Dünya Netanyahu'dan kurtulabilir mi

Fehmi Koru
Bugün
14

İsrail'de çıkan Haaretz gazetesi seçim günü, başyazısına, seçmenlerin ülkelerine pek çok yönden zarar vermiş Netanyahu'dan oylarını esirgeyecekleri beklentisiyle olacak; "İsrail, Netanyahu demek değil" başlığını atmıştı.

Oysa sandık o beklentiyi doğrulamadı.

Netanyahu'nun Likud Partisi biraz oy kaybetti, yine birinci parti. Koalisyon partileri artık çoğunlukta değil ancak İsrailli seçmenler Netanyahu'ya kesin bir siyasi son hazırlamadı.

Oysa özellikle Trump-Netanyahu ikilisiyle global ortamda birlikte anılan, muhalefetle seçim yarışına girdiklerinde o ikiliden destek alabilen liderler birbiri ardına iktidarlarını kaybetti.

Macaristan'da Viktor Orban...

Sırbistan'da Aleksandar Vučić...

Brezilya'dax

Gözlemciler, önceki günkü seçimde sıkı bir muhalif cepheyle karşı karşıya kaldığı bilinen Netanyahu'nun da aynı akıbete uğrayacağı beklentisindeydi.

Sebebi belli...

7 Ekim 2023'te Hamas'ın rehine alma saldırısını bahane eden Netanyahu, İsrail ordusuna Gazze'yi işgal emrini verince yaşanan kitle kıyımında 75 bine yakın Filistinli hayatını kaybetti.

75 bin kayıp Gazze nüfusunun %3.4'ünü oluşturuyor.

Gazze'de neredeyse ayakta bina kalmadı.

Netanyahu'dan cesaret alan işgal altındaki Batı Şeria'nın eli silahlı yerleşimcileri, İsrail ordusuyla birlikte aynı sürede, beşte biri çocuk 1080 Filistinlinin ölümüne yol açtı.

Fırsat bu fırsat deyip Trump'ı da ikna ederek İran'a savaş açtı Netanyahu. Lübnan ile Suriye topraklarının kendi sınırlarına yakın bölgelerini de işgal etti.

Bu tabloya ve kendilerini dünya halkları gözünde düşürdüğü duruma bakıp İsrailli seçmenlerin Netanyahu ve ortaklarını sandıkta cezalandıracaklarını sananlar yanıldı.

Sonuç şunu gösteriyor: Netanyahu'nun izlediği savaş yoluyla yayılmacı politikalar çoğu İsrailli tarafından kabul görüyor.

Yalnız İsrail'de yaşayanlarca da değil...

İsrail vatandaşı da olan İngiliz Musevileri'nin görüşlerini temsil eden Jewish Chronicle dergisi en az 50 bin cemaat üyesinin oy kullanmak üzere uçakla İsrail'e gittiğini duyurdu.

AIPAC etkisindeki Amerikalı Musevilerden de aynı amaçla İsrail'e gidenler muhakkak olmuştur.

[İsrail'i ABD'de temsilde Netanyahu öncesinde AIPAC'tan daha etkin olan kuruluş 'Dünya Yahudi Kongresi' (The World Jewish Congress, WJC) idi. WJC başkanı milyarder işadamı Ronald Lauder, yakın dostu bilinen Netanyahu'ya karşı seçim öncesinde tavır almış, Haaretz'te yayımlanan mülakatıyla "Sakın ona oy vermeyin" anlamına gelecek bir mesajı İsrailli seçmenlere iletmişti.] Netanyahu hem kendi halkını hem 'diaspora' diye anılan yurt dışındaki Musevileri bölerek ve her seçimde destekçi sayısını o sayede artırarak bugünlere geldi.

Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet, sandıktan güçlenerek çıksa ve Likud ile koalisyon ortağı partilerin milletvekili sayılarının düşmesini ileri sürerek hükümeti kurma hakkının kendilerinde olduğu iddiasını seslendirse de, Netanyahu ne yapıp edip iktidarda kalmanın yolunu bulmaya çalışacaktır.

Muhalefete düştüğü takdirde Netanyahu'yu hem İsrail içerisinde hem dışarıda başına gelebilecek felaketler bekliyor çünkü.