Benzerlik aramaya gerek yok

Fehmi Koru
Bugün
14

Ülkemizin siyasi davalar tarihi hayli yoğundur; buna rağmen nedense yanlış sonuçlarıyla tarihimiz sayfalarında yerini almış kendi geçmişimizin siyasi davaları yerine başka ülkelerde yaşanmışları mukayese için yeğleyebiliyoruz.

'Dreyfus davası' gibi...

Fransa'da Yahudi karşıtlığının prim yaptığı bir dönemde -1900 yılı öncesi- gizli bilgileri Almanlara sızdırmakla suçlanan yüzbaşı rütbeli Alfred Dreyfus casusluk davasından mahkumiyet almıştı.

Mahkemede suçsuzluğunun anlaşılması bir yana, gerçek casus da bulunduğu halde...

Hangi ülke için olduğu açıklanmaksızın bizde de birileri casusluk suçlamasıyla yargılanıyor...

Konuyu ele alan yerli-yabancı pek çok yorumcu bizdeki dava ile Dreyfus davası arasında paralellik kuruyor...

Benzerlik kurmadan önce Fransa'da mahkumiyet ardından yaşananları kısaca özetleyeyim: Yanlışlık fark edilir edilmez Dreyfus'a sahip çıkanlar, cezasının kaldırılması ve kapatıldığı Şeytan Adası'ndan dönmesi için çaba gösterenler hiç de az değildi. Ünlü yazar Emile Zola'nın (1840-1902) "J'Accuse" (Suçluyorum) başlıklı yazısı ardından çok imzalı destek bildirileri yağmaya başlamıştı.

Fransa, gereğinden uzun sürse de, yeniden yargılanma ve hakların iadesi süreciyle yanlışlığı ortadan kaldırdı.

Bir seçim ve iktidar değişikliği gerekmişti bunun için...

Fransa açısından bugün için bile utanç halini alan 'Dreyfus olayı', sonraları bütün dünyaya 'anti-Semitizm örneği' vesilesine dönüştürüldü.

Ekrem İmamoğlu'nun dün yeni bir aşamaya giren bir de diploma iptali davası var.

Diploma iptaliyle, İmamoğlu'nun CHP tarafından milyonun üzerinde imza toplanarak ilan edilmiş cumhurbaşkanı adaylığı imkansız hale getirilmiş oldu.

Anayasada (m. 101), cumhurbaşkanı olabilmek için yüksek öğrenim yapmış olma şartı var çünkü.

İstanbul belediye başkanlığı seçimini üç kez kazanmış İmamoğlu, diploması iptal edilince, cumhurbaşkanı adaylığı hakkını kaybetmiş oluyor.

Bir dönemin simge siyasilerinden Osman Bölükbaşı'nın (1913-2002) başına gelenleri biliyor musunuz

Osman Bölükbaşı, başlarda desteklediği DP kadrosuyla ters düşüp 1948 yılında kendi partisini -Millet Partisi- kurmuş ve yapılan ilk seçimde -1950- memleketi Kırşehir'den milletvekili seçilmeyi başarmıştı.

'Laikliğe aykırı' hareket ettiği gerekçesiyle Millet Partisi kapatılınca (1953) Cumhuriyetçi Millet Partisi'ni kurdu Bölükbaşı. Hemşehrileri, bir yıl sonra yapılan -1954- seçimde, beklenmedik yükseklikte -%44- oy vererek onu yeniden Meclis'e gönderdiler...

Cezalandırılmak için Nevşehir'e bağlı bir ilçe haline getirildi Kırşehir...

Anlattıklarım kendi siyasi tarihimizden...

Sonrasını da okuyun:

Tepkiler dayanılmaz hale gelince, iktidar, bazı ilçeler ile köyleri Nevşehir'de bırakıp Kırşehir'i yeniden il haline getirmek zorunda kaldı. Bölükbaşı'nın bir daha seçilemeyeceği hülyasıyla...

Kırşehir halkı, cezaevinde bulunduğu için kampanya bile yapamadığı halde, hem Bölükbaşı'yı hem de onunla birlikte partisinden üç kişiyi milletvekili seçerek Meclis'e gönderdi.