Siyasi hayat her zaman ilginçti, ancak izlenmesi zorlaşarak giderek muammaya dönüşmekte.
'Terörsüz Türkiye' sürecinde, pek çok bilinmezi gözleyerek, simgesel de olsa silahların yakıldığı günlere geldik; sürecin bundan sonraki bölümü muammayı koyulaştıracak gibi...
Önüne 'tarihi' sıfatı yakıştırılmış konuşmasında AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ne demişti, hatırlayalım: "AK Parti, MHP, DEM, biz üçlü olarak, bu yolda beraber yürümeye karar verdik."
Ardından çıkan tartışmalar kafaların karışık olduğunu gösterdi.
Sürecin iki önemli kişisi var:
İlki, daha kimse böyle bir beklenti içerisinde değilken İmralı'ya çağrısıyla sürece yol açmış olan MHP lideri Devlet Bahçeli...
Diğeri de, süreci bu noktaya kadar taşımakta tereddüt etmeyen İmralı'da mukim Abdullah Öcalan...
Öcalan henüz MHP liderinin öngördüğü gibi TBMM'ye kadar giderek beklenen konuşmasını yapmadı, ama olsun, yanında poz veren kadrosuyla İmralı'dan görüşlerini açıklayabildi.
Erdoğan'ın 'tarihi' etiketli konuşmasındaki 'AK Parti + MHP + DEM ittifakı' bilgisi, sürecin bu iki önemli kişisinden destek görmedi.
İmralı yolcularından Pervin Buldan üç partinin birlikteliğinin 'süreç ile sınırlı' olduğunu açıklamakta fazla gecikmedi.
Ardından, biraz gecikmeli de olsa, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik'in benzer açıklaması geldi.
Hadi, 'tekzip' demeyeyim de 'tavzih' sözcüğüyle yetineyim; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'tarihi' açıklaması iki taraftan da tavzih edilmiş oldu.
Tavzih de değerli; sonuçta süreç devam ettikçe bu üç partinin -AK Parti+MHP+DEM'in- birlikteliği de devam edecek demektir...
AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarihi olmasa da yine önemli bir cümle sarf etti dün.
Dediği şu: "Parti yönetimlerinin konuları birbirine karıştırmadan sürece dahil olmalarını önemli görüyoruz. Biz üç parti olarak süreci sonuna kadar götüreceğiz (..) Arzumuz, grubu olan tüm siyasi partilerin Meclis çatısı altında atılacak adımlara hüsnüniyetle destek vermesidir."
Neymiş
Sürecin bundan sonraki aşamasında Meclis çatısı altında atılacak adımlara grubu olan bütün partiler destek vermeliymiş...
AK Parti, MHP ve DEM dışında, Meclis'te CHP, İYİ Parti ile Saadet, Gelecek ve DEVA partilerinin oluşturduğu Yeni Yol'un grupları bulunuyor...
CHP ile Yeni Yol sürece karşı ihtiyatlı bir olumlu tavır içerisinde; İYİ Parti ise aleyhte.
Süreci destekleyen partiler de karşı çıkanlar da doğru bilgilerden yola çıkarak bu tavırlarına ulaşmış değil.
Türkiye geçmişte savaşa girdi (1974'te Kıbrıs'ta), savaşa girmesine ramak kaldı (1991'de Irak'ta) ve her önemli olay öncesinde olduğu gibi bu iki gelişmede de, iktidarda bulunanlar, muhalefeti önceden bilgilendirdiler.
Yalnız muhalefeti de değil, devletin niyetleri konusunda basını da önceden bilgilendirdiler...

1