Dünyamıza ve dünyanın her tarafındaki insanlara çok pahalıya mal olan uzun sürmüş Soğuk Savaş, bitmeyecek gibi görünürken, bir dizi gelişme sonrasında sona erivermişti.
Sonu getiren önemli gelişmelerin başında, iki cepheyi temel bazı değerler üzerinde buluşturmayı bir dizi müzakereler sonucunda sağlayan Helsinki Nihai Senedi geliyor (1975).
Bu yıl o olayın 50. yılı...
Soğuk Savaş ve onun tetiklediği sıcak çatışmalar ve insanlığı mahvedebilecek yok edici silahlanmalar geride kaldı, ama o dönemi gözlerde yeniden canlandıracak bir çatışmacı ortamla günümüzde de karşı karşıya dünyamız.
Üçüncü Dünya Savaşı'ndan söz edilen bir ortam ve hatta o savaşın başladığını ileri sürenler var.
Soğuk Savaşı sona erdirme çabalarında işe yarayan Birleşmiş Milletler (BM), NATO, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT/OSCE) gibi kurumlar varlıklarını hala sürdürüyorlar, ancak günümüzde işe yaradıklarını söylemek giderek güçleşiyor.
Ukrayna'da sıcak çatışmalar dört yıldır sürüyor ve Rusya, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak, bütün askeri gücünü komşusundan toprak kopartmak için sarf ediyor...
Ateşkes ilan edildiği halde, İsrail, Gazze'de, ateşkes yokmuş tavrında... BM'nin yıllar boyu aldığı aleyhine kararları tanımadığı gibi, uluslararası kabul gören Filistin'de 'iki devletli çözümü' imkansız hale getirecek biçimde davranabiliyor İsrail...
ABD, bir yılını doldurmamış başkanı Donald Trump'ın hedef seçtiği ülkelerde rejim değişikliği arayışı içerisinde ve bunun için uluslararası sulardaki sivil hedeflere ateş açarak sonuç almaya çalışabiliyor. ABD'nin Vahşi Batı yaklaşımından yararlanan Rusya, Venezuela üzerinden ABD'yi çevreliyor.
Türkiye de olumsuz gelişmelerden nasibini alıyor. Karadeniz'de seyreden gemilerine saldırılıyor, üzerine serseri İHA'lar gönderiliyor...
Dünya, Helsinki'de imzalanan nihai senedi mümkün kılan şartlardan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor, 50 yıl sonra...
OSCE-AGİT eksenli, örgütün 50. yılını değerlendirmek amaçlı, 'Dersler, Miras ve Günümüzle İlgisi' ana başlıklı toplantıya davetli değişik Avrupa ülkelerinden konuklar, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, tarihi perspektif içerisinde uluslararası güncel sorunların çözümüne dair tekliflerini dinlemiş oldular.
Gül, Ukrayna öncelikli olarak AGİT/OSCE örgütünün daha faal hale getirilmesi ve bu arada Ortadoğu'da yaşanan olumsuzluklar kalıcılık kazanmadan 'Helsinki Nihai Belgesi' türü bir yaklaşımla konuya yaklaşılması gerektiğini hatırlattı.
Günün şartlarının zorluğuna da işaret ederek....
Zorluk, içinden geçtiğimiz dönemde, kazanılmış ve norm haline dönüşmüş uluslarası değerleri umursamayan global liderlerin varlığından kaynaklanıyor...
"Artık küresel liderler bile konuşmalarında demokrasiden ya da insan haklarından söz etmiyor. Bu tür atıflar küresel söylemden silinmiş durumda. Uluslararası ilişkilerin fırsatçılığa ve dar öz çıkarlara doğru kaydığını görmek üzücü ve moral bozucu" dedi 11. Cumhurbaşkanı...
Yerleşmiş kurallar göz ardı ediliyor ve bu da global düzenin dengesini bozuyor.
Şu cümleler de Gül'ün konuşmasından:
"Dünyanın her yerinde geleceğe dair iyimserliğin yerini kötümserlik ve korkunun aldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanlığın, demokratik normların, insan haklarının ve refahın gelişmesiyle birlikte daha iyi, daha mutlu bir geleceğe doğru ilerlemesi bekleniyordu. Ancak bu değerlerin yaygınlaşması yerine, eğilimin tersine döndüğünü görüyoruz."

3