Yazarın temel iddiası: Fenerbahçe'nin yapısal krizini derbi galibiyeti perde arkasında gizlemek hatalıdır ve somut tespitlerle yüzleşmek gerekir. Bu iddiayı öne sürüyor çünkü aynı döngünün tekrar edileceğini görüyor; kilit argümanı ise kurumsal irade ve yapıyı düzeltmeden kısa vadeli başarıları kutlamanın sorunları çözmeyeceğidir. Ancak büyük markaların derbi kaybetme lüksü var mıdır?
Fenerbahçe'nin aklı Galatasaray derbisinde.
Bu sürpriz bir durum değil.
Üst üste puan kayıpları, üstüne kupadan elenmek, eleştirileri yükseltse de hala derbiden medet uman bir yaklaşım da var.
Peki Fenerbahçe Galatasaray'ı yenerse ne olur
Hedef, elbette şampiyonluk, son haftaya kadar da bu umudu korumak.
Dahası, ezeli rakibe üstünlük ile son yılların gidişatına dur demek, başını dik tutmak!
Kavramları yerli yerinde kullanmak, korumak ve anlamak gerekli.
1-Fenerbahçe, G.Saray maçı sonucu, ne olursa olsun başı dik durur.
2-Aziz Yıldırım'ın başkanlık döneminde "ebedi dostluk diye bir şey yok; G.Saray bizim dostumuz falan değildir" söylemine rağmen 'DOSTLUK BAKİDİR'.
Başkanlar değil camialar kalıcıdır.
3-Fenerbahçe, tüm unsurlarıyla kötü bir süreçten geçiyor.
*Kadro yetersiz, kontrollü medyaya rağmen eleştiriliyor.
*Teknik anlayış yetersiz; Domenico Tedesco, hala camianın ruhunu anlayamamış görünümünde. Geçiş futbolu Fenerbahçe genetiğine aykırıdır.
*Taraftar küskün, "hep destek tam destek" fikri, o eski sloganda kalmış gibi.
*Başkan ve yönetim, ara transferde takımı zayıflatan stratejinin sorumlusudur. Ekonomik hamleler önemlidir ve saha başarısı olmadan değeri görülmez.
En sorunlu 'YAPI', kulübü borç batağından çıkarmayan ve neredeyse futbol aklını hapseden "transfer" yapısıdır. Sadece Ali Koç döneminde 107 oyuncu transfer edildi.
Kariyerleriyle alınan pek çok deneyimli isim verimsiz kaldı.
S.Saran dönemi, transferler ile umut yükseltmedi.
Fenerbahçe büyük markadır, büyük camiadır; kişilere bağlı olmadan çözümleri üretebilecek gücü vardır. Saadettin Saran, Barış Göktürk, Ali Koç ve Mehmet Ali Aydınlar çok değerli isimlerdir. Ancak, bu isimlerin dışında da başkanlar, yöneticiler olacaktır, değer katacaklardır.
Derbiye gelince; kazanmak her iki camia için de büyük önem taşıyor. Gelecekte de farklı olmayacak.
Ancak her sorunlu dönemde, derbi galibiyeti üzerine perde çekilen sorunlar, çözümsüzlük dağları oluşturuyor. Önce, verileri analiz etmeli Fenerbahçe, somut tespitler ile yüzleşmeli.
Çözümü sağlayacak irade ziyadesiyle mevcuttur.
Zaman sıkıştırması olamaz çünkü Fenerbahçe sonsuzdur...
ŞIMARIK ÇOCUĞUN BAŞARILARI
'Türk sporunun unutulacak başarılara ihtiyacı var'.
Bu bilge sözün sahibi, meslek büyüğüm Atilla Gökçe'ye saygıyla, kutlamalara başlayalım.
Galatasaray'ın UEFA Kupası zaferinin 20.yıldönümü kutlamalarına falan denk geliyordu.
Zaferlerimizi çoğaltalı, yeniler eskileri unutturacak kadar çoğalsın, diyordu Atilla ağabey.
Futbolda o seviye hala çok zor görünüyor.
Ancak voleybol ve basketbolda ustamın düsturu hayata geçirilmiş gibi görünüyor.
Kadınlarda dünyanın en büyük voleybol arenasına dönen Türkiye, Avrupa ve Dünya Kulüpler şampiyonlarının en güçlü ülkesine dönüştü. "Biz voleybol ülkesiyiz" sloganı hayat buluyor.
Kadın basketbol, ayrı bir başarı öyküsü yazıyor.
Önce ÇİMSA ÇBK Mersin, Yunan Athinaikos Qualco'yu geçerek Kadınlar EuroCup kupasını getirdi.
Peşi sıra, Euroleague Kadınlar finali iki Türk takımını karşı karşıya getirmişti. Daha oynanmamışken ülkemize kazandıran finalde, Fenerbahçe Opet, ezeli rakibi Galatasaray Çağdaş Faktoring'i yenerek kupayı aldı. Birkaç gün sonra, Rıza Kayaalp 13.kez Avrupa Şampiyonu olarak Alexander Karalin efsanesini geçti.
Hafta sonu Tour of Turkiye (Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu) başlıyor. Kategorisini tekrar yükseltmeye çalışan gurur organizasyonumuz, yeni şampiyonlar bekliyor.
Tıpkı 21.kez koşulan Türkiye İşbankası İstanbul Yarı Maratonu gibi...
Tarihinin en hızlı yarışında, yaklaşık 15 bin kişiyle rekor kırıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi himayesinde İBB Gençlik ve Spor Dairesi ve İBB Spor İstanbul tarafından düzenlenen maraton, tarihi yarımadayı 54 elit atlete ev sahibi yaptı.
Organizasyonlar kadar katılımcılar da artıyor gelişiyor ve güçleniyor.
Seyirci de oluşuyor.
Özellikle olimpik branşlarda, jimnastik başta olmak üzere yakalanan müthiş ivme gurur veriyor.
Ve evet, Türk sporu, unutulacak başarılara koşuyor.
Başladığımız gibi, Atilla ağabey ile bitirelim: "Cumhuriyetin şımarık çocuğu, spor!" tanımı ona ait.

22