Sonunda ABD, 2003 yılından bu yana işgalci güç olarak bulunduğu Irak'tan askerlerini çekiyor...
Dün uygulamaya koydu da bu kararını.
İşgalin başladığı günden bu yana 4500 civarında Amerikan askeri hayatını kaybetti. İşgalin Amerika'ya maliyeti de 3 trilyon doların üstünde...
En sıcak çatışmaların olduğu dönemde Irak'taki asker sayısı 170 binden fazlaydı, en son, Irak'ta 2.500 askeri kalmıştı ABD'nin...
Şimdi onları da çekiyor...
Baba Bush'un başkanlığı sırasında -1991- başlayan Kuveyt'i işgalden ve Irak'ı Saddam Hüseyin'den kurtarma amaçlı savaşı, oğlu George W. Bush, 11 Eylül saldırılarını bahane edip, 1991'de canlandırmıştı.
Yıllar sonra başarısızlıkları ortada; ancak işgalin tetiklediği gelişmeler bölgeyi müthiş değişikliklere uğrattı.
Irak işgalinin ardından oluşan kaotik ortamda gelişen İŞİD ortaya çıkar çıkmaz sergilediği vahşet manzaraları, İslam ile terör arasında doğrudan ilişki kuran söylemlerin yaygınlaşmasına katkıda bulunduğu gibi, çeşitli ülkelerdeki eylemlerle o görüntü iyice pekişti.
Aynı dönemde masum gerekçelerle baş gösteren protesto gösterileriyle bölgede yayılan 'Arap Baharı', beklenen daha demokratik, insan haklarına saygılı Orta Doğu hülyası yerine, bazı ülkelerde daha zorba yönetimlerin işbaşına gelmesini getirdi.
Bölgede İsrail'le ciddi çatışma yaşamış rejimlerin liderleri devrildi.
Saddam da...
Irak bir türlü istikrara kavuşamadı. Etnik ve mezhep temelli ihtilaflarla rejim bugün de kırılgan...
İşgalde ABD askerlerinin sebep olduğu olaylara ek olarak, gözaltına alınan, cezaevlerinde tutulanlara uygun görülen muameleler, ABD'nin de görüntüsünü bozdu.
Bush yönetimi, işgali mümkün kılabilmek ve dünyanın desteğini kazanabilmek için, sonradan yalan olduğu ortaya çıkacak iddiaları kullanmaktan bile geri durmamıştı.
Saddam'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu türü iddialar, Bush yönetimi tarafından, BM önüne kadar taşınmıştı.
ABD'nin Ankara'daki temsilcileri de, Türkiye'yi Irak'ı işgale razı edebilmek için, aynı iddiaları bizim medyadaki dostları aracılığıyla kullanıma sokmuştu.
Bereket, yeni iktidara gelmiş AK Parti'nin bu konularda hassas kadroları, Deniz Baykal liderliğindeki CHP'nin karşı çıktığı, savaşa ABD yanında katılma amaçlı tezkerenin oylamasında ana-muhalefetle birlikte hareket ettiler.
Türkiye ABD'nin savaşına katılmadı.
Bize 'Terörsüz Türkiye süreci' olarak yansıyan gelişme, ABD'nin askerlerini bölgeden çekmesini çabuklaştıran bir etkiye sahip. Irak yönetimi, Amerika askerlerini bölgeden çekme kararını uygulamaya başlayınca, topraklarındaki devlet-dışı güçlerin silahlarını bırakmaları çağrısında bulundu.
Irak için bu, 'Terörsüz Irak' çağrısı anlamını taşıyor.
Kandil'de yuvalanmış PKK'lılar da çağrıya muhataplar...
Suriye'de, YPG'yi gövdesinde bulunduran SDF'nin kendini feshetmesi ve devletin ordusu içerisinde yer alacağını açıklaması da, büyük ihtimalle, ABD'nin bölgeden askerlerini çekme kararının sonucu...
Beklenen, kendi güvenliğini tehdit eden silahlı unsurlara karşı askerleriyle sınır dışında tedbir alma yoluna gitmiş olan Türkiye'nin de yeni duruma uygun davranması...
Son zamanlarda Irak ve Suriye'den Ankara'ya ziyaretler herhalde bu konuyu görüşme amaçlı.

11