"İsraf" denilen Ahlat Külliyesi'nde bakın ne yapılıyormuş!
Hafta sonu bir grup meslektaşımızla kadim Türk şehri Ahlat'ı ziyaret ettik. İlçeye daha evvel gitmemiştim. Etkileyici bir manzara ile karşılaştım; tarih ve tabiat zenginliği karşısında hayran kaldım. Ahlat âdeta bir açık hava müzesi gibi. En bilinen tarihî ve kültürel değeri Selçuklu Mezarlığı ve kümbetleri.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türklere Anadolu'nun kilidini açan Ahlat'a verdiği önemi göstermek için bir külliye yaptırmıştı. Van Gölü kıyısındaki bu yapı, ilçeye büyük değer katmış. Bir defa ziyaretçi sayısı artmış, Ahlat daha tanınır ve görünür olmuş. Ağustos ayında 10'a katlıyormuş. İlçede yeni konut yaptıranlar çoğalmış. Tabii bu ilgiyle birlikte ev fiyatları da yükselmiş.
Muhalefet, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni diline dolamış, "Ağustos ayında birkaç gün kullanacak, israf" diyerek karalamıştı. Oysa görenler, "Bakmayın abartıldığına, tefrişatı çok mütevazı" diyor. Biz de ziyaret etmek, görmek istedik fakat izinler Ankara'dan alındığı için muradımıza eremedik.
Meğer Cumhurbaşkanı talimat vermiş; Külliye bir eğitim merkezi olarak kullanılıyormuş. Millî Eğitim Bakanlığı, il müdürlerini burada toplamış ve binada Eğitim Şûrası yapılmış. Her hafta yurdun değişik yerlerinden başarılı öğrenciler gelip burada konaklıyormuş. Bu çocuklarla üst düzey isimler bir araya geliyor, onlara vizyon çiziyormuş. Bayramdan önce yurt dışındaki birçok ülkeden gelen 50 Türk öğrenci ağırlanmış. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise bir hafta boyunca şehit ailelerini konuk etmiş. Yani Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 'cumhur'un Ahlat'taki evi olmuş.
"İsraf" denilen Ahlat Külliyesi'nde bakın ne yapılıyormuş!İşte Malazgirt ruhu
CHP'li belediyelerde yaşanan rüşvet skandalları ülkeye dair umutlarımızı kırdı.
İster istemez "Her belediye mi böyle kardeşim" demeden geçemiyoruz. Ahlat'ın AK Partili genç Belediye Başkanı Yavuz Gülmez'in hikâyesini dinleyince bir yıldır yolsuzluk haberi yapan biri olarak çölde vaha görmüş gibi sevindim. Gülmez, sivil toplum kuruluşlarında temsilciyken Erdoğan'ı rüyasında görür. Bunun üzerine aday olur. Yola çıktığında cebinde 7 çeyrek altından başka bir şeyi yokmuş. Sevildiği halkta karşılık gördüğü için öne çıkmış. Gülmez seçimi kazanınca 310 milyon borçla karşılaşmış. Hepsini de ödemiş. Borç varken konser gibi harcamalara geçit vermemiş. Göreve gelince belediye girişine "Rüşvet alan da veren de mel'undur" hadis-i şerifini astırmış. Gülmez "Belediyeye gelen önce o yazıyla muhatap oluyor. Tavrımızı bilen kötü teklifte bulunamıyor. Bir defa bir kişiden örtülü mesaj aldım. Kapıyı gösterdim. Git girişteki yazıyı oku, öyle gel dedim. Gitti gelmedi. Seçimi kazandığımız gün abdestimizi aldık, niyet beyanımızı yaptık, menfaat isteyen varsa yolunu bizimle ayırsın dedik, göreve başladık. Çünkü biz kadim bir medeniyetin evladıyız. Kötü şeyler bize yakışmaz" dedi. Başkan Gülmez ihaleleri de açık yaptıklarını söyledi. İşte Malazgirt ruhu bu.
"İsraf" denilen Ahlat Külliyesi'nde bakın ne yapılıyormuş!Ne diyelim, Allah sayılarını artırsın.
Pis bıyık, kirli yazı
Muhalefet medyası ikiye ayrıldı: Kemalciler ve Özgürcüler... İkinci grubun hâli gerçekten içler acısı. Özgür Özel'i aklamak, Kemal Kılıçdaroğlu'nu pataklamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Misal, Sözcü gazetesi...
Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Atakan Sönmez'i âdeta hırsız ilan eden gazete, "Arınma çağrısı yapan Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez, Bir Demet Tiyatro'nun Fadıl Fıdıllıoğlu karakterine benzetildi. Bican Günalan tarafından canlandırılan karakter, dalkavukluğuyla hatırlanıyor"

28