'Terörsüz Türkiye' nihayet yasasına kavuştu

Fehmi Koru
Bugün
27

Ortam PKK/KCK terör örgütünü silah bırakmaya razı edip kendisini feshettirmek için hiç de uygun sayılmazdı. Birkaç yıl önce, devletin bütün unsurlarıyla başlattığı bir açılım son kertesine kadar ulaşmış ve geniş kitleler fedakarlığa da hazırlanmış iken, bir kasis arabayı yoldan çıkartmıştı.

Yoldaki kasis, girişimin siyasi faturasını kabartan MHP muhalefetiydi.

O gün ile günümüz arasında en belirgin fark da bu zaten: Önceki süreçte gece-gündüz, il-ilçe-köy demeden bütün unsurlarıyla faturayı kabartmak için ellerinden ne gelirse cepheye süren MHP kadroları, günümüzdeki yeni sürecin sürükleyicileri...

Yeni süreci başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli, müzakereleri PKK'nın 'kurucu önderi' adını da alan Abdullah Öcalan ile yürüten iktidar temsilcileri arasında varılmış mutabakatın 12 maddelik 'Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' adıyla teklif haline getirilmiş metnini sonunda ilk imzalayan siyasetçi de oldu.

Meclis'e sunulacak hale getirilen 'geçici yasa' adı verilmiş metni kaleme alanlar onu nedense gözlerden saklamayı yeğlediler.

Yeni sürecin özelliği de bu: Ortaya çıkan metin üzerinde fazla konuşulsun istenmiyor. Geçici yasa Meclis'ten de jet hızıyla geçirilecektir...

Oysa, sonuçta birilerinin ceza almaktan muaf tutulmasını, cezaevinde bulunan sayıları hiç de az olmayan bazı suçluların serbest bırakılmasını öngören bir yasa bu ve dolayısıyla sonuçları geniş kitleleri ilgilendiriyor...

Yıllar önce, 1974 yılında CHP-MSP koalisyonu döneminde çıkartılan ve şimdiki ile ortak sonuçlar doğurabilecek bir yasa, muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürülerek, eşitsizlik gerekçesiyle, içeriğinin genişletilmesi sağlanmıştı.

'Rahşan affı' olarak siyasi tarihimize geçti o yasa...

Halbuki şimdikine benzer süreçler, en geniş kabule mazhar kılınabilmek için, başka ülkelerde, kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelerin belli bir aşamasından sonra, toplumun bütününün kabulü aranmıştır...

Terörle sınanan ülkelerden İngiltere'de, Tony Blair'in başbakanlığındaki İşçi Partisi hükümeti, IRA örgütünü eylemsizliğe zorladıktan sonra, ABD, Finlandiya ve Kanada'dan arabuluculuğa soyunan siyasileri de araya sokmuş, taraflar, müzakerelerle varılan mutabakatı kalıcılığa taşımak için, anlaşmayı, Hz. İsa'nın hayatındaki önemli bir gün bilinen 'Hayırlı Cuma günü' (10 Nisan 1998) imzalamışlardı (12 Nisan 1998).

Orada kaldı mı

Hayır.

Anlaşma, İrlanda adasının kuzeyi ve güneyinde 22 Mayıs 1998 günü halkoylamasına sunuldu; %71 ve %94 gibi yüksek bir çoğunlukla 'Evet' oyu kullanılması sonrasında işlerlik kazandı.

Bizde ise, halkı temsilen Meclis devrede olsa bile, TBMM'nin bu süreçle ilgili oluşturduğu ve Meclis'te temsilcisi bulunan hemen her partinin -İYİ Parti hariç- katıldığı komisyonun üyelerinin de mutabakat metninden düne kadar habersiz bırakıldıkları anlaşılıyor.

Partilerin 'Terörsüz Türkiye' adı verilerek ülke bütününe mal edilmek istenmiş sürece sahip çıkarak komisyona üye vermeleri, ülkemizde pek az rastlanmış bir iyi niyet gösterisidir.

Partiler bu kararlarıyla süreçte sorumluluk üstlenmiş oldular.