Kulis yerine: Melih Gökçek bu süreçten nasıl çıkar

Gazeteciliğimin en önemli bölümü Ankara'da geçti. Tam 25 yıl başkentin siyasetle irtibatlı her köşesinde ayak izleri bıraktım. Meclis koridorlarının her köşesini ezbere bilirim. AK Parti iktidarı öncesi siyasilerinin, muhalif-muvafık fark etmez, tercih ettikleri restoranlarda onlarla ekmeği bölüştüm.

Öğrendiklerimden 'Gündem' sütunu için kullanılamayacak, ancak günü yorumlamaya yarayacak olanları değerlendirmek için, yayın sorumluluğunu da üstlendiğim gazetede yeni bir köşe açmıştım.

Kulis köşesinde, yalnız kulaklarıma ulaşan ilginç anekdotları paylaşmakla yetinmedim, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler ve uğradığım yerlerle ilgili değinmelerde de bulundum.

Karanlık, gizli tutulmak istenen, bilinmesine engel konulan konular da 'Taha Kıvanç' müstearıyla yazdığım Kulis'lerin malzemesi oldu.

İlgi alanıma giren yerliler-yabancılar kendilerini yakından tanımam için benimle ahbaplık kurma yoluna gittiler, bu sayede geniş bir çevreye kavuştum.

Politikacılar sevmeseler de bana tahammül etmeyi öğrendiler...

Ara sıra dokunduğum Mason'ların büyük üstadı, kendilerini yakından tanıyayım diye, beni ve bu arada birkaç meslektaşımı da, localarına davet edip bilgilendirdi.

Her yıl birkaç gün haklarında ayrıntılı değinmeler kaleme aldığım Bilderberg de bir toplantılarına (2006) katılmam için davette bulundu; Kanada'da dünya elitleriyle dirsek tokuşturdum.

Bunları anlatmamın sebebi, çoktandır geride bıraktığım Taha Kıvanç kimliğime dikkat çekmek değil; girift ilişkilere, işitilmemiş şeylere, görünenin ötesine merakımın genişliğini paylaşmak.

Zihnim hala o yazıları yazdığım günlerdeki gibi çalışıyor.

Gözümüzün önünde cereyan eden nice olayın arka planını merak ediyor ve İstanbul-Ankara ekseninde okuyarak-konuşarak öğrenmeye çalışıyorum.

Öğrendiklerimi Karar yazılarımın satır aralarına sindirmeye çalışarak...

Ankara, benim 25 yıl boyunca siyasi mahfillerinde gezindiğim, öndegelen politikacılarıyla yakınlık kurduğum, restoranlarında gündem peşinde koştuğum Ankara değil.

Yeni iktidar politikacı-gazeteci ilişkilerini de değiştirdi.

Politikacıların pek sevdiği RV Restoran ile Merkez Lokantası kapılarını kapatalı çok oldu.

Oysa oralarda, yemekte öğrendiklerim kadar, yazdığımda olaylara farklı pencereden bakan meslektaşlarla patlayan kalem mücadelelerimize konu nice olay da yaşadım, yaşattım.

Sütunlarımızdan birbirimize hiza vermeye çalışırdık, ama kavgalarımızın bizi bir araya getiren pek çok sosyal olayda -panellerde, gezilerde, basın toplantılarında, yemeklerde- medeni ilişkilerimizi zedeleyecek bir hal almasına da izin vermezdik.

Nostalji mi yapıyorum Öyle de sayabilirsiniz...

Benim siyaseti Ankara'da izlediğim yıllar, Melih Gökçek'in başkentin belediye başkanlığını üstlendiği (1994) dönemi de kapsıyor.

Melih Gökçek'i, hatta on yıl daha önceden, Keçiören belediye başkanı seçildiği 1984'den başlayarak izledim.

Şimdilerde her ayın yarısını Ankara'da geçiriyorum ve Gökçek'in 1994 ile 'metal yorgunu' olduğu gerekçesiyle görevini bir başka AK Partiliye devrettiği 2017 yılları arasında başkentimize katkılarını her gün takdirle anmadan edemiyorum.

Ankara'ya en büyük ve kalıcı yatırımlar Melih Gökçek zamanına ait.

Politikada geçirilen uzun yıllar ister istemez politikacılara karşı bıkkınlık olarak da yansıyor. Görevden alınmasaydı muhtemelen ilk seçimden yenilerek çıkacaktı; onun aday olmadığı seçimi kaybetti Ankara'da AK Parti...