Hey Ahbap! Hepiniz oradaydınız...

Kaç gündür Haluk Levent denilen adamın düzenbazlıklarını konuşuyoruz. Dolandırdığı insanların feryadı çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Her ifadede ağzımız biraz daha açık kalıyor. Vaktinde onu "iyilik meleği" diye takdim edenler ise şimdi suspus olmuş herkesle birlikte skandalı izliyor. Kimler yok ki listede!
Haluk Levent'i "Sen tam bir film kahramanısın. Bana biri film yap dese seninkini yaparım. Paraya hiç önem vermeyen, hayatından dışlamaya çalışan bir adamsın" diye pazarlayan Sunay Akın.
Deprem döneminde "Haluk sana ne kadar gönderiyorlarsa al arkadaşım, bu parayı. Çünkü AFAD'a ya da başka bir kuruma giden paranın nereye gittiğinden haberdar değilim" diyerek devlet kurumlarına itibar suikastı düzenleyen Fatih Portakal.
"Haluk Levent ve Ahbap'a devlet kurumlarına güvendiğimden daha çok güveniyorum" diye gaz veren Feyza Altun...
Düzenbazı programına çıkarıp "Ne mutlu bana seni konuk ediyorum. İyilik hareketin dalga dalga yayılacak. Gençler seni örnek alacak" diye öven Uğur Dündar...
Ve daha birçokları...
İktidara yakın bir sivil toplum kuruluşu bunun onda birine karışacak olsa ortalığı yıkacak olanlar, Haluk Levent karşısında ölü balık numarası yapıyor.
Hiç şüphe yok! Sekülerler sadece Ahbap'ın dolandırıcılığıyla değil, debelenip durdukları öfke çukurunda nasıl büyük yanlış yaptıkları gerçeğiyle yüzleştiler. Pelin Batu gibi bazıları özür dileme erdemini gösterdi. Bazıları cesaret edemedi. Bazıları da "Haluk Levent zaten muhalif değildi" diyerek mahallesini kurtarmaya çalıştı.
Utanırlar mı, kendilerini sorgularlar mı, ders çıkarırlar mı, 'biz nasıl bir hastalık içindeyiz' derler mi Hiç sanmıyorum.
Çünkü dün Haluk Levent'i göklere çıkarırken bugün milyarlarca lira yolsuzluğa bulaştığı belgelenen Ekrem İmamoğlu'nun, kendi belediye başkanından yasa dışı milyonlar aldığı itiraflara yansıyan Özgür Özel'in peşinden gidiyorlar. Belediyeleri aile çiftliğine çeviren 'ağababa'larına ses çıkarmıyorlar. Müteahhitleri haraca bağlayan, otelcilerden baklava kutusunda rüşvet alan, kurduğu aile vakfında kara para aklayan, yolsuzluk parasıyla sefahat yapan belediye başkanlarını sahipleniyor, suça dolaylı yoldan ortaklık yapıyorlar. Sırf iktidar karşısında diye. Ama yarın onlara da sövmeyeceklerinin, "yanıldık" demeyeceklerinin, 'biz zaten biliyorduk' diye yüzsüzlüğe vurmayacaklarının garantisi yok.
Tayt giyen vali!
Türkiye son çeyrek asırda acayip değişti ve dönüştü. İdeolojik zeminler kayganlaştı. Mahalleleri ayıran duvarlar silikleşti. İnsanlar bireyselleşti ve bencilleşti. Muhafazakârlar sekülerleşti. Sekülerler ise kendi sınırlarını aştı. Yirmi yıl önce kadınlar sokakta sigara içmezdi. Şimdi kimse göbeği açıkları, bir karış şortla dolaşanları yadırgamıyor. Toplu ulaşımda çantasından aynasını rimelini çıkarıp makyaj yapan genç kızlar görmek, İstanbul'da sıradan bir şey ve bu eskisi gibi