Gelişmeyi hafife alanlardan değilim; hiç kuşkusuz ülkemiz için şu günler tarihi önemde. Yarım yüzyıla yakın sürmüş PKK adıyla özdeşleşen sorunun, ülkenin yaklaşık çeyrek yüzyılının sorumluluğunu taşıyan iktidar tarafından tarihe karıştırılması önemsiz olabilir mi hiç
Hafife alınmasın; silahlar sembolik olarak da olsa yakıldı.
Süreci planlayıp bugüne kadar başarıyla sürdürenlerin, belli ki, bir takvimleri var: Silahlarını kazana atarak yakan militanların o sırada üzerlerinde bulunan üniformalarını çıkartıp sivil giysilerle normal hayata katılacakları günler de fazla uzakta olmamalı.
Beklenti, sürecin iktidarın karşısında yer alan kadrosunun baştan beri savunageldiği, anayasal ve yasal değişikliklerin de fazla gecikilmeden gerçekleştirilmesi...
O kadro, beklentiyi 'demokrasi' ile 'hak ve özgürlükler' ile irtibatlıyor...
Pek çoğumuz, dün, o beklentiler istikametinde adımlar atılıp atılmayacağı merakını giderecek sözleri bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ağzından işitmek için ekran başına geçtik.
İyi hazırlanmış bir konuşmaydı; Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin değerini daha da artıracak bir aşkla sundu söyleyeceklerini... Partisinin yönetim kademelerinde yer alanlar, 'kabine üyeleri' ve iller ile ilçelerden gelmiş yerel yöneticiler de, nerede alkışlayıp nerede ayağa kalkarak beğenilerini göstereceklerini doğrusu iyi bildiler.
Ancak meraklar tam giderilemedi.
Sürecin bundan önceki bölümü gibi bundan sonra ne olacağını da pek az kişi biliyor galiba.
Devlet Bahçeli baştan bugüne her safhayı bilen tek kişi; hiç kuşkusuz bundan sonraki süreci de MHP lideri yönlendirecektir...
Zaten öyle olduğu içindir ki, önceki günkü silah yakma töreni sonrasında ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti zemininde yaptığı konuşmayı takiben yapılan değerlendirmelerde, neredeyse her yorumcu, beklentisini MHP liderine yöneltti.
MHP acaba DEM Parti beklentilerinin ne kadarına izin verebilecek
Kuşku duyarak soruyorum, ama sürecin şimdiye kadarki bölümünde, parti olarak MHP, liderine fazla itiraz etmedi. Dünkü konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sıkça kullandığı 'istişare' sözcüğü orada da yürürlükte olsaydı, MHP'den çıkacak itiraz sesleri sonuç almayı zorlaştırabilirdi.
Bahçeli liderliğini göstererek sonuç alınmasını sağladı; bundan sonraki süreçte de, sürecin geçmişine bakarak sanıyorum, sınırları belirleyen yine Bahçeli olacaktır.
Sürecin başarısına katkıları sebebiyle, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de MHP lideri Bahçeli, DEM'e hararetli teşekkürlerde bulundular.
AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırlar dışında sürpriz 'Türk-Kürt-Arap ittifakı' görüşünü savunduğu konuşmasında, daha da ileriye giderek, şu tespiti de paylaştı dün: "AK Parti, MHP, DEM, biz üçlü olarak, bu yolda beraber yürümeye karar verdik."
MHP ile AK Parti arasındaki 'Cumhur İttifakı'na DEM'in de katıldığı ve birlikte anayasayı değiştirecekleri yolunda yorumlanabilecek bir ifadeydi bu ve nitekim öyle de yorumlandı.
Peki de, CHP'nin iki belediye başkanı, tabanından oy alabilmek için yerel seçim öncesi DEM Parti ile uzlaşı arayışına girdikleri için şimdi hapiste; bu çelişki nasıl ortadan kalkacak

1