Dünyada dengelerin Donald Trump sonrası değişmeye yüz tuttuğu artık iyice meydanda.
Venezuela'yı güdümüne almak ve ilk aşamada devlet başkanı Nicolas Maduro'yu yerinden etmek için baskılarını arttırdı Trump.
Maduro'ya sığınacak devlet arayışına girmesi buyruğunda bulundu. Kolay kaçamasın diye de Venezuela hava sahasını uçuşlara kapattığını ilan etti. Bu arada, dünya kamuoyunu arkasına almak için de, Venezuela'nın 'narko devlet' olduğu iddiasını ortaya attı ve ülkesine uyuşturucu taşıdıkları gerekçesiyle açık denizlerdeki teknelere saldırılar düzenledi.
Merak edilen, her gün yeni bir merhalesiyle karşılaşılan bu ihtilafın nasıl sona ereceği...
Tarihe göz atalım mı
Uluslararası ilişkiler alanında 'gunboat diplomacy' (silahlı gemiler ile yürütülen diplomasi) deyimi tam da böyle olaylar için kullanılıyor.
Herhangi bir sebeple dize getirmek istediği bir devleti, gücü onunkinden fazla olan bir başka devletin, istediği sonucu almak için, o ülkenin kıyılarına savaş gemileri göndermesini anlatıyor bu deyim...
Deyim, denizlerin savaşlarda etkin kullanıldığı dönemlerle ilgilidir...
En bilinen örneklerinden biri, hayrettir, yine Venezuela'dır...
ABD değil, yanına diğer Avrupalı güçleri alan Almanya idi yöntemi uygulayan...
Venezuela'nın Avrupa devletlerine olan borçlarını ödeyemez duruma düşmesi sonrasında çıkan kriz sırasında, ABD, daha çok Venezuela'yı kayıran taraftaydı.
Aynı dönemde, Venezuela'yı borçlarını ödeyememesi sebebiyle sıkıştıran Avrupalı ülkeler -Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya- daha önceleri borçlarını ödeyemez duruma gelmiş Osmanlı'dan elde ettikleri kolaylığın peşindeydiler...
Düyun-u Umumiye türü bir kurumla ülkenin değerli neyi varsa el konularak borçların tasfiyesi sağlanmak isteniyordu.
Venezuela'nın devlet başkanı Cipriano Castro, yabancı ülkelere olan borçları ve Avrupalı devletler vatandaşlarının iç-savaş sırasındaki zararlarını ödemeye yanaşmadı.
Kurtla kuzu hikayesi bunun üzerine başladı.
O dönemde gerekçe borçların ödenmemesiydi, şimdilerde Trump'ın kullandığı gerekçe, uyuşturucu kaçakçılığı...
Gerekçeler farklı olsa da istenilen şey aynı: Venezuela'nın değerleri...
Ülke boksit, kömür, altın, demir cevheri zenginiydi ve 1900'lerin başlarında, Avrupalılar, Venezuela'dan bol miktarda ithal etmek zorunda kaldıları madenleri bizzat sahiplenmeyi arzuluyorlardı.
Günümüzde ise, Trump'ın ABD'si, dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip Venezuela'ya çökme girişimini hayata geçiriyor...
[Venezuela'nın petrol rezervinin 303.3 milyar varil olduğu tahmin ediliyor. Suudi Arabistan'ın petrol rezervi 297.7 milyar varil.]
Dünyanın rezerv açısından en zengin petrolünü ülkesine kazandırmanın cazibesine kapılmış görünüyor Trump...
Geçmişte, amaç ülkenin sahip olduğu değerli madenler olduğu halde, Avrupalı ülkeler alacaklarını tahsil etme gerekçesiyle Venezuela'yı ablukaya alarak sıkıştırmışlardı...
ABD'nin o dönem başkanı Theodore Roosevelt, Almanya'nın Venezuela kıyılarına gönderdiği savaş gemilerinden duyulan rahatsızlığı Avrupalı güçlere iletti. Gemileriyle kurduğu ablukayı kaldırmasını Almanya'dan istedi.
İsteğinin yerine getirilmemesi, ablukanın sürdürülmesi veya kara savaşı başlatılması durumunda da ülkesinin müdahale edeceğini duyurdu ABD başkanı...

3