Muhalefetin gerçeklikle bağı koparsa…

Fehmi Koru
24.10.2025
1

Yarım asrı aşan gözlemciliğim siyaset konusunda bana hiç değilse bir şey öğretti: Siyasette "Mümkünü yok, olamaz" keskinliğinde bir cümlenin yeri bulunmadığını...

Zamanında yaptığı sözlü çıkışlarla bir siyaset stratejisti olduğunu da ispatlamış rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, aynı gerçeği kendine has üslubuyla hepimizle paylaşmamış mıydı

"Dün dündür, bugün ise bugün" veciz cümlesiyle...

Gerçekliği defalarca ispatlanmış bu bilgiyi sürekli zihnimde taşıdığım için, siyaset alanıyla ve siyasetçilerle ilgili olarak hiç kimseyle iddiaya girmem...

Yakın tarihte yaşanmış örneklere bu gözle bakalım isterseniz.

CHP'nin genel başkanı sıfatını taşıyan bir siyasetçinin, birden bire, 'helalleşme' sözcüğü eşliğinde kendi partisinin geçmişine farklı yaklaşabileceğini, seçim saikiyle bile olsa, karşıt fikirlilerden oluşan partilerle 'Millet İttifakı' arayışına girebileceğini, kurduğu '6'lı masa'da muhafazakar partilerin liderleriyle buluşup fikir teatisinde bulunabileceğini tahayyül edebilir miydiniz

Aynı soru, tersinden, CHP lideri tarafından kurulan masaya ilgi göstermiş muhafazakar partiler ve liderleri için de sorulabilir.

Mümkün görünmeyen bu gelişme 2023 seçimlerinde yaşandı.

Ondan öncesi de var.

Adalet ve Kalkınma Partisi ve liderine en haşin sözlü saldırıların siyaset alanındaki sahibi hangi parti ve lideriydi

MHP ve lideri Devlet Bahçeli değil miydi

Arşiv, MHP liderinin yalnız AK Parti liderinin şahsına değil, onun arzu ettiği bilinen sistem değişikliğine de şiddetle karşı olduğunun örnekleriyle dolu.

Mümkün olmayacağı sanılanlar oldu: MHP yalnızca Cumhur İttifakı içerisinde buluşmakla kalmadı AK Parti ile, partisinin varlık sebebi sayılabilecek daha başka temel bir konuda da 180 derece tavır değişikliği yaşadı.

'Terörsüz Türkiye' hedefi için DEM Parti ile MHP yakınlaşması Bahçeli'nin sürpriz çıkışının eseridir.

Sözün kısası, siyasette her şey mümkündür.

Dün de mümkündü, bugün mümkün olduğu görüldü, yarın da yeni örneklerle pekala karşılaşılabilir.

Konu üzerinde kafa yormamı getiren, son zamanlarda karşıma çıkan bazı iddialar ve tarizler oldu.

AK Parti genel başkanı unvanı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM'nin yeni yasama yılına girdiği 1 Ekim akşamı, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un verdiği davette, muhalefet partileri yöneticileriyle bir mekanda buluştu.

O buluşmanın fotoğrafı çeşitli yorumlara yol açtı.

Vaktiyle aynı çatı altında bulunmuş, biri uzun süreyle bakanlık ve bir dönem başbakan yardımcılığı yapmış, diğeri kendisinin cumhurbaşkanı olması sonrasında başbakanı olmuş, şimdilerde AK Parti'ye muhalif partilerin genel başkanı iki siyasetçi, fotoğrafta Erdoğan'ın yanı başındaydılar.

Anlaşılan, o fotoğrafa bakıp, "Galiba eski yuvalarına dönmek için davet bekliyorlar" niyeti okuyan, hatta "Döneceklerine iddiaya girerim" diyenler çıktı.

Mümkün mü

"Mümkün değil" diyemem.

Partilerinden ayrılma sebepleri ortadan kalkarsa, hatta "Girersek, değişimi içeriden sağlayabiliriz" düşüncesiyle davet bile beklemeden, eski çatıları altına dönebilirler...