Herhalde şimdiye kadar sizler de işitmiş olmalısınız: ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi için geldiği Ankara'dan, kendisine Katar tarafından hediye edilmiş 'Air Force One' uçağıyla ülkesine dönmemiş; bir suikast ihbarı üzerine gidişi için farklı bir yöntem uygulanmış...
Uçak Trump'ı, yakın kadrosunu ve gazetecileri beklerken, ABD başkanı uçağa biner gibi yapıp Esenboğa Havalimanı'ndaki personel yemeğini taşıma aracıyla bu operasyon için getirilmiş bir askeri uçağa bindirilmiş ve Londra'da kendisini bekleyen 'Air Force One'a intikal ederek Washington'a dönmüş...
Haberi Washington Post açık etti. Trump, 'yalan haber' veya 'çakma haber' adını verdiği yayınlar yüzünden medya kuruluşlarına yüksek meblağlı davalar açtığı ve haberi veren gazetenin patronu da Trump'a yakın olmak için özel çabalar sergilediği için haberden kuşku duymadım.
Nitekim, Trump da, fazla gecikmeden olayı doğruladı.
İşin ilginç tarafı, güvenlikli askeri uçağa geçerken, Trump, yanına bir bakan ile iki-üç yakın görevliyi alırken, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Hazine Bakanı Scott Bessent'in de bulunduğu birkaç bakan, çok sayıda görevli ve kendisini izleyen bütün gazeteciler, suikastın hedefi olabilecek 'Air Force One' içinde kalmaya ve Ankara'dan onunla ayrılmaya mecbur bırakılmışlar...
Suikast ihbarı doğru çıksaymış, suikastçılar Trump'ın da içinde yer aldığını düşünerek füze yollayacak, o kadar insan onun nârına ölecekmiş...
İhbarı yapanın İsrail olduğu sonradan açıklandı.
Suikast emrini veren de İran imiş...
Wall Street Journal gazetesinin başmakalesinde, İran liderlerinin Trump'ın canına kast edebilecek tipler olduğu iddiası bir takım sözlü ifadelere dayandırılıyor...
Trump'ı canıyla korkutmanın İsrailcesi bu...
Netanyahu'nun zorlamasıyla sürüklendiği İran'a açılan savaşın doğal sonuçlarından biri de bu: İran korkusu... Savaş devam ettikçe, Trump ve etrafındakiler her an ölüm tehdidi altında olduklarını hissedebilecekler...
Gazeteciler ve siyasiler ile bürokratların tehdit altındaki uçakta seyahat ettirilmeleri de, Trump'a yakın olanların bile, farkettirilmeden, ölüme doğru yola çıkarılabileceklerinin habercisi...
Tehdit altında sanılan uçakta seyahat edecek gazetecilere, mürettebat, pencereleri indirmeleri talimatını vermiş...
Başka bir uçağa kaçırıldığını Trump'ın göremesinler diye...
Kendi yakınlarının hayatlarını bile değersiz gören bir başkanları var Amerikalıların...
Amerika'yı savaşa sürükleyen Netanyahu, şimdiye kadar istediklerini fazla zorlanmadan elde etti.
Dünyanın dikkati İran'a kayınca mecburen ateşkese razı olur göründüğü Gazze'de operasyonlarını devam ettiriyor. İran'a savaş sırasında bini aşkın Gazzeli İsrail saldırılarında hayatlarını kaybetti.
Netanyahu, aynı süre içerisinde, Şam'a fazla mesafeli olmayan bir yere kadar Suriye bölgesini işgali altına aldı; oralara Dürzi milisleri yerleştirdi.
Lübnan'ın güneyinde de geniş bir alanı kendi askerleriyle işgal etti.
Mutludur herhalde

6