oyukta karşısına çıkan ve üzerinde 'iç beni' yazan şişeyi içince küçülür, üzerinde 'ye beni' yazan pastadan tadınca devleşir.

Bir tavşan kovuğunda geçer bütün roman...

Herhalde günümüz olaylarını izlerken neden çocukluğumun bu gerçek-üstü romanını hatırladığımı anlamışsınızdır.

Fantastik bir ülkede yaşıyoruz bizler de...

Tavşan kovuğu kadar dar bir alanda olup bitiyor her şey...

Gerçek-üstü pek çok olay birbiri ardına yaşanıyor.

İlgimiz bir azalıyor yaşananlara, bir çoğalıyor.

Sanki bizler de üzerinde talimat yazılı şişelerden içip ilgimizi azaltıyoruz, sonra ilgiyi büyüten pasta ile karşılaşıyor ve yaşananlara ilgimiz büyüyor.

Alice, kız kardeşinin uyandırmasıyla sonunda kendisine gelir ve yaşadığını sandığı fantastik olayların aslında bir rüya olduğunu anlar; anlar ve rüyada da olsa kendi başından geçenleri onun da bizzat tecrübe etmesi için kız kardeşini yalnız başına bırakır.

Günümüzün gerçeği ne

Başta ekonomik sıkıntılar değil mi

Toplumun büyük bölümü fakirlik sınırı altında; daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda insan ise açlık sınırına dayanmış veya altında yaşıyor. Emekliler ne yapacağını bilmez halde. İşsizlik had safhada. Maaşlar ay sonuna kadar dayanmıyor.

Onu yargı alanında uygulanan çifte standart izliyor.

Aylar boyu yazılmayan iddianameler yüzünden ne ile suçlandıklarını bilmeden cezaevlerinde kalanlar ve cezası hüküm haline dönüştüğünde yatması gerekmeyecek oldukları halde onlarla aynı kaderi paylaşanlar da var.

Sahte belgeler, yalancı tanıklıklar ve savunma oyunları ile adaletin elinden kurtarılan gerçek suçluların varlığı da biliniyor.

Eğitim alanı da bir başka sorun; çocuğu olanlar o sorunu derinden yaşıyorlar. Çocukların da anne-babalarının -hatta dedeleri ve büyükannelerinin- kendi zamanlarında aldıkları eğitimin düzeyinden fazla farkı bulunmayan bir müfredatla günleri öldürülüyor.

Bu kadarla kalsa neyse. Sınavlarla girilen okullar ve üniversitelere hak etmedikleri halde çeşitli yollarla kapağı atmışlar olduğu söyleniyor. Sınavlar hakkında şaibeler had safhada. Profesör unvanı alan ve çeşitli kurumlarda dersler veren üniversite görmemişler olduğu şu yakınlarda ortaya çıktı.

Ya çeteler

Çeteler ülkesi olmuşuz da haberimiz olmamış.

Her güne yeni bir çeteye karşı başlatılan soruşturmalarla uyanıyoruz. İlişkileri hayli şaşırtıcı yerlere ulaşan, kendilerini sosyal medya üzerinden anons etmekten çekinmeyen mafyatik örgütlerin liderleri saygıdeğerlik devşirmeyi amaçlayan görüntüler veriyorlar.

Arkalarını sağlam yerlere dayadıklarının güvencesiyle...