Trump İran'ı vurdu mu, vuracak mı

ABD'nin başkenti Washington'daki önemli tarihi yerleri gezenler, Arlington semtinde, gözün alabildiğince uzanan bir alanda, yan yana dizilmiş mezar taşlarıyla karşılaşırlar.

Vietnam Savaşı sırasında hayatlarını kaybetmiş 60 bine yakın Amerikan gencini temsil eder o mezar taşları…

[Wikipedia'ya göre, o savaşta toplam 1 milyon 353 bin kişi öldü.]

Tam beş başkan dönemine yayılan 20 yıl (1955-1975) sürmüş savaşın Amerikan halkını "Bir daha asla" diye düşündürdüğüne inanıldı uzun bir süre.

Amerikan başkanları savaş çıkarmaktan geri durmadılar ama.

Nobel komitesi, Kongre'de senatör olarak bulunduğu dönemde seleflerinin savaşkan tavırlarına karşı çıkmış Barack Obama başkan seçilince, daha ilk yılında ona 'barış ödülü' vermişti.

'Barışçı' varsayılarak ödüllendirilmiş Obama döneminde ABD tam yedi ülkeye -Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Somali ve Pakistan'a- saldırdı.

Hepsi de halkı Müslüman ülkeler bunlar…

Donald Trump şimdiden Obama'nın savaşkanlık rekorunu kırma yolunda.

Kaç gündür bütün insanlık nefesini tutmuş, ABD'nin dünya tarihinin en yoğun askeri yığınağıyla İran'a başlatacağı savaşı bekliyor…

[Yığınağın yoğunluğunu merak edenler Fatih Çekirge'nin dünkü Sabah yazısına bakabilirler.]

Netanyahu da, Trump'ın İran'a savaşına İsrail'in katılmasını sağlamak üzere hazır bekliyor. Her hafta salı günleri yapılan 'savaş kabinesi' toplantısını düne (Cumartesi) kaydırdı Netanyahu

ABD-İsrail saldırganlığına en sert mukavemeti göstermek üzere hazırlanıldığı yolunda İran'dan da kuvvetli mesajlar alınıyor.

İsrail'in güvenliğini kendi ülkesinin güvenliğinden daha fazla önemseyen başkanların iş başına gelmesiyle birlikte, Ortadoğu'da İsrail'in 'tehdit' olarak belirlediği ülkeleri hizaya getirmeye çalışıyor ABD…

[Bir tarih belirlemek gerekirse, "John F. Kennedy'nin bir suikast sonucu ölümü ve yerine yardımcısı Lyndon B. Johnson'un gelmesinden sonrakiler" diyebiliriz.]

Bazen Mısır ve Ürdün'e yapıldığı gibi barışa zorlayarak, bazen Trump'ın ilk döneminde Körfez ülkelerini 'İbrahim Mutabakatı' adı verilmiş ittifaklarda buluşturarak, daha çok da Irak, Suriye, Libya, Yemen ve İran'da olduğu gibi güç göstererek kimden yana olduğunu belli ediyor ABD.

En son, İran'a, sadece sekiz ay önce, 12 gün süren saldırılar düzenlenmişti İsrail ile birlikte.

Sonradan o saldırılara '12 gün savaşı' adı konuldu.

O saldırılar sonrasında Beyaz Saray'ın internet sitesine koydurduğu ve halen orada duran bir açıklamayla, İran'ın nükleer altyapısının saldırılarla yok edildiğini ileri sürdüğü halde, aynı Trump'ın İran'a savaş hazırlığını şimdi yine nükleer tesisleriyle ilintilendirmesi…

[Açıklamada 'monumental damage' (müthiş hasar) ve bir de 'obliteration' (yok etme) ifadelerini kullanıyor Trump.]

Müthiş zarar vererek yok ettiği tesisleri bir daha yok edecek…

Kendisinden önceki başkanlar, yalan dolanla da olsa kendi halklarını savaşın gerekli olduğuna ikna etmek için çaba gösterirlerdi. George W. Bush'un Türkiye'yi de sokmak için çabalar sarf ettiği Irak'a açtığı savaş öncesinde,