Genel başkan Özgür Özel... İstanbul belediye başkanlığını üç kez kazanmış, 15 milyon imzayla cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmiş Ekrem İmamoğlu... Ankara'da iki dönemdir belediye başkanlığı yapan ve cumhurbaşkanlığı adaylığında partisinin jokeri Mansur Yavaş...
CHP'nin en önemli üç ismi önceki gün bir ortak mesaj yayınladı.
Mesaj şu: "Birlikte çalışıyor, birlikte mücadele ediyoruz. Ve Türkiye'ye hep birlikte umut olacağız. Çünkü biz birlikte güçlüyüz."
Özetle, yıkılmadık, ayaktayız mesajı...
Yarım asrı aşan siyasi gözlemci sıfatımla rahatlıkla paylaşabileceğim bir düşüncem var: Şu sıralarda CHP'nin başına gelmekte olanlar, içinde yer alanların kolayca tahammül edebilecekleri bir durum değil.
Geçmişte, "Çatımızdan bir kiremit bile indiremezler" iddiası seslendirildiği halde, partisinin içinin boşaltıldığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda bırakılmış genel başkan/lar hatırlıyorum.
Uyduruk iddialarla hukuk yolu kullanılarak kapısına kilit vurulmuş partiler de oldu ülkemizde...
Yasalar çıkarılarak partilerin sahip oldukları emlak ve mal varlıklarına el konulabildi geçmişte...
Partilerin içinden rüşvet, şantaj türü iddialar dışarıya taştığı, liderlerin ne yapacaklarını bilemediği durumlarla karşılaşılabildi...
Çoğunluğu az oyla yakalayamamış bir parti, rakibinden 11 milletvekilini birden istifa ettirerek kendi saflarına katmayı ve o sayede iktidar olmayı da bilmişti...
Türlü çeşitli skandallar da yaşandı siyaset sahnesinde...
CHP şu anda siyasi hayatta geçmişte tek tek yaşanmış olanları birbiri ardına toptan yaşıyor...
Başında, partinin kapatılmasıyla sonuçlanabilecek bir süreç Damokles'in kılıcı gibi duruyor...
Ne zaman CHP'nin karşı karşıya kaldığı durum konuşulsa, konu ister istemez o soruya gelip dayanıyor: "Ne yani, Cumhuriyet'ten eski bir maziye sahip, Atatürk ve İnönü'nün partileri kapatılabilir mi" sorusuna...
Kapatılabilir elbette; sonuçta Trump'ın selefi Obama'yı tutuklatmaktan bahsedebildiği bir zaman dilimindeyiz...
Bir keresinde kapanmanın eşiğinden döndü, bir diğerinde ise resmen kapatıldı CHP...
CHP, kendisine diş bileyen, düşmanlık hissi besleyenlerin taraftarından daha çok olduğu bir parti...
Bülent Ecevit ile Deniz Baykal bu durumun farkındaydılar; görüntüyü tersine çevirmeyi denediler ama her ikisinin de iştahını kaçıran olaylarla karşılaşıldı. Ecevit sonrasında geçmişte genel başkanlığını yaptığı CHP'den uzak durdu.
Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığında düşmanca tavırları eritme çabasına girmişti; o sayede son cumhurbaşkanlığı seçiminde beklenmeyen bir oy oranına ulaşabildi.
CHP'nin kendisini siyasi hayattan silmek isteyecek kadar keskin düşmanları hep oldu.
Tek parti döneminde CHP içerisinde siyaset yapanların kurduğu Demokrat Parti'nin (DP) iktidar olduktan sonra yaptığı ilk işlerden biri neydi, bilir misiniz
Hayır, o dönemin sorumlusu sayarak İsmet İnönü, ailesi ve çevresine bir zarar vermediler. DP, kendisini iktidara ulaştıracak yolu zaten "Devri sabık yaratmayız" teminatıyla açmıştı. İsmet Paşa döneminin hesabı sorulmadı.

4