İçler acısı hâldeler...

CHP medyasının yolsuzlukları görmezden gelip iktidarı eleştirmesi çift standart mı, yoksa her skandal ayrı ayrı değerlendirilmeli mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, CHP'deki skandalları görmezden gelen muhalif medyanın iktidar üyelerinin benzer davranışlarını abartarak eleştirmesini çift standartta bulur. Veri Enstitüsü anketine göre halk İmamoğlu davasını artık siyasi görmüyor ve CHP kitlesiyle arası açılıyor. Ancak medyanın taraflılığı ve halkın desteğinin azalması arasındaki asıl nedene bakılmıyor?

CHP'de her gün yeni bir skandal patlıyor!..

İstanbul, Antalya, Bolu, Beşiktaş, Bayrampaşa, Uşak, Bursa'da yaşanan "yasak aşk" rezaletleri, pembe televizyon dizilerinin senaryosunu gölgede bıraktı.

Son bomba AK Parti'de yaşandı. Aydın'ın Köşk ilçesinin 60 yaşındaki belediye başkanının, kendisinden yaşça küçük kadınlarla samimi fotoğrafları deşifre oldu.

Halk TV şöyle yazdı: "Belediye Başkanı AKP'li olunca, iktidar medyası habere gözünü kapattı."

Oysa kimse kapatmadı, herkes eleştirdi ve söz konusu başkan jet hızıyla disipline gönderildi. Geçen hafta da benzer şekilde Adapazarı Belediye Başkanının üstü çizildi.

Halk TV'nin bu sözde eleştirisi, kendi vaziyetlerini de ortaya koydu.

CHP'deki rezalet için tek kelime yazamayanlar; hırsıza, yolsuza, rüşvetçiye, avantacıya, tacizciye kalkan olanlar başkasını 'yazamadılar' diye eleştiriyor. İşe bak!

Anadolu'nun küçücük bir kasabasında yaşanan basitin de basiti bir hadiseyi bile abartıp iktidara ve ülkeye teşmil etmeye çalışan Sözcü, koca koca büyükşehirlerdeki skandallar karşısında deve kuşu gibi. CHP medyasının hâli gerçekten içler acısı.

Millet gözünü açtı

Bekir Ağırdır'ın kurduğu Veri Enstitüsü, İmamoğlu ile ilgili halkın bakış açısını ölçmek için bir araştırma yapmış. "İmamoğlu davası tamamen siyasi" diyenlerin oranı yüzde 46'dan 27'ye düşmüş. Bu, CHP'nin oy oranıyla aynı. Yani görünen o ki CHP, İmamoğlu meselesinde kitlesiyle baş başa kalmış. Neyse... Araştırmada İmamoğlu tutuklandığında endişeli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 51 imiş. Yüzde 29'a düşmüş. Yüzde 29 olan öfke yüzde 17'ye, yüzde 40 olan umutsuzluk yüzde 27'ye gerilemiş. Katılımcıların yüzde 41'i İmamoğlu'nun mağduriyet etkisiyle güçlendiğini söylemiş. Yani İmamoğlu'nun ajitasyondan başka sarılacağı seçeneği yok.

Yok mu dert eden

"İran Meclisinde Türkiye'yi savunabilir misiniz Savundurmazlar!

İran basınında her gün Türkiye'yi savunan yazılar yazabilir misiniz Yazdırmazlar!

Televizyonda Türkiye'yi çatır çatır övebilir misiniz Övdürmezler!

Ama Türkiye'de bir taban var ve bu taban kriz anlarında insanımızı sürekli manipüle ediyor. Her şeyi ters yüz ederek olmayan bir senaryoya inanmamızı bekliyorlar."

Yeni Şafak yazarı Taha Kıvanç, İran ve Türkiye'deki İrancılar için bu tespitte bulunmuş.

Altına imzamı atıyorum. Batı basınında Türkiye hakkında neler yazılıp çizildiğini bir şekilde takip ediyoruz. Fakat İran'da neler yazıldığını bilemiyoruz. Hele ki bir savaş döneminde...

Ankara'dan Tahran'a samimi mesajlar giderken, basında İran'a destek manşetleri atılırken ve aksi düşünenler kınanıyorken İran'dakiler bizim için neler yazıyor acaba İletişim Başkanlığı listesini tutuyor mudur Ülkede onlarca iletişim fakültesi bulunuyor, bunları dert edecek birileri var mıdır

Tarih tekerrür eder mi

ABD'nin İran ile savaşında toplam 7 savaş uçağı düşürüldü. Son olarak peş peşe iki uçak imha edildi. Pilotlardan biri kurtarıldı. Diğeri için ABD ve İsrail, İran topraklarında kurtarma operasyonu yaptı. Tabii İran da pilotu ele geçirmek için yarış verdi. Başına ödül koydu. Trump "Bu bir savaş" diyerek geçiştirmeye çalıştı. Amerikan gazeteleri neredeyse olayı görmezden geldi. Oysa İran tarafından esir alınmış pilot görüntüsü, zaten savaşı istemeyen Amerikalıların tepkisinin dozunu artırabilir, Trump'ın tahtı sallanabilirdi. Geçmişte yaşandı.